Fahri SARRAFOĞLU (İstanbul Seyyahı)

Eskiden adı Polonya Sokağı idi. 1930’larda devrin belediye meclisi tarafından adı değiştirilip Mason dünyasının iki önemli kavramı olan “Nur” ve “Ziya” yı bir araya getiren “Nur-u Ziya” adını aldı.
Galatasaray’da bir zamanların ‘‘Rue de Pologne’’si. 16. yüzyıldan bugüne siyasal, ekonomik, toplumsal gelişmelerin tümünden nasibini almış. İmparatoriçe Eugenie’den tutun Franz von Liszt’e, Nazım Hikmet’den ‘‘ulusal mimar’’ Mongeri’ye kadar sayısız ünlünün adımları duyuluyor bu sokakta.

NURUZİYA SOKAK HİKÂYESİ BAŞLIYOR

Sokağın İstiklal Caddesi ile kesiştiği sağ köşede daha 20. yüzyıl başlarında Odessa kökenli bir Fransız olan Mösyö Moulatier’in pastanesi varmış. Pastane o dönem o kadar ünlü ki çikolatalı pastaları Lebon veya Tokatlayanınkine yeğleniyor. Aşağıda bir zamanların Erduran Apartmanı var. Gazeteci yazar Refik Erduran bu apartmanda büyümüş ve 1949 yılındaki ilk evliliğini Nazım Hikmet’in küçük kız kardeşi Melda ile yine burada yapmış.1951’deki genel aftan yararlanarak tutukluluktan kurtulan Hikmet o yıllar bu eve sık uğruyor.

SOKAK CANLI TARİH MÜZESİ ADETA

Kıyın’ın bir altındaki bina 19. yüzyıl İstanbul’unun dünyaca ünlü piyano imalatçısı ve satıcısı Avusturya kökenli Commendinger’lerin evi imiş. Alman kökenli ünlü Macar besteci Franz von Liszt ise o sıralarda 35 yaşında ve 1847 yılında Paris’te yitirdiği sevgilisi Maria Duplessis’in şokunu atlatabilmek için aynı yılın yazında İstanbul’a geliyor ve Commendinger’lerin evine yerleşiyor. Polonya Sokağı’nda oturanların çoğuyla tanışıp dostluklar kuran ünlü besteci büyük bir olasılıkla bu sokakta tanıdığı Mösyö Franchini’nin Büyükdere’deki yazlık köşkünde bir konser veriyor. 1849’da bir yangın geçiren Commendinger Evi, 1960’daki son yangında ise cumbalı ön cephesini yitirmiş.

SOKAĞIN ADI NİYE NUR-ZİYA?

Commendinger Evi’nin yanında, daha aşağıda, bugün Masonlara ait olan ve 19. yüzyılda Kraliyet İtalyan Okulu, daha sonra da İtalyan Konsolosluğu olarak hizmet vermiş bina mevcut. Burası 1928’de Masonlar tarafından satın alınıyor ve Mason dünyasının iki önemli kavramı olan ‘‘Nur’’ ve ‘‘Ziya’’yı bir araya getiren ‘‘Nur-u Ziya’’ tarihi Polonya Sokağı’nın yeni adı olarak ortaya çıkıyor. Mason faaliyetlerinin Atatürk tarafından durdurulmasıyla bina daha sonra halk evlerine tahsis ediliyor, 1948 yılında Masonlara geri veriliyor.

Sıfır Atık Vakfının interaktif tiyatro oyunu okullarda
Sıfır Atık Vakfının interaktif tiyatro oyunu okullarda
İçeriği Görüntüle

FRANSIZ SARAYI DA BU SOKAKTAYDI

Şimdi Fransız Sarayı’na geliyoruz. 1920’li yılların sonlarına dek Fransız Elçiliği olan binanın arazisi 1500’lerin sonunda 12. elçi Savary de Breves tarafından satın alınmış. Buraya ilk binayı yaptıran da Breves olmuş. Çok kez yıkılıp, yanan saray son biçimine 1847’de kavuşmuş. Binayı Parisli mimar Pierre Laurecisque inşa etmiş. Elçilik bölgesi içinhde olup sokağa yakın yer alan tercümanlık binası 1874’de yapılmış ve 70 yıldır Fransız Araştırma Enstitüsü olarak faaliyet göstermeye başlamış. Bu enstitü son yıllarda Anadolu Araştırma Enstitüsü halini almış durumda.

