Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, cuma günü TÜRGEV’de yaptığı konuşmasında,

“LGBT gibi insan fıtratına aykırı sapkınlıklar, benzer ideolojiler, belli çevreler tarafından genç zihinlere enjekte edilmeye çalışılıyor.

Tarihimize, kimliğimize, kültür ve medeniyet kıymetlerimize en güçlü şekilde sahip çıkacağız. Kendisini akışa bırakan değil, akışa yön veren gençlik yetiştireceğiz...”

Dediği haftanın başında,

İstanbul Sarıyer Özel Açı Ortaokulu'nda görev yapan İngilizce öğretmeni Burak Ü., mahkeme kararıyla cinsiyetini kadın, ismini 'Zoe Lila' yaparak derslere girdiği ortaya çıktı.

Okul idaresi derslere girmesinden rahatsız değildi.

Facia, velilerin ortaya koyduğu tepkilerle gündeme geldi.

Cumhurbaşkanı’nın, “akışa yön veren gençlik yetiştireceğiz…” sözlerinden ümit var olmak isterdim…

Lakin vahametin boyutları, ‘kötü günler geride kaldı, daha kötü günler bizi bekliyor’ sözünü akla getiriyor…

***

Burak nasıl Zoe Lila oldu?

Yıl 2011…

İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edilmesiyle birlikte;

Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği yer almaya başladı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın teklifiyle, ‘6284; Anayasada Kadın ve Aileyi Koruma ve Kadına Şiddeti Önleme Kanunu’ tanıtım toplantısına LBGT+ dernekleri davet edildi.

Bakan Fatma Şahin eşcinsel haklarının anayasal güvence altına alınmasına olumlu baktığını söyledi.

AB ile İlişkilerin yumuşatılması uğruna sevgililer gününde AB Komiseriyle dans etti.

Sonra…

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, aile politikalarının temel ekseni haline getirildi.

Aile Bakanlığı bünyesinde KSGM - Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü kuruldu.

Beşer yıllık, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya konuldu.

Adalet, Kültür ve Turizm, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri, Maliye Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, DPT, Üniversiteler, Sendikalar, Meslek Kuruluşları, STK’lar Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarının uygulanmasında iş birliği yapılacak kuruluşlar listesine alındı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülleri vermeye başladı.

İçişleri Bakanlığı kolluk kuvvetlerine eğitimler düzenledi.

Üniversiteler, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezleri kurdu.

Daha ileri gidildi; Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Cumhuriyet’in kurucu iradesine dayandırıldı.

2008 – 2013 Ulusal Eylem Planı;

“Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikalarının zeminini Cumhuriyet devrimleri oluşturmaktadır…”

Yıl 2015…

YÖK, Yükseköğretim Kurumlarında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’ni durdurdu.

Yıl 2019…

Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nden Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini kaldırdı.

Yıl 2021…

Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi feshedildi.

Yıl 2026…

Tahribat devam ediyor…

***

Akışa yön verecek gençliği nasıl yetiştireceğiz?

Gerçekçi olalım, imkânsızı isteyelim…

Her yaşa uygun ilmihal kitaplarımız olmalı, çocuklara ilmihal somutlaştırarak, sevdirerek, yaşatarak öğretilmelidir.

Çocuklarımızın ilkokula başlama çağından itibaren ilmihal bilgileriyle ahlaki zeminine altlık oluşturulmalıdır.

Geleneğimizde yalnızca bilgi öğrenilmezdi; İlmihal, kuru hükümler mecmuu değil, 7’den 77’ye hayat nizamıdır.

İlmihal; helal – haram, doğru-yanlış şuurunu verir;

Allah sevgisini, edebi, adabı, merhameti, kul hakkını, halden anlamayı, diğerkâmlığı, gönüldaşlığı öğretir.

Şeriatın Maksatları - Makâsıdü’ş-Şerîa; İslam hukukunda Allah'ın koyduğu hükümlerin arkasındaki temel gayeleri, hikmetleri ortaya koyan kavramdır.

