0
Atamız Hazreti Adem (as) ile başlayıp sizin bu yazıyı okuduğunuz ana kadar süregelen İslam tarihinde yaşanan en karanlık Cahiliyye ve zulüm dönemlerinden birini yaşıyoruz. Hatta bu dönem Fahr-i Kainat Rasulullah (sav) Efendimiz'in sahih hadislerinde tasvir edilen ahir zamana ve kıyamet alametlerine ne kadar da çok benziyor. Allah (cc) sonumuzu hayr eylesin.
İslam tarihinin bence en karanlık günü; hangi kapalı kapılar ardında, hangi karanlık odaklarla yapılan kirli pazarlıklar sonucu alınan kararla ilga edildiği hala meçhul olan 3 Mart 1924'te İslam Hilafeti'nin ilga edildiği gündür.Biz, o kara günde ittihadımızı ve ümmet olma şuurunu resmen ve fiilen yitirdik. O gün koptu asırlardır çektiğimiz tespihimizin imamesi, o gün imamsız/öndersiz ve hatta tabiri caizse yetim kaldık.
Asırlardır bu durumun gerçekleşmesi için gayret eden ve bekleyen akbaba sürüleri bir bir saldırdılar İslam yurtlarına. Önce Filistin işgali, ardından Keşmir ve Doğu Türkistan istilası. Farklı odak ve milletlerdenmişgibi görünse de, aslında tüm bu işgal, istila ve katliamlar tek bir merkezden düğmeye basılmışcasına gerçekleşti. Önceleri yüzyıllarca İngiliz sömürgeciliği ile işgören dünya siyonizmi, 2. Dünya Harbiyle birlikte adeta at değiştirerek ABD'yi istimal etmeye başladı,emperyalist plan ve uygulamalarında.
İmamesi kopan/koparılan tespihin taneleri nasıl dağılırsa öyle atomize oldu İslam toplumları ve coğrafyaları.Artık başımız daraldığında gideceğimiz, sorunlarımızın çözümü için istişare edeceğimiz, işinden çıkılamaz durumlarda yardımını talep edebileceğimiz bir merci, bir merkez yok! Başı kesik tavuklar gibi dolaşıyoruz ırkçı emperyalistlerin bizim için açıkhava hapishanesine dönüştürdükleri yeryüzünde.Hani çok büyük bir badireye düştüğümüzde arayabileceğimiz biri olur ya, artık bizim arayıp yardımını isteyebileceğimiz bir telefon numaramız yok ajandamızda. Çocuklar, okulda büyük sınflardan birisi kendilerini sıkıştırdığında abisine şikayet eder ya; bize musallat olanları şikayet edip, bizi dayaktan kurtaracak bir abimiz de yok artık.
Filistinimiz, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'mız, ecdadımızın Şerif ismini verdiği Kudüs'ümüz işgal altında. Son 2 asırdır yüzbinlerce kardeşimiz katledildi, milyonlarcası vatancüda oldu. Keşmir cani Hinduların elinde giryan, 100 binden fazla şehid, milyonla dul ve yetim var. Doğu Türkistan Maocu Çin işgalinde 30 milyondan fazla şehid verdi. 20 yıl evvel Balkanlarda, Kuzey Kafkasya'da, Filipinler'de, Arakan'da yüzbinler kara toprağa girdi. Harim-i ismetimiz çiğnendi. Son 3 yıldır Suriye'de halk düşmanı, sapkın diktator yüzbinlerce kardeşimizi boğazladı. Şimdi aynı kirli-karanlık ve kanlı oyun, hayırlı bir direnişve uyanışa sahne olan başta Mısır'ımız olmak üzere eşzamanlı olarak tüm Arap beldelerinde sahnelenmeye çalışılıyor.
Mazlum, masum ve mustazaf milletler bugün Mısır'da olduğu gibi, kendi çaplarında, kısıtlı imkanlarla direniyorlar bu kesif ve gaddar zulümlere. Küresel ve dışkaynaklı senaryolara, yerel ve silahsız bir biçimde göğüs germeye gayret ediyorlar hergün büyük bedelller ödeyerek.
3 Temmuz'da, milletin iradesi ile, kahir ekseriyetle ve meşru seçimler ile işbaşı yapan Müslüman Kardeşler iktidarı ve Cumhırbaşkanı Muhammed Mursi, Mısır'da uluslararası bir senaryonun figüran rollerini oynayan kukla cunta tarafından askeri darbe ile devrildi. Bilanço ağır. Henüz bir ay geçmemişken bine yakın şehid, binlerce yaralı var. Buna dur diyebilecek bir mekanizma yok. Maalesef Mısırlı Müslüman kardeşlerimiz dünya çakallar sofrasında yapayalnızlar. Eski adıyla İslam Konferansı (İKÖ) yeni adıyla İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) sessiz ve etkisiz. Tarihin cilvesine bakın ki, İİT'in başında Kahire doğumlu bir Türk Profesör var!
Sırasıyla Filistin, Arakan, Suriye ve şimdi de Mısır'da sahnelen bu çirkin ve kanlı oyunlara en tesirli, kişilikli, onurlu ve izzetli sesi yine ülkemiz adına Başbakanımız yükseltmeye devam ediyor. Bulduğu her ortamda, yakaladığı her vesilede hem fiilen hem kavlen; mazlumlara, ezilenlere, hakkı gasp edilenlere; cesaretle ve sonunu düşünmeden muavenet ediyor. Kendisiyle ne kadar iftihar etsek azdır. Nasip olursa Cuma günü kaleme alacağım yazıda İslam ümmeti için tarihi bir öneri getirip çağrıda bulunacağım. Artık, darmadağın olmuştespihimize İMAME, bize istikamet ehli bir İMAM, sıkıştığımızda kontör harcamadan arayacağımız bir TELEFON NUMARASI ve bizi dövmeye çalıştıklarında yanına varabileceğimiz bir ABİlazım.Yanılıyor muyum?
İKİDOĞU ve İKİBATI'nın Rabbine emanet olun…