YOLUN ÖNEMLİ OLMASI GENİŞLİĞİ İLE DEĞİL

Nuru Ziya Sokak son 150 yılda paralelinde bulunan Eski Çiçekçi Sokağa oranla hep elit bir sokak niteliği taşıdı. Hele Beyoğlu’nun Pera olduğu günlerde… Bakın Ziya Umur Mimar Sinan dergisindeki makalesinde ne diyor: ‘‘İstiklal Caddesi 19. yüzyıl sonlarına kadar Avrupa’nın en büyük caddesiydi. Çünkü hiçbir kent İstanbul kadar çeşitli ulusları bir araya toplamamıştı. 500 bin kişilik koca ‘‘metropol’’ nerede? Şimdiki, 10 milyonluk köy nerede? Tabii bu büyük caddeye açılan bütün yolların da önemi büyüktü. O zamanlar otomobil trafiği olmadığından bir yolun önemli olması genişliği ile değil, içinde oturan adamlarla ölçülürdü. İşte bizim Nuru Ziya Sokağımız bu yan yolların en önemlilerinden biri idi.’’

SOKAĞIN ADIN NİYE DEĞİŞTİRİLİYOR?

Eskiden adı Polonya Sokağı idi. 1930’larda devrin belediye meclisi tarafından adı değiştirilip Mason dünyasının iki önemli kavramı olan “Nur” ve “Ziya” yı bir araya getiren “Nur-u Ziya” adını aldı. Tarihi boyunca büyük sarsıntılar geçiren bu sokak bugün eski dokusunu tamamen koruyamamakla beraber, gene de taşıdığı melez mimariyle son derece özgündür. Polonya Sokağı büyük bir olasılıkla Polonya’nın bölünüp siyasi bağımsızlığını yitirdiği yıllarda İstanbul’daki Fransız Büyükelçiliği’ne sığınan Leh ulusal direnişçileri için verilmiş bir ad. Bu sokağın bulunduğu bölge adeta bir Fransız Mahallesi idi. Sokağın İstiklal Caddesi girişinin yanında High School’un heybetli binası bulunuyor. İngiliz High School Kız Lisesi 1858 yılında Lady Redcliffe tarafından Fransız Hanedanlığı’nın bir kolundan gelen Franchini-ongueville’nin evinin arsasına kuruldu. Mason locası kurulduktan sonra sokağın adı ışığın ışığı anlamına gelen Nur-u Ziya olarak değiştiriliyor." Nur-u akıl kalbden gelir. Ziya-yı kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver." Yani fikri nurlandıran kalpteki ziyadır. Birbirine nisbetle kalp güneş, akıl kamer gibidir.

SOKAKTA YAŞAMIŞ ÜNLÜLER

Franz Von Liszt(Alman kökenli Macar besteci), Marquis de la Valette (1868-69 Fransa Dışişleri Bakanı), De Thouvenel(1860-1862 Fransa Dışişleri Bakanı), Cont de Montebello (1839’da Fransa Dışişleri Bakanı), Marquis de Moustier( 1866-1868 Fransız Dışişleri Bakanı), Pierre Loti (Yazar), Giorgio de Chirico (Dünyaca ünlü ressam), Giulio Mongeri(İtalyan kökenli İstanbullu mimar), Eduardo de Nari (İtalyan mühendis ve mimar), Ernst Commendinger(Ünlü piyano imalatçısı ve satıcısı), Leo Sarran (Ünlü kuyumcu), Prof. Dr. Bahri Savcı (Anayasa Hukuku Profesörü), Refik Erduran (Gazeteci, yazar), Feridun Bukeger (FB’li futbolcu), Haldun Bukeger(Kasımpaşalı futbolcu), Maruşka (Yunanlı taverna şarkıcısı), Örsan Öymen (Gazeteci, yazar)

DİPLOMASİ VE MİMARİ MİRAS

Nuruziya Sokak, aynı zamanda bir diplomasi merkezidir. 1500’lerin sonundan beri varlığını koruyan Fransız Sarayı, bu bölgeyi adeta bir Fransız mahallesine dönüştürmüştür. Hemen yanında bugün Mason Locası olarak kullanılan bina ise geçmişte İtalyan Okulu ve Konsolosluğu olarak hizmet vermiştir. Ziya Umur’un dediği gibi; bir yolun önemi genişliği ile değil, içinde oturan insanların ağırlığıyla ölçülür. Nuruziya Sokak; Pierre Loti’den mimar Giulio Mongeri’ye, ünlü ressam Giorgio de Chirico’dan Bahri Savcı’ya kadar uzanan devasa bir isim listesiyle, Pera’nın en "elit" sokağı olma unvanını sonuna kadar hak ediyor. Bugün eski dokusunu tamamen koruyamasa da, taşıdığı melez mimariyle hala İstanbul’un en özgün köşelerinden biridir.

Muhabir: Haber Merkezi