Haber: Zülal Ceylan

Filistinli gazeteci Muhammed Ebu Takiya, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarının yalnızca sözde dini bayramlarla sınırlı olmadığını belirterek, son yıllarda özel günlerin dini gün veya bayram haline getirilmesiyle baskınların sistematik biçimde artırıldığını söyledi. Ebu Takiya, asıl hedefin Mescid-i Aksa'nın Müslüman kimliğini ortadan kaldırmak ve bölgedeki hakimiyeti tamamen ele geçirmek olduğunu ifade etti.

Whatsapp Image 2026 09 15 At 14.23.40

Filistinli gazeteci Muhammed Ebu Takiya

‘Baskınlar rutin hale getiriliyor’

Milat Gazetesi’ne konuşan Filistinli gazeteci Muhammed Ebu Takiya, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik politikalarının yalnızca dini bayram dönemlerinde gerçekleştirilen baskınlardan ibaret olmadığını belirtti.

Ebu Takiya, geçmişte yılda bir, iki veya en fazla üç dini bayramdan söz edilirken son yıllarda çok sayıda özel günün dini gün veya bayram şeklinde sunulduğunu ifade ederek, bu günlerin Aksa'ya yönelik baskın ve ihlaller için kullanıldığını söyledi.

Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınların artık adeta rutin hale getirildiğini belirten Ebu Takiya, özellikle sabah ve öğle saatlerinde gerçekleştirilen baskınlarla birlikte Müslümanların bölgeye girişinin kısıtlandığını, buna karşın İsraillilerin girişlerine izin verildiğini kaydetti.

‘Amaç Aksa'nın Müslüman kimliğini ortadan kaldırmak’

Ebu Takiya, İsrail’in politikasının iki aşamalı bir süreç izlediğini belirterek, ilk aşamada Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınların yanı sıra bu eylemlere katılan kişilerin sayısının da artırıldığını ifade etti. İkinci aşamada ise manevi ve dini kimliğinin dönüştürülmeye çalışıldığını belirten Ebu Takiya, Aksa'nın Müslümanlara ait olmadığı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti.

Mescid-i Aksa'nın, Burak Duvarı da dahil olmak üzere 144 dönümlük alanıyla Müslümanlara ait olduğunu vurgulayan Ebu Takiya, Birleşmiş Milletler ve UNESCO'nun kararlarının da bu statüyü desteklediğini dile getirdi.

Ebu Takiya, İsrail'in bölgede istediği zaman ve istediği şekilde dini ritüeller gerçekleştirebileceği yönünde bir dayatma oluşturduğunu belirterek, "Bütün bu baskınların ve ihlallerin arkasında yatan temel amaç, Mescid-i Aksa'nın Müslüman kimliğini sona erdirmek ve ortadan kaldırmaktır” dedi.

Rusya: Trump'ın "enerji ateşkesi" teklifi desteklenmeli
Rusya: Trump'ın "enerji ateşkesi" teklifi desteklenmeli
İçeriği Görüntüle

‘Aksa’ya 6 ayda 50 bin baskın’

Ebu Takiya, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınların yalnızca belirli dönemlerde gerçekleşmediğine dikkat çekerek, yılın ilk 6 ayında yaklaşık 50 bin İsraillinin Aksa'ya baskın düzenlediğini söyledi.

Ebu Takiya, “İsrail işgali genişletiyor, Mescid-i Aksa'nın kimliğini yok etmeye çalışıyorlar. Bu, çok büyük bir kriz ve ciddi bir sorun teşkil ediyor. Bu sorunun çözümü için bütün Müslümanların sorumluluk alması gerekiyor" dedi.

Uluslararası kuruluşların Mescid-i Aksa'nın statüsüne ilişkin kararlarına rağmen İsrail'e karşı somut yaptırımlar uygulanmadığını savunan Ebu Takiya, özellikle Birleşmiş Milletler ve UNESCO kararlarının ihlal edilmesine rağmen etkili bir mekanizma işletilmediğini söyledi.

Sadece kınama açıklamalarının yeterli olmayacağını belirten Ebu Takiya, buna rağmen son dönemde kınamaların dahi azaldığına dikkat çekti.

İslam İşbirliği Teşkilatına çağrı

Ebu Takiya, Mescid-i Aksa konusunda İslam İşbirliği Teşkilatına da önemli sorumluluk düştüğünü belirtti.

İslam İşbirliği Teşkilatının kuruluş amaçları arasında Mescid-i Aksa'nın korunması ve Aksa'ya yönelik saldırıların durdurulmasının da bulunduğunu ifade eden Ebu Takiya, teşkilatın bugün bu konuda yeterli desteği göstermediğini söyledi. İslam ülkelerinin İsrail'e karşı aşamalı ambargo ve yaptırımlar uygulayabileceğini, hukuki süreçler başlatabileceğini ve hava, deniz ve kara ambargoları dahil olmak üzere farklı siyasi ve ekonomik araçları devreye sokabileceğini vurguladı.

"Aksa meselesi sadece Filistinlilerin değil, tüm ümmetin meselesidir"

Mescid-i Aksa'da yaşananların son yıllarda sistematik bir sürecin parçası haline geldiğini belirten Ebu Takiya, İslam ülkelerinin yaşanan gelişmelerden yeterince haberdar olmadığı bir tablo ortaya çıktığını söyledi.

Yaklaşık bir yıl önce Mescid-i Aksa ve Kudüs'teki gelişmelere ilişkin haber akışının güçlendirilmesi amacıyla bir ajans kurulmasının gündeme geldiğini hatırlatan Ebu Takiya, aradan bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen bu kararın hayata geçirilmediğini ifade etti.

Mescid-i Aksa'nın yalnızca Filistinlilerin değil, bütün İslam ümmetinin meselesi olduğunu vurgulayan Ebu Takiya, işgalcilerin gerçekleştirdiği tek bir baskının dahi ciddi bir tepkiyle karşılanması gerektiğini ifade etti.

Ebu Takiya, meselenin yalnızca Mescid-i Aksa'nın fiziksel olarak yıkılıp yıkılmaması olmadığını belirterek, "Herhangi bir şekilde kimliğinin ve kutsallığının zedelenmesi ve ihlal edilmesinin” de başlı başına ciddi bir tehdit olduğunu kaydetti.

Muhabir: Zülal Ceylan