Magazin dünyasına ve ülke gündemine bomba gibi düşen Ahmet Kural'ın Sıla'yı darp etmesi iddiası, Sıla'nın adliyeye giderek şikayetçi olması ve hakkında koruma kararı aldırması ile ilgili konuyu, geçmişlerini ve dahası kadına şiddeti masaya yatıralım…
Konu ile ilgili Ahmet Kural ilk açıklamasını Kanal D Haber'e yapmıştı. Kural, "Öncelikle böyle bir konu ile karşınıza geldiğim için çok üzgünüm. Bu çirkin iddiaların da hiçbirini kabul etmiyorum. 28 Ekim salı günü Sıla ve ailem yemek yedik. Güle oynaya Zekeriyaköy'deki evimize geldik. Ayrıntıları savcılığa vereceğim ifadeden de öğreneceğiniz üzere aramızda karşılıklı bir itişme çıktı. Bu esnada kolunu tuttum. Bu iddiaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bunun ile ilgili de hukuki yollara başvuracağım maalesef. Çok üzgünüm" açıklamasını yaptı.
"Aramızda karşılıklı itişme çıktı…"
Çıkmayacak Ahmet Bey! Bir hanımefendi ile aranda itişme yaşanmayacak. Buna sen müsaade etmeyeceksin bir erkek olarak. Yok öyle kolunu tuttum falan diyerek sıyrılmak.
Mahallede kavga etmiş iki delikanlının kavgasından bahseder gibi, sen hala neyden bahsediyorsun? Yok, kolunu tutmuşmuş sadece. Ya hadi öyle olsun, Sıla'nın o morarmış kolu gördüğünde için cız etmeyecek mi?!
Bir an önce özür dile Sıla'dan ve tüm Türkiye'den.
Çünkü bugüne kadar sana her baktığında tebessüm eden o yüzler, artık sende bambaşka şeyler görecekler…
Ve inan hele de aynı çirkinliğe maruz kalmış kadınlar, kolay kolay seni affetmeyecek, görmeye bile tahammül edemeyecek.
Sen sadece Sıla'nın canını yakmadın Ahmet Bey; ekranlardaki o pervasız halinle, sevdiğin kadın için "…Aramızda karşılıklı itişme çıktı. Kolunu tuttum…" diyebilen tıynetinle hepimizin canını yaktın.
Gelelim Sıla'ya…
Başlığımla tepki çekeceğimi biliyordum… Peki, neden 'ya Sıla da hatalıysa' dedim, açıklayayım…
Ahmet Kural'ın barda tartıştığı kız arkadaşı Naz Çekem'in parmağını kırdığı iddia edilmişti. Çekem de iddiayı doğrulamıştı. Çekem açıklamasında şunları söylemişti: "Ahmet aslında çok iyi bir insandır. Ama alkol alınca değişiyor. O gece bana zarar verdi. Bir daha görüşmeme kararı aldım. Canım yanıyor, iki gündür ağlıyorum. Ameliyat gerekebilir. Dava açmayı düşünüyorum."
Daha önce de Kural'ın Sıla'ya tokat attığı iddiaları gündeme düşmüştü. Barışana kadar herhangi bir açıklama yapmayıp barıştıktan sonra yalanlamışlardı…
Sıla savcılığa verdiği ifadesinde: "…Yoğun alkollü Ahmet Kural tarafından ağır fiziki saldırıya uğramış, darp edilmiş, yerlerde sürüklenmiş, kafası duvarlara vurulmuş, kül tablasıyla kendisine saldırılmıştır…" şeklinde devam ediyor.
YOĞUN ALKOLLÜ!
'İçki bütün kötülüklerin anasıdır' (ümmül habais) Hadis-i Şerif.
Müslüman sıfatıyla Allah (c.c.) kelamı olarak iman ettiğimiz Kur'an-ı Kerîm'de ne yasaklanmış ve haram kılınmışsa bunun mutlaka bir hikmeti ve insanlara faydası vardır. Allah'ın kelamında haram kılınanların esbab-ı mûcibesi, modern ilmin gelişimiyle daha iyi anlaşılmaktadır. Kur'an-ı Kerîm'de ilme ve akla aykırı tek bir husus gösteremezsiniz.
Şişede durduğu gibi durmaz yazıyor şişelerde ne demek? Üstelik Kural'ın eski kız arkadaşı, "Ahmet aslında çok iyi bir insandır. Ama alkol alınca değişiyor" diye özellikle belirtmiş. Ki aylardır berabersiniz az çok görmüşsündür bu durumu, ne diye tartışıyorsunuz o durumdayken? Velev ki sen sinirlendin o anda, duracaksın, öfkeni kontrol edeceksin.
Baştan bu duruma düşmemek için izin vermeyeceksin. Erkek, kadın fark etmez, madem yoğun alkollü birisi, bilinci yerinde olur mu?
