0
Manevi olarak belirli bir olgunluğa gelememiş toplumlar, maddesel bakımdan kuvvetli olmuş olsalar dahi bu onlara huzur getirmeyecektir. Yalnızca maddi yönden kuvvetli olmak asla iç huzur getirmeyeceği gibi maddeten de bir doyumsuzluğu ortaya çıkarması muhtemel olacaktır.
Manevi yönü zayıf olan toplumlar da aile kavramının gün geçtikçe önemsizleştiğini hep beraber gözlemlemekteyiz. Uyuşturucu kullanım oranlarının maddesel olarak gelişmiş toplumlar da daha yüksek olduğu da yine bilinen bir gerçekliktir. Toplum da şiddet olayları, iç huzursuzluk, iç çatışmalar , suç oranların da ki artmalar , kadın – erkek ilişkilerin de meydana gelen gayri ahlaki olaylar da en fazla maddi olarak kalkınmış toplumlar da görülmektedir. Batılı birçok zengin ailelerin çocuklarının uyuşturucu batağın da eridiklerini hemen hemen her gün yazılı ve görsel basında takip etmekteyiz. Yine çok genç yaşta birçok imkanı elde etmiş olan manevi yönü zayıf fakat maddesel yönü kuvvetli zengin aile çocuklarının çeşitli ruhsal buhranlar geçirdiklerini ve bu ruhsal buhranlar neticesin de intihar vakalarına meyil ettiklerini gözlemlemekteyiz.
Manevi olarak kalkınma, toplumların içerisinde bulunduğu cemiyet hayatının bir ahenk içerisinde işlemesinin temel yapı taşıdır. Manevi olarak kalkınmış toplumlar da huzurlu insanların çoğunlukta olduğunu müşahede etmemiz mümkündür. Manevi yönünü kuvvetlendirmiş toplumlar da ahlak dışı davranışların tamamı ile ortadan kalktığını söylemek ütopik bir söylem olacak ve havada kalacaktır. Fakat, maneviyatı yüksek toplumlarda gayri ahlaki davranışların seyreldiğinden bir gerçeklik olarak söz etmek mümkündür.
Bunların sebeplerini araştırdığımız da '' manevi kalkınma olmadan maddi kalkınma olmaz '' tezimizin doğruluğuna erişmekteyiz.
Bu buhranların, gayri ahlaki tutum ve davranışların, uyuşturucu batakların da erimelerin temel nedeni ise gençlerin vicdanların da bir değer yargı mekanizmasının bulunmaması ya da sağlıklı bir şekilde işlerlik kazanmamış olmasıdır. İnsanın yaratılışında kodlarına yerleştirilen manevi olarak huzurlu olma olgusu ancak yüce yaratıcıyı zikretmekle mümkün olacaktır. Bu iç huzura erme olgusunun böyle cereyan edeceğini bizlere bildiren ise bizzat yüce yaratıcının kendisidir. Dolayısı ile iç huzur olgusunu elde etmenin tek çıkar yolu yaratılıştan beri ruhumuz da var olan manevi yönü kuvvetlendirmektir.
***
Maddesel bakımdan güçlü devletler olan Fransa, İtalya, İngiltere ve A.B.D. gibi devletlerin toplum yapıların da yaşadıkları travmalar, bozulan aile yapıları ve toplumda ki gayri ahlaki bir durum izleyen cemiyet hayatları hepimizce malumdur. Bu devletlerin kıymetli maden yataklarına sahip olan orta doğu ve Afrika ülkeleri üzerin de oynadıkları ayak oyunları da hepimiz tarafından bilinen bir durumdur. Tarihi sürecin işleyişi içerisin de ise medeni olduklarını iddia eden bu devletlerin zayıf ve savunmasız halkları nasıl katlettiklerini de yine hepimiz gördük ve görmeye devam ediyoruz. Şimdi bu devletlerin sahip oldukları maddi kalkınmışlık insanlığa saadet ve refah getirmiş midir? Ya da getirmesi mümkün müdür? Asla … Sömürge devletlerinin yıllarca Afrika da nasıl soykırımlara imza attıklarını tüm dünya bilmektedir. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların maddesel yönü kuvvetli devletlerin tarafından yana olarak nasıl bu soykırımlara ve sömürgecilik faaliyetlerine göz yumdukları ise yine aşikardır. Buradan şu sonuca varmakta yine mümkündür. Maddi yönü kuvvetli olan devletlerin kontrolü altında bulunan kuruluşlar asla tarafsız karar verememektedirler. Güçlü olan zayıf olanı ezmesine sadece seyirci kalmakla yetinen bu uluslararası kuruluşlar hiçbir zaman zayıflara samimiyet ile ellerini uzatmadıkları gibi, maddenin yani gücün altında şekillendiklerinden dolayıdır ki hiçbir zaman yine bu zayıf devletlere yardım ellerini uzatmayacaklardır.
***
Biz Müslüman gençler olarak mutlak suretle okullarımız da okurken ve geleceğe dair hazırlıklar yaparken manevi olarak da geleceğe hazırlık yapmak mecburiyetindeyiz. Dünyanın her yerinde baskı ve zulüm gören Müslüman kardeşlerimiz den sorumlu olduğumuzu asla hatırımızdan çıkarmamalıyız. Geleceğimiz adına maddesel olarak planlar yaparken bu planların içerisine ümmet – i Muhammed'in menfaatlerini de yerleştirmek mecburiyetindeyiz.
Bu sebepten dolayıdır ki kurtuluşu maddeci dünyanın zincirleme makam tamlamalarında değil, ebedi saadette aramalı ve kendimizi sonsuza dek kalacağımız ahret yurduna hazırlamalıyız.
Vesselam…