09 Kasım 2021

​Ölüm ve istifa manipülasyonu

2021’in sonuna yaklaşırken çalışanların da işverenlerin de aklında ortak bir soru var:

Asgari ücrete ne kadar zam gelecek?

Mal ve hizmetlerde olağan dışı fiyat artışlarının yaşanmasıyla vatandaşların alım gücünün düşmesi her kesimden insanımızın tepkisini çekiyor.

Halkın buram buram hissettiği bu durum, ekonominin 2021 yılında vatandaşın gündemini belirleyen birinci konu hâline gelmesine neden oldu.

2022 yılı için de ekonominin yine birinci konu olacağını söylemek zor bir tahmin olmaz.

Buraya kadar gelinen süreçte şunları yaşadık:

2020 yılında Kovid-19 salgınının ne olduğunu anlayamayan insanlar canının derdine düştü.

Koronavirüs hakkında elde edilen bilgiler, bu bilinmez düşmana karşı sağlık mücadelesinin başlamasına imkân tanıdı.

Aşının keşfedilmesi ise tekrar normale dönülebileceği umudunu yeşertti.

İnsanlar aşı olunması ve hastalıkla mücadelede yol alınmasına rağmen neden işlerin düzelmediğini merak ediyor.

Pandemi ile dağılan bütçeler, bozulan tedarik zincirleri ve yükselen emtia fiyatları ekonomilerin öyle kolay normalleşemeyeceğini herkese gösterdi.

Üstüne üstlük bir de ABD’nin Çin ile rekabeti dünya ticareti üzerinde bir baskı konusu hâline gelince dünya ekonomisinin pandemi öncesi seviyeye gelmesi öyle kolay olmayacak gibi görünüyor.

Zorlu bir zamanda insanların alım güçlerini yükseltmek ancak dinamik ve kararlı bir ekonomi yönetimi ile mümkün olabilir.

Fakat nedense ekonomi yönetiminin zaafiyet içinde olmasını umangarip bir anlayış var.

Naci Ağbal’ın Merkez Bankası başkanlığına getirilmesi ile temin edilen ekonomik güvenin Lütfi Elvan’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilmesiyle perçinlenmesi, piyasaların bu iki ismin ekonomi yönetimine pozitif katkı sağlayacağına ilişkin bir beklentiye kapılmasını sağladı.

Naci Ağbal’ın kısa sürede görevden alınmasına piyasaların verdiği tepki ortadayken Lütfi Elvan’ı yıpratmaktan kim nemalanır?

Geçtiğimiz hatfa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözde öldüğü haberleri ile manipülasyon yapanlar istediği geliri elde edememiş olacak ki haberin yalanlanmasının ateşi sönmemişken üstüne bir de Lütfi Elvan’ın istifası haberini gündeme taşıdılar.

Finans piyasası, sağladığı hızlı para hareketleri ile beklenti ekonomisinin en hızlı reaksiyon verdiği ve sonuçların en çabuk görüldüğü piyasayı oluşturuyor.

Her duyulan haberin gerçekliği olmayabilir.

Uluslararası kabul görmüş yayın organlarının hassas bilgileri iki kaynaktan teyit etme konusundaki basının en temel politikasına sıkı sıkıya bağlı olmalarına özenen yerli basın mensuplarımızın kimlere hizmet ettiğini anlaması çok önemli.

Hele ki çalışanların büyük kesimini oluşturan asgari ücretlilerin kritik bir eşikte beklediği böyle bir zamanda toplumsal harekete neden olacak yaklaşımlara imkan tanımamak gerekiyor.

Bakan Elvan’ın kısa dönemli olaylar yerine uzun dönemli yaklaşımlar ile ekonomiyi ele aldıklarına ilişkin değerlendirmelerini ciddiye alarak güven inşa etme vurgusuna destek vermek ülkemizin ortak menfaatini artıracak bir yaklaşım olacaktır.

Bu süreçte asgari ücretten vergi kesintisi yapılmasını engellemeyi reform göstermek çok sürdürülebilir bir adım değil.

Bunun yerine dijital para gibi yeniliklerin denenmesi için gönüllü olacak asgari ücretlilere ufak vergi istisnaları tanımak sistem içindeki vergi kaybını önleyecek adımlar sağlayabilir.

Böylece verilen bu istisnalar kısa zamanda tekrar bütçeye geri dönebilir.

Çılgın reformların vakti geldi.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement