Bir casus düşünün, hem Türk vatandaşı olsun, hem İngiliz vatandaşı. Hem Amerikan gizli servisi CIA ile çalışsın, hem İngiliz gizli servisi M16, hem de İsrail gizli servisi Mossad ile çalışsın. Çok yönlü çalışan tehlikeli bir adam. Böyle bir casus kolay kolay yakalanabilir mi? Yakalanamaz! Peki bu casus yakayı nasıl ele verdi? Türk istihbaratının eline nasıl düştü?

İsmi Hüseyin Gün, şu anda kodeste. Amerika’nın tescilli Türk düşmanı Joe Biden, Türkiye ile ilgili hain emellerini hayata geçirmek istediğinde bu adamı buldular. CHP ile dirsek temasına geçildi. Partiye seçim kazandırılacaktı. Hüseyin Gün, tüm yeteneklerini konuşturmaya başladı. Seçimlerde istihbarat servislerinin bilinen yöntemlerini kullanmaya başladılar.

İşledikleri tek bir konu vardı: Fakirlik, işsizlik, emeklilerin acınası durumu. Hüseyin Gün’ün “Manevi annem” dediği Seher Alaçam ile birlikte Ekrem İmamoğlu’nu ziyaretinde çektirdiği o meşhur fotoğrafı muhtemelen görmüşsünüzdür. Bunlar gizli bilgiler değil, internet ortamında arayınca rahatlıkla bulabilirsiniz. Hüseyin Gün’ün yakalanması önemliydi.

***

Paçayı kurtaramayacağını anlayınca cezasını azaltmak için itirafçı oldu. Yargılandıkları rüşvet, irtikap ve diğer suçlar bir yana Ekrem İmamoğlu ve şürekasının bu casusluk davasından dolayı çok fazla başlarının ağrıyacağını tahmin edebilirsiniz. Peki, Hüseyin gün nasıl yakalandı? Seher Alaçam’ın oğlu Ümit Alaçam’ın geçen yıl yaptığı şikâyet üzerine…

Hüseyin Gün, çoğunlukla İngiltere’de yaşıyordu. Türkiye’ye geldiğinde ise “Manevi annem” dediği Seher Alaçam’ın evinde kalıyordu. Seher Hanım’la hem iş ortağı, hem sırdaş, hem de dosttular. Seher Hanım, 2022 yılında bir gün bahçesindeki havuzda ölü bulundu. Ölümü şüpheliydi. Hüseyin Gün, iki yıl sonra Şişli’de yeni bir ev alarak adresini değiştirdi.

Seher Hanım ve Gün, CHP’yi destekleyen medya kuruluşlarına sürekli bağışlarda (!) bulunan isimlerdi. Ümit Alaçam’ın serkeş bir hayatı vardı. Annesi öldükten sonra onun evine geldi ve sağı solu karıştırmaya başladı. Eline geçen telefon, bilgisayar ve dosyalar kafasını karıştırdı. Hüseyin Gün meğer ne haltlar karıştırmış!.. Dayanamadı, emniyeti aradı ve ihbarda bulundu.

***

Hüseyin Gün, Seher Hanım’la birlikte savunma sanayi şirketleri kurmuştu. Bu alanda bilgiler elde ediyor ve kullandığı kriptolu telefonla bunları üç ülkenin gizli servislerine aktarıyordu. Kurdukları şirketin pazarladığı telefon kriptolama sistemi aslında İngiliz istihbaratının kullandığı dinleme sistemiydi. Türk Cumhuriyetleri ve Arap ülkelerinde de faaliyetleri vardı.

Arap Baharı sırasında gençlere içinde dinleme cihazları bulunan cep telefonları dağıtmışlardı. Ümit Alaçam, annesinin evinde bulduğu Hüseyin Gün’e ait telefon, bilgisayar ve dosyalardan elde ettiği bilgileri tanık sıfatı ile savcılara anlattı. Hüseyin Gün de itirafçı olunca Ekrem İmamoğlu ve Mustafa Sarıgül ile nasıl çalıştıklarına dair açıklamaları uzun uzun kayda geçti.

Hüseyin Gün, CIA mensubu Aaron Barr’ın Ekrem İmamoğlu’na iletilmek üzere hazırladığı raporlarda İmamoğlu’nun nasıl bir yol izleyeceği ve hangi konulara odaklanacağını detaylı olarak anlattığını söyledi. “Bana göndermiş olduğu raporları ben Necati Özkan’a, o da Ekrem İmamoğlu’na iletirdi” diyor. CHP’nin mahalli seçimleri nasıl kazandığını anlıyor musunuz?