0
Hira…
Nuh'un gemisi Hira…
On sekiz bin aleme mükafat sağanağı…
Hüznümüze kapı açan şeref sığınağı…
Dik başların, ak alınların ahlak sureti…
Yüce kurtuluş reçetesi…
Aşkın sonsuzluk derecesi…
Muhammed'in merhamet şeceresi…
Gönül tövbelerinin ilk ve tek hecesi…
Cebrail'in ilk cümlesi ve o sessizlik tümcesi…
Hira… Çoraklaşmış toprakların yağmuru…
Sahipsiz benliklerin, kimsesizlerin gururu…
Mustafa'ya tabi oluşumuzun o en asil onuru…
Sancıların, doğumların diyarı…
Hira… Varlığın anlam darı…
Hira… Aşkın suretinin nazarı…
Hayanın, edebin, arın diyarı…
…
Ağaçların yapraklarla şekillenmesi gibi, ruhun rahmet pınarlarıyla gümbür gümbür coşmasıdır o iklim, o mağaradaki kilim… Anın içinde asırlar, asırların aşka nakşıdır o diyar… Gökyüzünün nur sevincine bürünmesidir o hal, o topraklardaki hayal…
Hira'yı kim anlatabilsin, inen ayetlere şükürler ola… Sevr'in gururunu yaşayan gözlere gönülleredir bu heyecan, bu an, bu can… Öylesine bir tebessüm, öylesine bir sükûnet, ebabillerin zaferinedir bu sessizlik…
Hira'ya gölge veren Cebrail'in ışığıdır semamızı aydınlatan… Mekke'yi nurdan billurlaştıran o nebinin namıdır, nişanıdır bu naz bu niyaz… Uygarlığın şekillendiği kutlu bir medeniyetin ufkudur Hira… Vahiy kokusu… Allah'tan gelen tabiat tasavvuru olan o ilk teşrif…
Ve tarifsiz nura muhatap olmaktır Cebel-i Nur'a ayak basış… Sanki kalbin ateşe girmesidir ve kalple ayak tabanı yer değişsin istiyor insan… Ayaklar kesilsin, kalp bassın Cebel-i Nur'a, kalp yıldızlaşsın ve yürüsün ta Hira'ya… Hira! Dirilişe aşina, kutlu bir yük, Nur Dağı'nda vahyin kokusuna yolculuk…
Bilmem kime nasip olmuştur birkaç saat Hira'da uyumak, uyanmanın ta kendisi ''ydi''… Ey Hira! Sen nasıl bir elçi oldun gönül bulvarlarına, sen nasıl bir sultan oldun, taç oldun, sancak oldun beyin algılarına… Hira, Hira, dilsiz bir dağın rahmet konuşması, merhamet olup coşması, merhamete muhatap oluşumuzun mihmandar vatanı…
Ey Hira! Seni anlamayanın, seni yaşamayanın kulluk sefası noksan kalacak…
…
Ey gönül! Sana ne oldu öyle böyle… Hira oldun… Hira doldun…
…
…