0
Son bir haftadır Katar üzerine Arap ülkelerinin ambargo uygulayarak ve dayatmacı kararlar alarak uygulamaya koyduğu kimileri için anlaşılamaz fakat az buçuk uluslararası ilişkiler bilgisi olanlar için son derece olağan durum gündemimizi meşgul ediyor malum.
Bir kere Arap ülkeleri ve Trump'ın Suudi ailesini ziyareti ile başlayan süreç değerlendirilirken bir kaç kriteri öncelikli olarak tahtaya yazmakta her zaman fayda vardır. Heybemizdekileri ve heybelerindekileri bilirsek daha kolay ve daha anlaşılabilir şekilde çözümlemelerde bulunabiliriz.
***
Suudi Arabistan denilen ülke aslında Hicazdır. Osmanlı Devletinin bölgesinden çıkması ile birlikte İngilizler kendileri adına Bölgede komiserlik yapmaları için Suudi ailesini seçmesi ile birlikte Suudi Arabistan denilen devlet doğmuştur. Suudiler Vehhabi mezhebindendir. Sırf Vehhabi olduklarından Sahabe efendilerimizin aziz hatırlarından ve Osmanlı Döneminden kalan tüm eserleri kökünden kazımak üzere hareket ederler. Yüce Allah'ın kendilerine bahşettiği zenginliği fakir fukara Müslüman kardeşlerine yardımda bulunmak yerine lüks ve israf için harcamayı tercih ederler. Ülkelerinden çıkan petrol paralarını Amerika bankalarına gömüp karşılığında hanedanlarının devamı için koruma ve güvence alırlar.
Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Bahreyn gibi ülkelerde yine uydu devlet rolünün dışına çıkamazlar. Mısır bir kaç kez bunu denediyse de askeri darbeler ya da siyasi suikastlar nedeniyle bu pek mümkün olmamıştır.
***
Katar' ın Arap Dünyası tarafından dışlanması Arap ülkelerinin oturup kendi aralarında tartışarak aldıkları bir karar elbette değildir. Amerika'nın izni olmadan tuvalete dahi gidemeyecek olan idareciler tarafından yönetilen bu devletlerin kendi iradeleri dahilinde hareket etmelerini beklemek ahmaklık olur.
Amerika çok net bir şekilde Katar üzerinden Türkiye'ye operasyon çekmek istemektedir. Bunun sebebi ise sıvı gaz gibi çok önemli bir enerji madenine sahip olan Katar'ın bu ticaretlerden elde ettiği paranın çok büyük bir bölümünü Türkiye'de yatırım olarak kullanmasıdır.
Gezi parkı olayları ve sonrasında ekonomimizin çökmemesinin en önemli nedenli Katar'ın sürekli ülkemize Dolar rezervi transfer ederek iç piyasada kur tandanslı oluşabilecek dalgalanmaları ve enflasyonu önlemesiydi.
Daha da net bir ifade ile her yıl cari açık veren bir ülkenin nasıl olur da milyar dolarlık yatırımlar yapabilir sorusunun cevabı Katar'da gizlidir.
***
Onca hile ve desiseye rağmen Türkiye'yi bir türlü düşürmeye ve istediğine razı etmeğe muvaffak olamayan Amerika, belki de elindeki son kozu körfez ülkelerini Türkiye'nin maddi anlamda en büyük finansörü olan Katar'a saldırtarak ve onu köşeye sıkıştırarak kullanıyor.
Türkiye de bu hamle karşısında kartlarını açık oynamaya devam ederek 5.000 askerini Katar'da bulunan askeri üssüne yolluyor.
Burada şunun iyi anlaşılması gerek. Türkiye 5.000 askerini savaşa değil, eğitim ve tatbikat amaçlı olarak Katar'da bulunan askeri üssüne yolluyor. Nasıl ki İncirlik üssünü Amerikalılar kullanıyorsa bizde Katar'daki askeri üssü kullanacağız. Mesele bu kadar açık ve net.
***
Dış politikamızı Nato, Birleşmiş Milletler ya da Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizden ibaret sananların ve ahde vefa nedir bilmeyenlerin Türkiye'nin neden Katar devletinin yanında yer aldığını algılayamamaları son derece normal. Asıl normal olmayan ülkemizin laik kesiminin bir anda Suud sevici olmaları!