AB içinde uzun süredir tartışılan 'iki vitesli Avrupa' yaklaşımı, artan güvenlik tehditleri, savunma politikaları ve küresel ekonomik rekabet bağlamında Birliğin karşılaştığı zorluklar nedeniyle yeniden gündeme geldi.
Tartışma, bazı üye ülkelerin belirli alanlarda daha hızlı ve derin entegrasyonla ilerlemesini, diğerlerinin ise bu sürece daha sınırlı katılım göstermesini öngören modeli temel alıyor.
Bu yaklaşım, özellikle savunma, rekabetçilik ve ekonomik dayanıklılık başlıklarında daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunan bazı Avrupa liderleri tarafından açıkça dile getiriliyor.
Almanya Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil, ocak ayında yaptığı açıklamada, AB'nin karşı karşıya olduğu zorluklara dikkati çekerek, 'Şimdi iki vitesli bir Avrupa için zaman geldi.' ifadesini kullandı. Klingbeil, Avrupa'nın jeopolitik baskılar ve ekonomik rekabet karşısında daha çevik karar alabilmesi gerektiğini vurguladı.
Klingbeil'in açıklamaları, Almanya öncülüğünde Fransa, İtalya, İspanya, Polonya ve Hollanda'dan bakanların katılımıyla gerçekleştirilen ve AB içinde daha hızlı işbirliği yollarının ele alındığı görüşmelerin ardından geldi. Bu temaslarda, tüm üye devletlerin uzlaşısının mümkün olmadığı alanlarda, ilerlemeye istekli ülkelerin birlikte hareket etmesi seçeneği değerlendirildi.
Fransa, bu tartışmaların içinde yer alan ülkelerden biri olarak öne çıkarken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da daha önce benzer yaklaşımları dile getirdiği biliniyor. Macron, geçmiş açıklamalarında, AB'nin genişleme ve reform süreçlerini sürdürebilmesi için 'çok vitesli' ya da 'esnek' entegrasyon modellerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştu.
Bu fikre son atıf ise AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den geldi.
Von der Leyen, 12 Şubat'ta yapılacak olağanüstü AB zirvesinde liderlere gönderdiği mektubunda 'Hedefimiz her zaman 27 üye devletin tamamı arasında bir anlaşmaya varmak olmalıdır ancak geliştirilmiş işbirliğine ilişkin anlaşmalarda öngörülen olanaklardan yararlanmaktan çekinmemeliyiz.' ifadesini kullandı.
AB Komisyonu Başkanı, üye ülkeler arasında tüm konularda uzlaşı sağlanamadığında, AB anlaşmalarında öngörülmüş özel bir mekanizma olan 'enhanced cooperation' (gelişmiş işbirliği) yönteminin kullanılması çağrısında bulundu.
Bu mekanizma, en az 9 ülkenin bir araya gelerek, bloktaki geleneksel oy birliği gerekliliğini aşmasına, konuya göre değişen çekirdek grupların oluşturulmasına olanak tanıyarak belirli politika alanlarında daha hızlı ilerlemenin önünü açmayı hedefliyor.
Savunma ve sanayi politikası
Brüksel'deki Egmont Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü uzmanı Profesör Sven Biscop, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Aslında bu yeni bir fikir değil. Elbette bu fikir her zaman vardı, değil mi? Birçok alanda, bu bizim sahip olduğumuz fikirdi. Şengen bölgesi, avro bölgesi, hepsi önce küçük bir grup üye devletle başladı, sonunda çoğu üye devleti kapsadı. Bu da fikrin işe yarayabileceğini gösteriyor bence.' dedi.
Biscop, ideal olanın da bu olduğunu vurgulayarak, 'Bence önemli ilerlemeler kaydedebileceğinizi fark ederseniz ve herkes ilerlemeye istekli değilse, bunu iki aşamada yaparsınız. Neden fırsatı değerlendirmeyelim ki?' sorusunu yöneltti.
Belçikalı uzman, Avrupa'nın daha fazla ilerlemesi ve gelişmesi gereken temel iki alanın savunma ve sanayi olduğunu ifade etti.
Biscop, 'Herkesle olmasa bile, en azından bir grupla (ilerlemeliyiz). Bir alan savunma, özellikle savunma için stratejik destekleyiciler, diğer alan ise sanayi politikası. Çin ve ABD gibi ekonomik devlerle rekabet etmek istiyorsanız, Avrupa düzeyinde bir sanayi politikasına ihtiyacınız var.' değerlendirmesini yaptı.
