0
Hayatın akışı, tarihin gidişatı içinde olaylar birbirini gece ve gündüz gibi takip eder. Yükselişler, duraklamalar, başlangıçlar, yıkılışlar, kemal ve zeval vakitleri birbirini adeta kovalar. Bu gitgellerin, bu iniş çıkışların tamamı ise büyük bir imtihanın gereği. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de, Al-i İmran Suresi, 140. Ayette şöyle buyuruyor: "Eğer size bir yara değmişse, o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez."
Allah kulları arasından cenneti için bir seçim yapıyor. Bunun için de çetin bir imtihan ile sınıyor. 2 yıl evvel Bedir'de dönemin en güçlü ordusuna büyük bir darbe vuran Rasulullah (sav) ve arkadaşları, 2 yıl sonra büyük bir yara alıyor. Yukarıda mealini verdiğim ayetin iniş sebebi bu olaya temas etmektir.
Türkiye başta olmak üzere İslam aleminin bu zulüm çağında yaşadıkları, yeni bir kemal-zeval, iniş-çıkış döneminin de göstergesi. Gecenin en karanlık noktası, şafak vaktine en yakın olunan zamandır. Bu zulüm, baskı, saldırı, sömürü ve katliamların katmerlenmesi o kutlu şafağa her geçen an daha da yaklaştığımızın adeta bir delili.
İslam'ın hayat ve düstur kitabı, yeryüzündeki sömürü düzenlerinin bir bir yıkılacağını ve nihayetinde Hakk'ın galebe çalacağını en baştan ilan ediyor. Bu bakımdan tablo ne kadar karamsar olursa olsun inananların asla ümitsizlik bataklığına saplanmamaları gerekiyor. Zira bizler; "İnanıyorsanız en üstünsünüz ve hüzünlenme, Allah bizimle" ilahi müjdelerine nail olmuş bir ümmetiz.
Cahiliye dönemi işkencelerini, tefessühünü, baskı metotlarını andıran enstantaneleri canlı yayınlardan izliyoruz. Ramazan-ı Şerif'in başlamasıyla birlikte, bölgemizin habis uru işgalci İsrail, mazlum ve masum Gazzeli kardeşlerimize karşı misli benzeri daha evvel görülmemiş bir taarruz başlattı. Büyük bir kısmı kadın, genç ve çocuk olmak üzere, şehid sayımız yüzü buldu, binlerce yaralımız var, Gazze'nin alt ve üst yapısı yeniden çökertildi. İşin en hazin tarafı da; bu şenaat, denaat ve fecaatlerin ümmetin ve tüm insanlığın gözleri önünde, 3.5 milyar internet kullanıcısı ve 6 milyar tv izleyicisinin gözleri önünde bir reality Show gibi gerçekleşmesi ve izlenmesidir.
Elbette, iman ve insaf sahibi Müslümanların ve vicdanlı insanların sineleri bu haksızlıklara tahammül edemiyor. Dünyanın dört bir yanından bu kara zulümlere sesler cılız da olsa yükseliyor. Erdemli insanlar ittifaklara yanaşıyor. Ancak, maalesef son 3 asırdır dünyayı domine eden şer güçleri alt etmekten, o kadar uzağız ki. İskoç hükümeti, Gazze'de Siyonist katiller tarafından yaralanan sivilleri herhangi bir bedel talep etmeden hastanelerinde tedavi edeceğini duyurdu. Bu ne güzel bir erdemli dayanışması. Ancak Gazzeli Müslümanlara en fazla sahip çıkması gereken ümmetin mensuplarının büyük kısmının duyarsızlık kuyusunda debelendiğine esefle tanık oluyoruz.
Gül kokulu nişanlıların, cennet meyvesi bebeklerin, 1435. Hicri Yılın Ramazan-ı Şerifi'nde, iftar ve sahur sofralarına ulaşamadan, Gazze'de, Irak'ta, Suriye'de, Doğu Türkistan'da toprağa düştüğünü bilerek yaşamak boşun boşu. Yaklaşık 500 yıl evvel bir İslam coğrafyası olan Endülüs'te tarihin en büyük soykırımlarından yaşandı, oradaki Müslümanların ahvalini tasvir etmek üzere Ebulbeka bin Salih tarafından yazılan Endülüs Mersiyesi'nin ilk beyti şuydu. "Her yükselen bir gün düşer, iniş başlar zirvelerden / Ömrün mutlu günlerine niçin aldanır ki insan". 19 yıl evvel Avrupa'nın tam merkezinde, Srebrenica'da, BM askerleri gözetiminde bir gecede yaklaşık 10 bin masum Müslüman Boşnak katledildi. Bu soykırımı şiiri ile abideleştiren Boşnakların Mehmed Akif'i Cemaluddin Latiç de Srebrenica Cehennemi / Srebrenicki İnferno şiirinde şöyle sesleniyordu: "Bosna annem, Srebrenica ablam/yalnız olmayacağım…". Yaşadığımız zulmetin, karanlığın dağılmasının habercisidir bu koyulaşan zulümler. Ve mazlumlar asla yalnız kalmayacaklar.
Bahar bizim için geliyor.Bu soykırım geceleri nurlu sabahlara uyandıracak Müslüman ve mazlum halkları. Bu mübarek günler bizim baharımızın başladığı birer nokta olacak tarihin seyri içinde. Buna inancım tamdır, ümidim ise her zamankinden daha diri. Bu gün konan nokta, bana büyük bir muhabbet ve saadet okyanusunun rüyasını gördürüyor. Güllerin açacağı baharın şafağı atıyor.
İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ…