Münevver KABAOĞLU / Söyleşi

Dünyanın dört bir yanında insanlar Gazze ve Filistin için harekete geçti. İsrail tarafından işlenen soykırımın sona ermesi için büyük çaba sarf ediliyor. Kimisi tek başına meydanlarda Filistin bayrağı sallıyor kimisi sokak sokak dolaşarak zulmü duyuruyor. Çoğu zaman insanlar yağmur çamur demeden toplanıyor, onbinlere varan sayıyşla Gazze için yürüyor.

Gazze'ye direkt temas edememenin hüznünü yaşayan eylemciler, bu şekilde onlara moral desteği vereceklerini düşünüyor. Bu sebeple zaman zaman 'Acaba Gazzeliler onlar için yaptıklarımızdan haberdar mı?' sorusu gündeme geliyor. 'Direniş Kültürü: Filistin'in Sesi' belgeseli tam da bu kaygılara son veriyor.

Belgesel yayıncılığının önemli isimlerinden Tülay Gökçimen'in yapımcısı olduğu belgesel, Türkiye ve dünyadaki Filistin eylemlerinden görüntüler sunuyor. Üstelik bu belgesel, Gazze'de de yayına girecek.

Gökçimen ile belgesele dair detayları konuştuk.

İstanbul polisi, firari 3 FETÖ'cüyü operasyonla yakaladı
İstanbul polisi, firari 3 FETÖ'cüyü operasyonla yakaladı
İçeriği Görüntüle

Bu belgesel ile vermek istediğiniz mesaj ne?

Vermek istediğimiz mesaj; Filistin’in tüm insanlığın meselesi haline geldiğidir. Müslüman olsun olmasın, Gazze'de ve Filistin'de yaşananlar bir kalbi olan herkesi ilgilendiriyor.

Dünya işgalci İsrail’in gerçek yüzünü gördü. 18 yıldır Gazze’ye uygulanan abluka ve ambargo sebebiyle Gazze bir açıkhava hapishanesi haline gelmişti. Kudüs’te yaşananlar, ev baskınları, Batı Şeria’daki işgalci gaspçı yerleşimcilerin cinayetleri 1948’den bu yana Filistin halkı topyekün acı çekiyordu.

7 Ekim sonrası dünya halkları küvezdeki bebekleri bile öldürmekten çekinmeyen İsrail’in yaptıklarını gördü ve herkes kendince bir şeyler yapmaya çalıştı. Bir ülkede milyonlarca insan toplandı, diğer bir ülkede tek bir insan elindeki pankart ile protesto etti. Herkesin yaptığı çok değerliydi ve biz bu yaşananları kayıt altına almak istedik. Herkes kendi diliyle kendi kültürüyle ortak bir paydada buluştu bu belgeselde. O ortak payda adalet arayışı. Bu sebeple verdiği mesaj çok önemli diyebilirim.

Fi̇li̇sti̇n Eylem-1

İLK ADIM MALEZYA'DA ATILDI

Belgeselde dünyanın farklı ülkelerinden Filistin için eylem görüntüler var. Siz bu eylemlere bizzat katıldınız. Belgesel fikri bu eylemlerde katıldığınız zaman doğaçlama mı gelişti yoksa hem eyleme katılıp hem belgesel yapalım fikri en baştan var mıydı?

Evet, aslında Malezya’ya dil eğitimi için gitmiştik. Gazze’de yaşananlar beni o kadar o kadar çok üzmüştü ki, biraz mekan değiştirirsem belki iyi gelir diye düşündüm. Orada Filistin için yapılan çalışmaları gördüm. Onların yaptığı çalışmalar farklı geldi. Bizim eylemlerimiz ve yürüyüşlerimiz daha sessizdi. Aslında bana göre olması gereken Malezya‘daki gibiydi. Zaten yıllardır düşünüyordum. 7 Ekim’den önce de biz Gazze, Filistin, Doğu Türkistan ve Suriye için pek çok miting organize etmiştik. Malezya’da farklı bir eylem kültürü görünce açıkçası 'artık bu işi yapalım Bismillah diyelim' diye düşündüm.

Üç hafta boyunca Malezya’da çekimleri yaptım. Daha sonra Viyana’daki liste Gaz Partisi’nin (Filistin'e destek için kurulan siyasi parti) kuruluşunu öğrendim. Sırf onlara destek olmak için gidecektim. Sonra Gazze'yi savunmak için bir partiyi kurulması, hem de Avusturya gibi bir yerde kurulması bana ilginç geldi. Neden bu konu işlenmiyor diye düşündüm. Ardından Cenevre'deki eylemlere sıra geldi. Dünya Sağlık Örgütü’nün önünde Gazzeli çocuklar için bir şeyler yapmayı düşünüyorduk ve dedik ki 'Hem organizatörü hem katılımcıyız. Neden bunu da çekmeyelim'... Yapılan hazırlıkları kayıt altına alalım, eylemleri kaydedelim derken böyle bir belgesel ortaya çıktı.

Bir aktivist olarak sizi en çok etkileyen eylemlere hangi ülkede rastladınız?

Amsterdam’daki insanların Filistin’e olan bağlılıkları beni çok etkiledi açıkçası. İsveç’te de benzer şeyler oldu. Her ülkede farklı duygular yaşadık, sanki birbirinin devamı gibiydi.

Türkiye'deki eylem kültürü hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle Filistin eylemleri hakkında düşünceleriniz neler?

Türkiye halkı haksızlıklara karşı ayaklanır, birlikte hareket eder, eylemler yapar. Bunu 28 Şubat zamanı da gördük Suriye savaşı zamanında da. Filistin eylemleri özelinde bakacak olursak; aslında karşılaştırma yapmak doğru mudur bilmiyorum, çünkü Türkiye'de Filistin hassasiyeti yeni başlamadı. Belki de son 50 yıldır biz bu meselenin içindeyiz, fakat Gazze’de dağa, taşa, insana, hayvana, kitaplara bile soykırım yapan işgalci İsrail ile tanıştı. Dünya 7 Ekim sonrası takvimde geriye gitmeye başladı. Bu meselenin 7 Ekim'de başlamadığını anladı ve öz eleştiri yapmaya baş
ladı. Halklar kendi yönetcilerine hesap soruyor. Avrupa ve Amerika hakları katillere destek olanların liderler ve yöneticiler olduğunu gördüler. Biraz da onlara karşı ayaklandılar. Bu keşif bence çok değerli.

Milat Gazetesi Muhabiri Münevver Kabaoğlu (Solda) Ile Yapımcı Ve Yönetmen Tülay Gökçimen (Sağda)-1Milat Gazetesi Muhabiri Münevver Kabaoğlu (solda) ile Yapımcı ve Yönetmen Tülay Gökçimen (sağda)

FİLİSTİNTİLER 'DÜNYA BİZİ UNUTMAMIŞ' DEDİ

Direniş Kültürü belgeseli ile ilgili sizi sevindiren en önemli gelişme ne oldu?

Bizi sevindiren en önemli gelişme, filmi izleyen Filistinlilerin 'dünya bizi unutmamış, bizim için neler yapmış' demesiydi. Ayrıca filmin Gazze halkı tarafından da izlenecek olması bizi sevindiren bir başka gelişme. Sizin de söylediğiniz gibi, bu belgesel El Cezire 360 aracılığıyla Gazze'de de yayınlanacak. Gazzeliler, dünyanın onlar için neler yaptığını görecek.

Gazze dışında nerelerde yayınlanacak?

Mena Bölgesi dediğimiz 22 Arap ülkesi ve Kuzey Afrika ülkesinden izlenecek. Sonrasında özellikle belgeselde yer alan ülkelerde özel gösterimler yapılacak.

Türkiye'de sizin gibi bireysel girişimlerle belgesel çekenlerin sayısı çok az. Genelde bu işler kurum çatısı altında ilerliyor. Serbest çalışmak isteyen ve belgesel yapmak isteyen gençlere ne tavsiye edersiniz? Hem teknik hem finansal açıdan zorluklar ve kolaylıklar neler?

Evet, bu işleri bir kurum çatısı altında olmadan yalnız yapmaya çalışmanın hem zor hem kolay tarafları var.
Zor yanı maddi - manevi her şeyle sizin ilgilenmek zorunda kalmanız. Kolay yanı ise, kendi hayal ettiğimiz gibi ilerlemek diyebiliriz. Bağımsız sinemacılık aslında dünyada çok yaygın. Pek çok genç bir şeyler yapmaya çalışıyor, özellikle festivallere yönelik filmler üretiliyor. Biz yaptığımız filmleri önce festivalleri düşünmeden bir derdi anlatabilmek düsturuyla hazırlıyoruz. Sonra uygun festivallere gönderiyoruz. Dünyada anlatmamız gereken pek çok konu var. Filistin meselesi belki de bunların başında geliyor. Kendi filmlerimizi kendi bakış açımızla ancak bizler çekebiliriz. Bunun için gerçekten istemek gerekiyor diye düşünüyorum.

Kaynak: Milat Gazetesi