Şengen ve avro bölgesinde olduğu gibi savunma ve sanayi için de bu modelin uygulanması gerektiğini, eğer başarılı olursa diğer ülkelerin de katılmak için ellerinden geleni yapacağını savunan Biscop, şöyle devam etti:
'Kilit nokta şu ki iki vitesli bir grup kurarsanız, en azından çekirdek grup kurulduğunda ne yapmak istediğiniz ve bunu nasıl yapacağınız konusunda çok net bir fikriniz olduğundan ve bunun işe yarayacağından emin olmalısınız. O zaman olumlu bir etki yaratacak ve bir noktada herkesi yukarı çekecektir.'
Biscop, hangi ülkelerin çekirdek grupta yer alacağının ise konuya göre değişeceğini belirtti.
'Bu, birilerine karşı yapılan bir şey değil'
Roma'daki Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Direktör Yardımcısı Katia Marchesi de 'Bence bu, iki farklı şeye odaklanan bir strateji. Bir yandan, Rusya gibi açık güvenlik tehditleri, ABD gibi örtük güvenlik tehditleri veya Çin gibi bağımlılıkların 'silah' olarak kullanılması gibi artan güvenlik tehditleri var. Yani bir yandan sürekli tehdit diğer yandan da AB ve NATO gibi mevcut kurumlar.' diye konuştu.
Söz konusu kurumların mevcut halleriyle güncel tehditlerle başa çıkamadıklarını dile getiren Marchesi, şu değerlendirmelerde bulundu:
'En bariz örneği verelim. NATO, ABD'ye karşı kendini nasıl savunabilir? Bu bir tür çelişki. Dolayısıyla, bu gerçekle, bir tür büyüyen tehditle ve cevap bulamayan kurumların yerinden oynatılamaz engeliyle karşı karşıya kalındığında, adına 'gönüllü koalisyonlar' diyebileceğimiz bir itici güç oluşuyor, değil mi?'
Marchesi, gönüllü grupların, bir nevi çekirdek grupları oluşturacağına dikkati çekerek, 'Bunu farklı alanlarda gördük. Ukrayna konusunda gördük. Grönland konusunda gördük.' dedi.
Birçok Avrupalı lider tarafından 'iki vitesli Avrupa' tartışmasının zaman zaman gündeme getirildiğine dikkati çeken Marchesi, 'Bence tüm bu fikirler aynı şeye işaret ediyor ve bu şey özünde karşı karşıya olduğumuz tehditlere cevap bulmak istiyorsak, açıkçası şimdiye kadar izlediğimiz yoldan farklı bir yol izlememiz gerektiği anlamına geliyor.' ifadelerini kullandı.
Marchesi, modelin uygulanması halinde olumlu sonuçlar doğuracağını belirterek, şöyle devam etti:
'Bu, birilerine karşı yapılan bir şey değil. Diğerlerinin ilerlemesini engelleyen bazı ülkeleri önlemek için yapılan bir şey de değil. Yani temelde, AB içinden Macaristan, Slovakya, belki de Çekya gibi 'içerideki düşmanlarımız' olduğunu biliyorsunuz. Bu ülkeleri ve aşırı sağın yükselişiyle muhtemelen daha fazlasının eklenmesini nasıl önleyebilirsiniz? Bu ülkelerin engelleyici rolünü nasıl önleyebilirsiniz? Bu, bir nevi kök bulmak, onları çevrelemek gibi bir şey. Bence ilerlemenin tek yolu bu.'
Avrupa'da mevcut ilerlemenin yetersiz olduğuna işaret eden Marchesi, 'Avrupa'nın karşı karşıya olduğu tehditler göz önüne alındığında, yapmamız gerekenlere kıyasla kesinlikle yeterli değil. Dolayısıyla bir noktada, bir sonuçla karşı karşıya kaldığınızda, bir yöntem denediniz, işe yaramadı. İşte o zaman farklı bir yöntem denemenin zamanı geldi.' diye konuştu.
Marchesi, hangi ülkelerin çekirdek grupta yer alacağının konu bazlı olacağını aktararak, şunları kaydetti:
'Eğer bunu merkez-çevre terimleriyle ele alırsanız, sanki çevreyi dışlayan bir merkez varmış gibi olur. Savunma konusunda İskandinav, Baltık ülkeleri olabilir. Grönland örneğini ele alalım. Risk almaya istekli sadece birkaç ülke vardı.'





