0

Hepimizin bildiği üzere geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 71. toplantısı icra edildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın genel kurula hitaben yaptığı konuşma; Birleşmiş Milletler'in misyonunu ne kadar yerine getirdiğini daha da sorgulanır hale gelmesine vesile oldu. Birleşmiş Milletler içerisinde yer alan karar mekanizmalarının ne kadar adilane olduğu içten içe yıllardır dile getirilse de henüz bunu Dünya'nın gözleri önünde dillendirebilen bir liderin çıkmaması Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkelerin - değneksiz köy bulmuşçasına - pervasız hareket edebilmelerinin önünü açmaktaydı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan ülkelerin tarihlerini tek tek ele aldığımızda ortaya çıkan tablo kuzuların kurtlara emanet edildiğini açıkça gözler önüne seriyor. Tarihleri; zulüm, kan ve sömürü dolu olan bu ülkelerden Dünya'da adaleti tesis etmelerini beklemek en hafif tabirle ''ahmaklık" olur.

Entrikaların anavatını

Örneğin İngiltere… Tarihi zulümlerle, sömürülerle dolu. Dünya'da diplomatik entrikaların anavatanı. İngiltere'nin ne derecede zalim olduğunu anlatmak yetmez. Sadece bir örnek verelim gerisini siz anlayın. İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürge amacıyla gittikleri Avustralya'da yerleşik yerli halk, Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler.
İngilizler aralarına salgın hastalık yaydığı bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı750 bin siyah derili aborijinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi. Dünya siyasetindeki entrikalarını ve iki yüzlülüklerini ise anlatmaya gerek bile yok.

Örneğin Birleşik Devletler ...

Yakın tarihimize baktığımızda kanlı enperyalizmi iliklerine kadar yaşayan ve yaşatan sözde özgürlükler ülkesi Birleşik Devletlerin Irak'ta, Afganistan da yaptığı soykırımlara, insanlık dışı işkenceleri, tecavüzleri anlatmaya sözcükler yetmez. Tüm bu rezillikler için ortaya koyduğu gerekçe ise yaptığı kötülüklerin boyutu kadar komik ve ironiktir. Demokrasi ve Özgürlük !

Örneğin Fransa ...

Fransa'nın tarihi de soykırım ve katliamlarla dolu. 1830'da sömürge olarak işgal ettikleri Cezayir'de her türlü insanlık suçunu çekinmeden işleyen Fransızlar, 1962'de bağımsızlığını kazanana kadar ülkede çeşitli soykırımlar ve katliamlar gerçekleştirdi.

Fransız katliamları sadece Cezayir ile sınır değil. Ruanda'da 1994 yılında yaşanan soykırımda yüz binlerce Tutsi'nin Hutular tarafından öldürülmesinin insanlık tarihinin en korkunç olaylarından birisi olarak belleklerde yer alıyor. Yakın tarihin en korkunç insanlık suçunda Fransızların parmağı dünya kamuoyu tarafından biliniyor.

Rusya ve Çin'in işlediği insanlık suçunun bini bir para !

Dünya 5'ten büyüktür

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan bu beş ülkenin insanlık adına işlemiş olduğu soykırım ve sömürgelerin alıp başını gitmesinin yanında bu ülkelerin Dünya'nın kaderini tayin ediyor olması da hayli ironik. Sayın Cumhurbaşkanımızın Dünya beşten büyüktür demesinin en önemli nedeni de tam olarak bu. Dünya'nın gözü önünde, Dünya'nın kaderini tayin eden bu ülkelerin gözlerinin içine bakarak amiyane tabirle racon kesmesi bu yüzden çok önemli. Dünya da hiç bir liderin cesaret edemediğini yapan Sayın Cumhurbaşkanımız neden Dünya mazlumlarının umudu olduğunu ve neden zalimlerin hedefi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Zalimlerin gözlerinin içine bakarak sen zalimsin demek her babayiğidin harcı değildir. Allah'a hamdolsun ki böyle bir lider bizim ülkemizdedir ve bizi yönetmektedir. Türkiye tüm engellemelere rağmen hızla büyüyor, güçleniyor. Kan emici vampirlerin tüm düşmanlığı işte bu yüzden!