Şeriat’ın beş temel maksadı vardır;

1- Dinin korunması, 2- Canın korunması, 3- Aklın korunması, 4- Neslin korunması, 5- Malın korunması…

***

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki tanımın çerçevesini genişleterek, aile hayatına saygı hakkını, eşcinsel beraberlikler için uygulamayı ön gören kararlara imza atmaya başladı.

AHİM’in kararlarıyla Avrupa’da eşcinsel birliktelikler hukuken aile kavramına dâhil edilmiş oldu.

Evlilik imkânının yokluğu durumunda eşcinsellere, evliliğe alternatif hukuki tanıma yollarının öngörülmesi adına pozitif yükümlülük ilan edildi.

Sonraki aşama, AHİM kararlarına göre, AB üyesi, aday ülkelerin kanunlarının yeniden düzenlenmesi…

‘AK Parti’nin ilk yıllarında Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı vardı.’ diyorlardı.

AB kapısında bekleye dururken, ‘Aile bütünlüğü korunamadı, milli, manevi değerlere sahip nesil yetiştirilemedi!’

Tam tersi olmalıydı;

Kapıda bekleyedururken, AB’nin ‘yaşam biçimine’ karşı kendi ‘hayat tarzımızı’, sosyo kültürel çalışmalarla güçlendirerek, ‘Aile bütünlüğü korunabilmeli; milli, manevi değerlere sahip nesiller yetiştirilmesine hassasiyet gösterilmeliydi.’

Olmadı, olamadı.

***

YÖK, Akademide Kadın Çalışmaları Komisyonu tarafından hazırlanan, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi’ni Mayıs 2015’te yürürlüğe koymuştu.

Hedef; üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı oluşturmak, dersler açmak, taciz, şiddet önleme mekanizmaları kurmak vesaire…

Uygulama, Şubat 2019’da YÖK Başkanı, ‘değerlerimizle mütenasip olmadığı, toplumca kabul görmediği’ gerekçesiyle yürürlükten kaldırılmış, çalışmalar durdurulmuştu.

Gel gelelim…

Zannedildiği veyahut beklenildiği üzere üniversitelerde, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ faaliyetleri sonlandırılmış değildir.

Avrupa Birliği, 2021 yılında yürürlüğe koyduğu şartlarla, hibe programlarına başvurularda ‘Gender Equality Plan - GEP’ hazırlanmasını zorunlu hâle getirdi.

Türkiye üniversiteler, araştırma merkezleri, teknoloji şirketleri, kamu kurumları, program kapsamında fonlara başvuru yapabilmek üzere, ‘Cinsiyet Eşitliği Planı - GEP hazırlarken;

‘Toplumsal Cinsiyet ve Fırsat Eşitliğini Destekleme Eylem Planı’nın uygulanması adına gerekli mekanizmaları oluşturmak, faaliyetlerin yürütülmesini izlemek, sürdürülebilirliğini güçlendirecek şekilde iyileştirilmesini güvence altına almak, somut kaynak tahsisi sağlamak hem personel hem öğrenciler arasında cinsiyet bazlı veriler toplamak, yıllık raporlama, izleme yapmak yükümlülüklerini yerine getirmek..’ zorundalar.

***

Rize İkizdere ilçesi Şimşirli köyünde, 350 bin Euro’luk, ‘Kanalizasyon Arıtma Tesisi AB Hibe Projesini köylüler,

“Avrupa Birliği kimdir, bize neden karşılıksız para versin? Avrupa Birliği Hıristiyan’dır, onların parasını istemiyoruz” diyerek arazi vermeyi reddetmesiyle geri çevrildi.

Müftünün, “Hibeyi engelleyenler haksızdır. Onlar bize para aktarmak istiyorlarsa dini yönden sakıncası yoktur.” şeklinde fetva vermesine rağmen parayı kabul etmediler.