0
"Hain Araplar bizi en zayıf olduğumuz bir anda arkadan vurdu"iddiası peygamber efendimizin ırken "Arap" olduğunu öğrendiğim yıllara rastlar. Bir zamanlar, özellikle belli bir "milliyetçi" kesimin diline pelesenk olan ve zamanla toplumun diğer bölümlerine de ucuz bir sakız gibi yayılan bu iddianın tamamen bir iftiradan ibaret olduğunu öğrenmem çok zaman almadı. Yazımda tamamen çürüteceğim bu çirkin iftiraya bugünlerde bir de maalesef "Irak, Suriye, Libya ve Filistin'de olanların asıl sebebi ABD, İsrail falan değil, buraların ahalisi olan Arapların geçmişte Türklere ihanet etmesidir, işte Türklere ihanet edenlerin sonu böyle olur" ifadesi eklendi. Bu cümleyi son bir ayda en az on kez farklı farklı kesimlerden işittim ve bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.
"Hain Araplar"sözünün çıkışı Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecine denk düşer. I. Dünya Savaşı öncesi, esnası ve sonrasında bazı Arap kabilelerinin yer yer İngilizlerle ve Fransızlarla işbirliği yaparak, Yahudi'nin oyununa gelerek Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmesine dayanarak, tüm Arap milletini ilzam eden bu çirkin iftira atılmıştır. Madem bunun hikayesi Osmanlı'ya kadar gidiyor, gelin biraz Osmanlı tarihine bakalım ve bu iddiayı değerlendirelim.
Türkler, Tanca'dan Sana'ya, yani Fas'tan Yemen'e kadar bugün üzerinde 22 bağımsız Arap devletinin bulunduğu bölgeyi 400 yıl idare etmişlerdir. İdare etmekle kalmayıp, Kudüs'ün, Mekke ve Medine'nin de dahil olduğu tüm coğrafyayı tek amacı İslam'ı yok etmek olan "Haçlı Orduları"na karşı korumuşlar, daha önce Kudüs'e kadar gelebilen Haçlıları Tuna nehrine ulaşamadan darmadağın etmişlerdir. Filistin lideri rahmetli Yasir ARAFAT'ın da vefatından hemen önce bir mülakatında belirttiği gibi Kudüs'e "Kudüs-ü Şerif" ismini verenler de yine Osmanlılar olmuştur. İdare ve korumanın yanında, tüm Arap beldelerini Anadolu'ya yapmadıkları yatırımları yaparak imar etmişlerdir. Tüm bunları yaparken de asla Arap memleketlerini ve milletlerini sömürmemişlerdir.
Araplar da son ana kadar Osmanlı'ya sadakatten bir an bile ayrılmamışlardır. Bunun en önemli delili en son yaşanan ve "Hain Araplar" iftirasına neden olan İngilizlerin ifsad ettiği "Vehhabi Hareketi" ve "Şerif Hüseyin" isyanına kadar Osmanlı idaresindeki Arap memleketlerinde çıkan tek isyan ve ihanet hareketinin, aslen Arap değil, "Arnavut" olan "Kavalalı Mehmet Ali Paşa"nın Mısır'da çıkardığı isyan olmasıdır. Tüm Osmanlı, hatta Türk tarihinde milletimize en uzun süre sadakat gösteren toplum Arap toplumudur. Bunun en büyük sebebi de elbette hem Türklerin hem de Arapların bütün Müslümanları "kardeş" ve İslam alemini de tek bir "devlet" kabul etmeleridir. Bu anlamda Türkü, Kürdü, Lazı, Boşnakı ve Çerkeziyle hepimizin ecdadı olan Osmanlı İslam tarihine altın harflerle yazılacak uygulamalara imza atmıştır. Bırakın İslam milletlerini, gayri Müslimlerden devşirdiği ve Müslümanlaştırdığı kişilere ülke yönetimini gönül ferahlığı ile verebilmiştir. Sokullu Mehmet Paşa, Hersek Ahmet Paşa ve Kuyucu Murat Paşa bunun en güzel örnekleridirler. Yavuz Sultan Selim'in iki uygulaması Osmanlı'nın ırkçılığa karşı ne kadar sert ve net olduğunu göstermektedir. İlki, Sultan Selim'in Türk hanedanı olan Safevilerle olan mücadelesi. Sultan Selim Türk Şah İsmail'e karşı Kürt aşiretleri ile ve onların lideri Kürt ve Sünni Şeyh İdrisi Bitlisi ile birlikte savaşmış ve Kürtlerle ittifak kurarak bir Türk devletini alt etmiştir. Bu güzel örnek, yerli-yersiz "Kürt Meselesi" diye sayıklayan, zırvalayan açık ve gizli Kürtçülere ve kozmopolit, romantik, kırk baharın otunu yemiş, döne döne saat yelkovanı haline gelen sözde İslamcılara ithaf olunur. İkinci örnek ise daha net ve çarpıcı: Yavuz Selim Han, Mısır'ın fethini müteakiben dönerken yolda, Mısır Beylerbeyliği'nin elinden alınmasına tepki göstererek at üstünde kendisine:
"Bu kadar zahmet çektik, Mısır'ı gene bir Çerkez'e verdik (Ridaniye Zaferi ile yıkılan Memlükler-Kölemenler ırken çerkezdi) . Çekilen emekler boşa gitti" diyen Vezir-i Azam Yunus Paşa'yı derhal idam ettirmiştir. Vezir-i Azam bugünkü siyaset dilinde Başbakan demektir. Şu levhaya bir bakar mısınız? Bir Sultan, sadece ve sadece "ırkçı" bir yaklaşım gösterdi diye devletinin 2. adamını gözünü kırpmadan idam ettiriyor. Bunun dünya tarihinde tek bir örneği yoktur. Osmanlıyı büyük yapan ve 6 asırdan fazla bir süre dünyaya hakim kılan bu cihanşümul yaklaşım ve ümmetçi tasavvurdur.
İKİ DOĞU ve İKİ BATI'nın Rabbine emanet olun…