0

1 kasım seçimleri yaklaştıkça yine 7 haziran seçimlerinde olduğu gibi kamuoyu anketlerine boğulduk. Her gün yeni bir anket medyada haber oluyor. Ancak işin şaşırtan tarafı bu anketlerin birbirini tutmaması. Hepsi de halkın tercihini aynen yansıttıklarını söyleseler de…

Olayın garip tarafı da bazı hükümet üyelerinin ve Ak Parti yetkililerinin bu anketleri tekrarlayarak tek başına iktidar olacaklarını devamlı tekrar etmeleri. Halbuki önceki seçimlerden ders almaları gerekirdi.

7 haziranda yapılan seçimlerde bazı bakanlar sık demeç veriyor, "Anketlere göre yüzde 45 ila 50 bandında görülüyoruz. Her şey yolunda, tek başına iktidarız" diyorlardı.

"Nasıl olsa Ak Parti tek başına iktidar, madem sorun yok" diyen bir çok Ak Partili sandığa gitmekte ihmal gösterdi ve katılım düşük oldu.

Bazı Ak Parti'ye kızan, yaptığı olumsuz sayılabilecek gelişmelere kafayı takan kişiler ise oyu biraz düşerse kendilerine daha dikkat ederler inancıyla ya Ak Parti'ye oy vermedi veya sandığa gitmedi.

Oy verenler de yeterince çalışmadı, "nasıl olsa tek başına iktidarız, uğraşmaya gerek yok" dediler ve gevşeklik gösterdiler.

Ak Parti karşıtları ise, "Madem olay sandığımız gibi değil daha çok asılmamız lazım" diyerek inatla oylamaya katıldılar ve çevrelerindeki kişilere muhalefete oy vermeleri için ısrarcı oldular.

Sonuç üzücü idi, Ak Parti tek başına iktidar olamadı. Partilerin çıkardıkları milletvekili sayıları da koalisyon kurulmasına uygun değildi. Türkiye hükümetsiz kaldı ve tekrar seçimlere gidilmeye karar verildi.

Olayın bir başka şaşılacak yönü ise Ak Partili yöneticilerin tek başına iktidara gelemeyeceklerini bilmeleri idi. Özel sohbetlerde bunu ifade ediyorlar ancak medyaya benzer ifadeleri tekrarlıyorlardı.

"Tek başına iktidarız" diye yine ikide bir açıklama yapan Ak Parti yöneticilerine şaşırıyorum, böyle demekle ne fayda umuyorlar acaba? Bu lafları tekrarladıklarında milleti Ak Parti'ye oy vermekte gevşeteceklerini görmüyorlar mı?

ALİ ATIF BİR

Paralel medyanın yazarı Prof. Dr. Ali Atıf Bir'in Şehir Üniversitesi'ne rektör olarak atanacağı haberi kamuoyunda şaşkınlık uyandırdı.

Şaşkınlığın sebebi sadece paralel medyada yıllardır yazması değildi. Ali Atıf Bir 28 Şubat döneminde Hürriyet'te yazarken 28 Şubatçılara destek vermiş, onları yazılarıyla savunmuştu. Fatih Altaylı'nın kaydettiği gibi bazı ilke sorunları olması da ayrıydı. Asıl benim yazacağım husus, bu zatın tuvaletlere taharet musluğu koyulmasına karşı çıkması ve bunu irtica ile mücadele yöntemi olarak görmesiydi. Bu mealdeki yazısını o zaman okuyunca garipsemiştim.

Evet, 6 Eylül 2006'daki Hürriyet'teki yazısında irtica kampanyalarına şöyle destek oluyordu:

"İş çocuklara tuvalet kağıdının yanında tuvalet musluğu, tesettürlü Barbie satmaya kadar vardı."

Şimdi merak ettiğim konu şu: Sayın rektörümüz Şehir Üniversitesi'nde göreve başlayınca ilk iş olarak tuvaletlerdeki muslukları mı kaldıracaktır?