0

Bizim faşistlerin ciddiye alınacak yönleri yoktu fakat matraklığın bu kadarı da fazla.

"En azından 6 ay alır" diyordum bir ayda alıştılar başkanlık fikrine.

New faşistlerden Enver Aysever "yeni sistemde doğru aday seçilirse Tayyip kazanamaz" diyor mesela. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi üyesi Rıza Türkmen CHP'nin de, MHP'nin de, HDP'nin de, Saadet Partisinin de oyunu alıp yüzde 51'e ulaşabilirmiş. Aslında yeni sistem önümüze bazı umutlar koymuş. Tayyip bunu görüp referandumu iptal edebilirmiş…

Muhafazakar kanattan bu düşünceleri dile getiren sadece Deniz Baykal, Enver Aysever değil elbet.

Peki nerde o referandumdan evet oyu çıkarsa dünyanın sonu gelecekmiş havasındakiler? Topluma korkular pompalayan, Türkiye bir uçuruma doğru saatte 200 km hızla ilerliyor diyen baykuşlar?

Daha 2 ay geçmeden seçim sürecinde kopardığınız bütün yaygaraların temelsiz olduğunu kendi davranışlarınızla, söylemlerinizle açığa çıkardınız beyler farkında mısınız? Yüzde 51'e ulaşabilecek, partiler üstü bir adaydan bahsetmeye başladınız bile.

Madem bu fikre bu kadar kolay adapte olabiliyordunuz, farklı kesimler ile bu kadar kolay kol kola girebiliyordunuz, o yok saymalarınız, ötekileştirmeleriniz, nefret söylemleriniz neydi öyle?

Kürde kan kusturdunuz, Aleviyi, Ermeniyi katlettiniz, dindarı canından bezdirdiniz.

Neyi bekliyordunuz?

Erdoğan'ın gelmesini mi?

Bakın size burdan bir dost tavsiyesinde bulunayım; siz bu kafayla kimi çıkarsanız çıkarın seçim-meçim kazanamayacaksınız.

Çünkü kötü niyetlisiniz.

Açılım yaparken kafalama peşindesiniz.

"Hele şu Tayyip belasından kurtulalım bunları tasviye etmek kolay" düşüncesindesiniz. "Nasılsa Kasr-ı Kanco bir türlü uslanmıyor" diyorsunuz.

Oysa anlamadığınız şöyle bir hakikat var ki: halkın mevcut sisteme karşı yürüttüğü mücadele bilinç düzeyi gayet yüksek bir noktada. Siz iktidarsınız halk da bu iktidara karşı gayet akılıca bir savaş veriyor.

Muhafazakarlar için, gerçek iktidar için seçim kazanabilmenin tek yolu geçmişleriyle yüzleşmek. Önce Kürtlerle yüzleşecekiniz. Munzur nehrine attığınız Alevi çocukların ruhundan diz çöküp özür dileyeceksiniz. Katlettiğiniz, göçe zorladığınız, mallarına çöktüğünüz Ermenilerle, Rumlarla, Ezidilerle, Süryanilerle yüzleşeceksiniz. Camilerini ahıra çevirdiğiniz, sizin gibi giyinmedi diye darağacına çektiğiniz, başörtülü kızlarını üniversite kapılarında copladığınız dindarlarla yüzleşip helallik alacaksınız.

Yok öyle vitrinliklerle kolay zaferler elde etmek bayım!

Ondan sonrası mı?

O da aydınlık görünmüyor. Tayyib'in kalibresinde birini bulmak öyle Aydın Doğan ve tüm adamlarının ucuz oyunları ile olacak iş değil.

