İsrail ve ABD'nin 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılar, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına neden oldu. Bu gelişmenin ardından petrol fiyatları yükseldi, tedarik zincirleri bozuldu, ürün maliyetleri arttı.

Özellikle Batı’da halklar, sonu gelmeyen kaos arayışının maddi ve siyasi yükünü artık taşımak istemiyor, devletler de buna göre politika geliştirmek durumunda kalıyor.

Avrupa’nın İsrail’e “koşulsuz” desteği pahalıya patladı


Ukrayna’daki savaşın etkisini henüz atlatamayan ve ABD’nin özellikle NATO üzerinden siyasi baskısını hissettirdiği Avrupa ülkeleri, şimdi İsrail’in saldırılarının mevcut ve gelecekteki sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 44 günde fazladan 22 milyar euro enerji faturası ödediklerini söyledi.

Rusya: Hürmüz Boğazı kırılgan ve tahmin edilemez
Rusya: Hürmüz Boğazı kırılgan ve tahmin edilemez
İçeriği Görüntüle

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının vatandaşlar üzerinde doğrudan etki yarattığını belirten von der Leyen, "Bu etkiyi benzin istasyonunda, markette ve faturalarında hissediyorlar." dedi.
7 Ekim sürecinde İsrail’e ‘’koşulsuz destek’’ vereceklerini söyleyen ve bu konuda eleştirilerin odağında yer alan Ursula von Der Leyen’in, İsrail’in yeni saldırıları nedeniyle maddi yükü artan Avrupalılara yükselen fiyatları nasıl izah edeceği ise şimdilik muamma.


İsrail’e desteğini daha önce "İsrail Devleti'nin varlığına ve güvenliğine olan bağlılığımız, ülkemiz temelinin tartışılmaz bir parçasıdır." diyerek açıkça ilan eden Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu süreçte İsrail’in saldırganlığına alenen arka çıkmaktan imtina ediyor. Zira ülkesi, artan enerji fiyatlarının baskısı altında ve kendisi ekonomik tedbir paketi açıklamak zorunda kaldı.

Merz ayrıca, şu sıralar Batı Şeria’nın fiilen kısmen ilhakına izin verilmemesi ve Lübnan’ın güneyindeki çatışmaların sona erdirilmesi gerektiğini belirtiyor. 7 Ekim sürecinde desteğini esirgemediği İsrail’den ise bu konuda tepki görüyor.

ABD’de siyonist politikalara destek azalıyor


ABD’de de siyaset, bürokrasi ve halk düzeyinde İsrail’in politikalarına ve bu politikaları körükleyen yönetim anlayışına karşı direnç oluşmaya başladı.

Örneğin, Joe Kent, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğünden, ülkesinin İran'a yönelik saldırılarını "vicdanen destekleyemeyeceğini" belirterek 17 Mart’ta istifa etmişti. Kent, "İsrail ve Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattıkları" savaşın “Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamadığını” vurgulamıştı.


Bir diğer isim, ABD'li Senatör Bernie Sanders, "Amerikan halkına Vietnam Savaşı hakkında yalan söylendi, Irak Savaşı hakkında yalan söylendi ve bugün İran Savaşı hakkında bize yalan söyleniyor. Bu savaş derhal sona ermelidir." demiş, savaş için ek bütçe talebinin de “yenilgiye uğratılması gerektiğini” belirtmişti. Sanders’in, Trump yönetiminin İsrail’e verdiği desteğe yönelik itirazları devam ediyor.

“Önce Amerika” yerine “Önce İsrail” mi?


ABD Başkanı Donald Trump’ın, başkanlık seçimi sürecinde vurguladığı “Önce Amerika” yaklaşımının, İsrail’e destek söz konusu olduğunda askıya alındığı eleştirileri yapılıyor.

ABD'li gazeteci Tucker Carlson da bu durumu gündeme getirenlerden biri. İsrail yanlılarının ABD'deki etkisine dikkati çeken Carlson, "9 milyonluk bir ülkenin, 350 milyonluk bir ülke adına kritik kararlar almasına izin verilmemeli. Bu yanlış ve tıpkı bu savaşta olduğu gibi ABD'nin çıkarlarına da ters." diyor.

Carlson, ABD'de İsrail'e yönelik kamuoyu desteğinin azalmasının, İsrailli yetkilileri "fırsat varken elde edebileceğini alma" anlayışına yönelttiğini belirtiyor.

“Siyonizm son demlerini yaşıyor”


Bir diğer ABD’li gazeteci Abby Martin, İsrail'in propagandalarının artık işe yaramadığını ve uluslararası alanda İsrail'in izole edilmesi gerektiğini söylüyor. Martin, “Siyonizm son demlerini yaşıyor. Sadece propagandasının ağırlığıyla varlığını sürdürüyor ve bu propaganda tamamen çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

ABD’de İsrail’e yönelik olumsuz görüşlerin artması, anket sonuçlarına da yansıdı. Pew Research’ün 23-29 Mart tarihleri arasında yaptığı araştırmaya göre, ABD'li yetişkinlerin yüzde 60'ı İsrail'e olumsuz bakıyor; bu oran geçen yıl yüzde 53'tü. Halkın yüzde 59'u Netanyahu'nun küresel meseleler konusunda doğru olanı yapacağına çok az güveniyor veya hiç güvenmiyor.


İtalyan derginin kapağı gündem oldu


İsrailli işgalcilerin Filistin topraklarında işlediği suçlar da birçok ülkede tepkiyle karşılanıyor.

Son olarak, Ekim 2025'teki zeytin hasadı sırasında, askeri üniforma giymiş işgalci İsraillinin Filistinli bir kadınla alay ederken çekilen fotoğrafı, tüm dünyada gündem oldu.

İtalyan dergisi L'Espresso, söz konusu fotoğrafı "İstismar" başlığıyla kapağına taşıyarak, "Siyonistler İsrail'i etnik temizlik ve katliamlarla şekillendiriyor" mesajını verdi.
Her dönem çeşitli krizler yaratarak bölgeyi ateş çemberine çevirmeye çalışan, bu sebeple kendisine yönelen tepkileri ise "antisemitist" olmakla suçlayan İsrail'in, ABD'nin desteğini kaybettiği senaryoda özellikle bölge ülkeleri tarafından nasıl muhatap alınacağı ise merak konusu.

Kaynak: TRT Haber