Kural'ın yaptığının açıklaması olmaz… Sakın ona bir bahane gibi bir anlam çıkarmayın. Bilincini yitirmiş birisi ile, ki o duruma gelmesi zaten tasvip edilecek bir durum değil. Ancak o an öfkelenen iki tarafta Mevlana'nın öfke için söylenmiş şu sözüne cuk oturuyor: "Öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra diner; ama birçok dal kırılmıştır bile."
Bir başka boyuttan bakacak olursak; diyelim gerçekten de ufak bir tartışmayı, özgüveni yüksek, delikanlı Sıla olarak kaldıramayıp abartılı şekilde yansıttıysa da, bir insanın hayatını, kariyerini hele ki böyle hassas bir konuda, açıklaması güç bir duruma bırakarak riske atması da, en basit tabiriyle çok insafsızca bir durum olur.
Böyledir demiyorum! Zaten yine vücudundaki darp izlerine göre… Ve beraberinde aldığı rapora göre… Hizmetlisinin, Sıla eve geldiğinde şok geçirmiş olarak gördüğü üzere, şahit olarak belirtmesi de… Böyle olmadığını gösteriyor.
Öte yandan Sıla'nın da geçmişi…
Bir taraftan da hatırlatmak istediğim şeyler var. Sıla Gençoğlu, Tarihi Yenikapı mitingini 'şov' olarak tanımlamıştı. Tepkiler üzerine yaptığı açıklamasında 'sözlerimin arkasındayım' diyerek bir skandala daha imza atmıştı.
Sıla, daha önce de Gezi Parkı eylemlerinin en büyük destekçilerinden biri olarak biliniyor! 'Konserden sonra Gezi'de buluşalım' gibi çağrılarla da bu eyleme büyük destek olmuş bir isim.
Sıla'nın konserleri iptal edilmeyi başladığındaysa çark etti ve instagram hesabından açıklama yaptı:
'…Söz konusu demecimde şehitlerimizi ya da demokrasi nöbeti tutan yurttaşlarımızı kast etmediğimi yapılan açıklamak zorunda kalmış olmayı ve kelimelerin hoyratça çarpıtılmış olmasını hala hazmedebilmiş değilim…'
Sıkıştığında böyle çark eden birisinin açıklamasının da, ne kadar güvenilir olur bilemiyorum. Gezi'de ki şiddetin, vandallığın dibine vurulduğunda, tek bir kınama açıkmalası yapmayan, Gezi olaylarına destek olan Sıla'nın, şiddetten anladığı şeyin de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum…
Yaşanan gelişmelerden sonra Ahmet Kural'a benim gördüğüm kadarıyla tek destek için ünlü isim Tuğba Ekinci oldu. Kısa bir süre sonra da twitter'da TT oldu. Tabi ki linç yiyerek, hemcins düşmanı ilan edilerek… Onun da açıklamasını da aynen dikkatlerinize sunuyorum:
'Küçük çocuk gibi güçlü bir bayana ses sanatçısına bu şikayeti yakıştıramadım. Her ilişkide oluyor itip kakışmalar. Ahmet her zaman ailesine çok hayırlı evlat oldu . Mesleğini tehlikeye atmanın alemi yok. Gerektiğinde erkek gibisiniz, 15 Temmuz mitingi için açıklamanız, yürüyüş sitiliniz, konuşma şekliniz, şarkıları tonlandırma vs Ahmet benim eski dostum asla büyük hatalar yapacak biri değil ayrıca şiddet görmek istemeyen bayanlar şiddet görmez. Saygılar &Sevgiler (Ya göründüğün gibi ol yada oldugun gibi görün) MEVLANA'
Her durumda da, hatalı kısımları var. Umarım ders olur ona... Ahmet Kural'da neyi hak ediyorsa, ününden dolayı ne fazlası, ne azı cezasını hak ettiği şekilde almasını ve 'İnsan gibi' özür dilemesini temenni ediyorum.
Bunlar değerlendirmedir ve asla şiddeti meşru kılmaz. Doğru mu yanlış mı diye tartmazsak, aklıselim hareket etmezsek, bazen yansıyan şeylerin tam da öyle olamayabileceğini göremeyebiliriz…
Hatırlıyor musunuz?
Yakın zamandan sadece bir örnek: İsa Ç. (32) tarafından dövülen yedi aylık hamile Aysel Kurt, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
Geçtiğimiz aylarda kadına şiddet sonucu meydana gelen bu cinayet, Sıla'nın kolunda ki morluk kadar konuşulmadı. Umarım bilinç uyanmasına acıda olsa bir vesile olur.
Şiddetin büyüğü küçüğü, ünlüsü ünsüzü olmaz, şiddete sesiz kalmayın.
"Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür." (İ.Asakir) Hadis-i Şerif.