*******

Hollanda'da scout ekipleri var, Türkiye'de ise menajerler"

Fenerbahçe teknik direktörü Dick Advocaat'ın "Hollanda'daki birçok takımın çok büyük scout sistemi var. Türkiye'deki üst düzey kulüplerle, Hollanda'daki üst düzey kulüpler arasında fark var. Hollanda'da 8 yaşındayken, 9 yaşındayken genç yetenekleri buluyorlar. Danimarka'ya veya başka ülkelere giderek farklı oyuncuları 17, 18 yaşında buluyorlar. Kluivert'ın oğlu şu anda 18 yaşında. Feyenoord'da da Ajax gibi bir sistem var. Türkiye'de ise menajerlerle çalışıyorlar" şeklindeki açıklaması Türkiye futbolunun içinde bulunduğu çıkmazı açıklamak için yeterli. Benim anlamadığım bunu görebilmemiz için Advocaat'amı ihtiyacımız vardı?

Futbolu siyasi ve ekonomik emelleri için kullanan Aziz Yıldırım gibi yöneticiler eliyle bu noktaya geldiğimizi görmek bu kadar zor mu?

Futbol federasyonu bu ülkede ne iş yapar?

Genç yetenekleri bulup yetiştirmek sadece Fatih Terim'in mi işi?

Fatih Terim'i dışarda tutarak söyleyecek olursak teknik adamlarımızın bu tür kaygıları yok. O halde Futbol federasyonu bu meseleye el atacak ve yeni yeteneklerin yetişmesi ve kendilerini geliştirecek ortamlar oluşturulmasını sistemleştirmeli, takımlara ve antrenörlere yaptırımlar uygulamalı.

*********

Şehircilik ve kalkınma

Yapılaşma bakımında Türkiye dünyanın en çirkin ülkelerinden biridir. Bunun en önemli sebebi cumhuriyet boyunca bir kent politikasının olmayışı. Estetik anlayışları kötünün de ötesinde olan yöneticiler tarafından yönetildi Türkiye yıllarca. ABD'de şehirlerin planlı bir şekilde oluşturulması ülkenin kurulmasıyla başladı. Türkiye'de ise bu planlama yüzyıl sonra bile halledilemiyor. Refah Partisinin yönetmeye başladığı belediyelerde gözle görülür iyileşmeler gerçekleştiyse de şehirlerin planlanması bir türlü gerçekleşmedi çünkü belediye başkanları bu donanımdan yoksundu.

Türkiye mimar da yetiştiremiyordu… Mimarlar odasının ise ideolojik kaygılarından şehirciliğe ayıracak vakti yoktu...

Bu yapının Ak Parti hükümetiyle değiştiği bir gerçek fakat yetersiz. Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde "bir kalkınma hamlesi yapacaksanız önce buna şehircilikten başlayacaksınız" demesi çok önemli.

Bana göre Türkiye'nin en önemli problemi olan şehircilik konusuna böyle bir yaklaşımda bulunması devrim niteliğinde.

Sayın Başkandan beklenen bunu Türkiye'nin öncelikleri arasına koyması.

Kürdistan kentlerinden Cizre ve Yüksekova'nın şehir yapılmak istenmesi doğru bir karar. Özellikle Cizre'nin biran önce hakkettiği yere gelmesi gerek. Cizre bu topraklarda önemli bir kültür merkezi. Ne yazık ki bu kültür merkezi yetersiz belediye başkanları, yetersiz kayyumlar elinde yok edilmekte. Dicle nehrini kumla doldurarak hizmet getirdiğini sanan bu insanlardan bir önce kurtarılmalı bu şehir. Şırnaklıların ise küstürülmesi gerekmiyor. Cizre ile Şırnak yerleşim alanı olarak nerdeyse birleşmiş durumda, iki şehir birleştirilerek büyük Cizre oluşturulabilir. Bu Şırnak sınırları içinde yaşayan halkın da faydasına olacaktır. Bu arada Şırnak komedisi de bitsin artık. Bu kentimizin asıl ismi "Şehr-i Nuh"tur. Meclis-i Mebusan beş dakikasını ayırsın ve bu hatayı düzeltsin.

Please.

*******

Söylenmezse eksik kalırdı

"Hêjayîya jiyana we, hêjahîya wan mirovên ku di nav jiyana we de ne diyar dikin."

"Hayatınızın kalitesini, hayatınızdaki insanların kalitesi belirler.''

-M. Longston-