0

Güzel bir sloganımız, tezahüratımız vardı. Maçlarda, eylemlerde sesimizi Avrupa'ya duyurmak için sık sık kullanırdık bu sözleri; "Avrupa Avrupa, duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesleri"

Avrupa; Türklerin sesini duymakla ilgili büyük sorunlar yaşıyor. Bu öyle birkaç yıllık meselesi değil. Yüzyıllar boyunca bu hep böyle olmuş. Türklerin varlığından ve daha da önemlisi güçlenen Türklerin varlığından rahatsızlık duymuş Avrupa.

Bunun ne anlama geldiğini şimdi bizler de canlı canlı yaşıyoruz. İptal edilen toplantılar, güvenlik nedeniyle inişine izin verilmeyen uçaklar, karayoluyla ülkeye giriş yapmak isteyen bakana çıkarılan güçlükler, bakanı sınır dışı etme çabaları, eylem yapan Türklere karşı uygulanan en sert tepkiler ve sözde çağdaş Avrupa'dan çağdışı görüntüler.

Referandum yaklaşıyor. Sadece Türkiye'de değil dünyada büyük yankısı var referandumun. Hayır cephesi yalnız değil. Avrupa gizli ya da açıktan açığa hayır için çalışıyor.

Bakanlara verilmeyen toplantı izinlerinin hayır propagandası yapan herkese verilmesi net bir şekilde Avrupa'nın tavrını bizlere gösteriyor.

Avrupa'nın göbeğinde Pkk rahatlıkla gösteri yapıyor, salonlarda toplantılar düzenliyor. Pkk'ya verilen iznin Türkiye hükümetinin bakanlarına verilmemesinin altında yatan mesajı anlamak için derin analiz bilgisinin olmasına gerek yok. Adamlar açıktan açığa "Biz Türkiye'deki yeni sistemi istemiyoruz." diyorlar.

Biliyorlar ki yeni sistem demek daha güçlü bir Türkiye demek.

Yeni sistem demek dışa bağımlı değil kendi içinde büyüyen Türkiye demek.

Yeni sistem demek milli iradenin galip gelip şer güçlerin bir bir ortadan kaybolması demek.

İşte bunlar ve daha fazlası için Avrupa ülkeleri telaşla 16 Nisan'a kadar ellerindeki tüm kozları oynamak istiyor. Onların istediği Türkiye, IMF kapısında bekleyen, Avrupa'nın ağzının içine bakan Türkiye.

15 yıldır durduramadıkları yükselişin üstüne şimdi bir de yeni anayasa ile birlikte gelecek olan yeni sistem Avrupa'yı daha da tedirgin etti. Bütün dertleri işte tam da bu; büyüyen, güçlü Türkiye'yi istemiyorlar. Çünkü onlar için güçlü Türkiye demek dirilişe geçen Osmanlı ruhu demek.

Avrupa; Viyana kapılarına dayanan Türkleri, Kanuni'nin bir mektubu ile Fransa'nın terk ettiği dansı, mehterin coşkusuyla titreyen topraklarının anlamını çok iyi biliyor ve şimdi eli ayağı birbirine dolanıyor.

Biliyorlar ki Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider varken Türkiye'nin yükselişini engellemeleri imkansız. Bütün bu bayatlamış ayak oyunları ondan.

15 Temmuz'da sadece Fetö değil onları destekleyen Avrupa da büyük darbe yedi. Şimdi yapmak istedikleri 15 Temmuz'da diz çöktüremedikleri Türkiye'ye referandum öncesi "Acaba ne yaparız da hayır oylarını arttırabiliriz?" diyerek bir darbe yapmaya çalışıyorlar.

Avrupa'nın yaptığı her hamle "evet" hanesini daha da güçlendiriyor. Bunu anlayacak kapasiteye sahip olmadıkları için de izinleri iptal ederek, bakanlarımıza zorluk çıkararak aslında farkında olmadan evet için çalışıyorlar.

Sadece Avrupa değil Kemal Kılıçdaroğlu da son günlerde evet için çalışmaya başlamış görünüyor. Geçen hafta bir radyo programında yaptığı ve kesinlikle bir dil sürçmesi olmayan; "Yeni modeli kurduk. Halk seçti cumhurbaşkanını... Başbakan da başkası oldu. Cumhurbaşkanı başka bir partinin genel başkanı, başbakan başka bir partinin genel başkanı... Asıl kavga o zaman çıkacak. Niye bunu söylemiyorlar millete, neden bu anlatılmıyor millete?" açıklaması evet için çalışan herkesin işini kolaylaştırmış görünüyor.

Almanya, Hollanda, İsveç ve başkaları. Sayı artacak; kesin. Avrupa Türk milletin güçlü sesini duydu. Telaşla yaptığı her şeyi eline yüzüne işte bu yüzden bulaştırmaya devam ediyor.