0
Mevsimler gelir geçer de biz kendimize ait mevsimleri, ayları bir kenara not ederiz. Bu benim mevsimim deriz, bu ay en çok da bana benziyor diyerek benzeyen yanlarımızı sıralarız. Renklerle zevkler tartışılmaz denir ya buna mevsimlerle ayları da ben katmış olayım. Herkesin mevsimi kendine.
Eylül ayı girer girmez hemen eylül güzellemeleri başlar. Bu, her aya nasip olmaz. Nisan ve eylül bu anlamda şanslıdır. Bu iki ay; şiirle, şarkıyla, türküyle karşılanır.
Eylülün diğer bir adı hüzün ve durağanlık olsa da sarı yaprakların arasında, hafif serinleyen akşam karanlığında, hayatın hızlanmaya başlayan ritmiyle birlikte bir hareketlilik de kendini göstermeye başlar.
Yaz sıcağıyla birlikte durağanlaşan hayatımız eylülle birlikte dirilmeye başlar. Her ne kadar bu yaz bırakın kişisel tarihimizi ülke tarihimizin bile en hızlı ve yoğun yaz aylarını geçirdik. 15 Temmuz'dan bu yana nefes nefese bir yaşam sürüyoruz. Öyle görünüyor ki bu koşu devam edecek.
Eylül için söylenen durağanlık sadece tabiatın içine çekilmesiyle açıklanabilir. Yoksa eylül demek başlangıç demektir. Okullar açılır, tatiller biter, hayat tekrar ayağa kalkar. İş, güç derken bir anda unutulan ritim kendini bulur.
Artık bize rahat yok denir ya sürekli teyakkuzda bir yaşam süreceğiz. Eylül de bunun için bir başlangıç olacak. Darbe sürecinden bu yana yaşanan ne varsa hayatımızda derin izler bırakarak dünyamızda yer edinmeye başladı. Birçok miladımız vardı, şimdi bir de 15 Temmuz gecesini bir milat olarak kaydettik.
Ne olursa olsun yaz aylarının etkisiyle birçok şey tam olarak hissedilemedi belki. Şimdi iş hayatı başladı. Okullara seminer dönemi için gelen öğretmenler, tatilden dönüp işbaşı yapan memurlar görevden almaları daha somut olarak hissettiler. Vatana ihanet suçunun şakaya gelmediğini, en ağır şekilde cezalarla bunun karşılığı olduğuna herkes şahit oldu.
Eylülle birlikte yeni bir hayat başlıyor. OHAL her ne kadar daha önce ilan edilse de iş hayatıyla birlikte her şey daha net görünmeye başladı. Vatan kutsaldır ve vatana ihanetin bahanesi olamaz.
Görevden alma listeleri açıklanınca en çok telaffuz edilen ifade "Kurunun yanında yaşlar da yanmasın." idi. Tek umudumuz, duamız budur. Bu yoğun dönemde alınan yanlış kararlar varsa zihinlerde oluşacak en küçük tereddüde mahal verilmemeli. Değişmez kural şu olmalı; "Adalet gecikmez, tez verilmeli."
Hassas dönemlerden geçiyoruz. İçte ve dışta yürütülen bir mücadele var. Şehitlerimiz geliyor her gün. İhanet şebekesinin her gün yeni bir hilesi ile tanışıyoruz. Böylesine hassas günlerde arzuladığımız durum; mücadelenin her alanda yapılmasıdır. Fetö ile irtibatı olanların görevlerinden ihraç edildikleri gibi pkk ile ilgisi olan herkesin de aynı hassasiyetle tespit edilip, cezalarını çekmeleri ve işlerine son verilmelidir. Pkk ile irtibatı olan öğretmenlerin yerleri değiştirilecek gibi bir açıklamanın nasıl büyük tepkilere yol açtığına sosyal medyadan ve çevremizden şahit oluyoruz. Terör terördür kıstası hiçbir zaman unutulmamalı.
Eylül yeni yaşamlar getirdi bizlere. Her şey çok farklı olacak, bu kesin. Daha dikkatli bir hayatımız olacak. Vatan denen kavramın ömürleri ortaya koyarak korunacağını gördü çocuklarımız. Okullarda 15 Temmuz köşeleri kesinlikle ihmal edilmemeli. Hem de öyle baştan savma yapılan belirli günler haftalar köşeleri gibi olmamalı 15 Temmuz köşelerimiz. Şehitlik ne demek, tanklara karşı durmak ne anlama geliyor, darbe deyince ne anlamalıyız gibi kavramları çocuklarımıza öğretelim. Bunu ihmal etmeyelim ki bir daha ihanet görmesin bu topraklar.
Okullarımızın süreli yayınlar bölümü de artık daha dopdolu olmalı. Sıradan dergilerle, öylesine geçiştirilen göstermelik yayınlarla doldurulmasın bu bölümler. Dergilerimiz 15 Temmuz ile ilgili tarihe not düşen sayılar hazırladılar. Süreli yayınlar bölümünde mutlaka Mahalle Mektebi, Temmuz, Yediiklim, Bûtimar, Dil ve Edebiyat, Ayasoyfa, Hece, İtibar, Yediiklim, Hayal Bilgisi dergileri yer almalı. Her sınıf bir dergiye abone olsa varın siz düşünün okula girecek dergi sayısını.