0
Her halkın bir devleti olduğu ve bu devletleriyle çılgınlık seviyesinde, gözümüze sokarcasına kıvanç duyduğu bir çağda biz Kürtler neden devletsiz kalalım? Bunun mantıklı açıklamasını yapabilecek bir tek Allah'ın kulu çıkabilir mi?
Söz konusu bu çağ ise 40 milyonluk Kürt popülasyonunun devletsiz kalması kabul edilebilir bir durum değil.
Biz sadece bu çağa ait insanlar mıyız? Ulus devletlerin topu topu 200 yılık bir geçmişi var. Peki insanlık tarihi ne kadar? Bugün devletleriyle övünmeyi marifet sayanlar gelecek hakkında bize ne söyleyebilirler? Ulus devletlerin ilelebet yaşayacağından yüzde yüz eminler mi? Bu sanlarının gerekçesi nedir?
Bana öyle geliyor ki "ulus devlet sistemi" ömrünü tamamladı, 2100'e kalmaz başka şeyler konuşacağız..
Buna rağmen yaşadığımız şey bugün ve bugün biz Kürtler devletsiz yaşamaya devam ediyoruz.
Birinci dünya savaşının sonunda Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasının ardından diğer halklar gibi Kürtler de bağımsız (ne bağımsızı, herkes midesinden bir yerlere bağlı) devletlerini kurma şansına sahipti. Oysa Kürtler'in ekseriyeti tarafını Ortadoğu'nun birliğinden yana belirledi. Bugün anlıyoruz ki en akıllıcasını Kürtler yapmış... Zillet içinde yaşamaktan uzak kalmanın tek kurtuluşu birlikte yaşayan halkların "eşit birliktelik" içinde yaşamaya devam etmesiymiş. Kürtler'in bu ferasetini maalesef bölgenin diğer halkları gösteremediler. Birlikte hareket ettikleri Türk'lerin (İttihat ve Terakki'nin) satışına geldiklerinde artık çok geçti. Gladyo Kürdistan'ı dört parçaya bölerek kadim düşmanı Kürtleri perişanlığa sürükledi.
Dünün bölücüleri şimdi utanmadan Kürtleri bölücülükle suçluyorlar, bu bir. Kürdistanı dört parçaya bölenler Kürtleri gerek duydukça kart olarak kullanmaya devam ediyorlar, iki. Kürtler, kart olarak, tetikçi olarak kullanılmaktan mutlu olanlar ve bunu kesinlikle kabul etmeyip hala Ortadoğu'nun birliğinden yana olanlar olarak ikiye bölünmüş durumda, bu da üç.
Bütün bunların tek karşılığı sürekliliği olan çatışma hali olarak duruyor önümüzde. Bu çatışma modelinden kurtulmak için ciddi bir zekaya sahip bir bireye ve bu bireyi izleyecek toplumsal ferasete ihtiyacımız var. Tayyip Erdoğan ile buna bir miktar yaklaşıldı.
Olmadı...
Bana partinizi söyleyin size hangi gelenekten olduğunuzu söyliyeyim. Fakat kızmak yok...
Türkiye'de faaliyet gösteren siyasi partilerin bağlı oldukları gelenekleri var. Son dönemlerde kurulmuş bir parti de olsa bir geleneğin devamı oldukları bilinmeli. Bu siyasi parti taraftarlarının çok büyük bölümü bağlı olduğu partinin hangi geleneğin parçası olduğunu bilmeden duygusal yada organik bir bağlılık gösterir. İşte bu yüzden boş boş konuşurlar. İşte bu yüzden bu insanların yüzde 99'ı ile entellektüel düzeyde bir sohbet yapma imkanınız yoktur. Falanca partiye, filanca parti liderine kızar durur fakat bunu neden yaptığı konusunda ciddi bir düşünce sahibi değildir. Tarih bilmez. Bırakın uzak tarihi yakın tarih ile bile ilgi alakası ortaokul düzeyinden ileri değildir. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor taraftarları arasındaki tartışma ne kadar mantıklı ise, bir sonuca ulaşması mümkünse, siyasi parti taraftarları arasındaki tartışmalar da o kadar mantıklı ve sağlıklı bir sonuca ulaşılması mümkün. Yani namümkün...
Bu bilgisizliğin sadece parti taraftarları arasında olmadığı, üst düzey yetkililer düzeyinde de bu tür bir sorunun olduğu aşikar.
Mesela, Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinin mahiyeti konusunda partili yada değil kaç kişinin ciddi bir bilgi sahibi olduğunu iddia edebiliriz? 1924 ten 1950 yılına kadar iktidarı elinde tutan (tek parti dönemi) Cumhuriyet Halk Partisinin bu süre zarfında yaptığı icraatlar konusunda kaç kişinin bilgi düzeyi yeterli?
Bilgi düzeyi yeterli olsaydı, bir Kürt, "gelin birlikte özgürlükleri kuralım" çağrısı yapabilir miydi bu partiye? Tabanı da bu fikre balıklama atlar mıydı?
Bilgi düzeyi yeterli olsaydı, Kürt kimliği üzerinden siyaset yapan bir partinin eş de olsa başkanı 1925 te Şark Islahat Plan'ı çerçevesinde Kürtçe'yi yasaklayan bir partinin milletvekiline"çak! nasıl salladık ama" diyebilir, tabanı da buna tepkisiz kalabilir miydi? Salladıkları partiye bakar mısınız; Kürtçe ve Kürt kimliği önündeki her türlü ilkel yasağı kaldıran, üniversitelerde bile bangır bangır Kürtçe konuşulmasını sağlayan Adalet ve Kalkınma partisi...
Hangi gelenekten geldiklerini bilseler CHP, MHP adında iki ayrı parti olur muydu? Ak Parti içinde bazı milletvekilleri MHP ile hükümet kurmak için can atar mıydı?
At izinin it izine karıştığı falan yok.
Gelenekler ortada.
Çarpışır gibi yapıp sarılıp koklaşanlar, ameliyat yapmak isteyenler uyanık olduklarını sanıyorlar o kadar...
Yasaklar ve özgürlükler
Kürt kimliğini yok sayan, Kürtçe'yi yasaklayan CHP ( 1925 Şark Islahat Planı ). Bu yasağı kaldıran AKP.
Alevileri katleden, kültürlerini yasaklayan CHP (1936 Dersim katliamı). Alevilerden devlet adına özür dileyen, kültürlerinin önündeki yasakları kaldıran AKP.
Hiristiyan ve Yahudi azınlığın kiliselerini, sinagoglarını kapatan, yenilerinin açılmasını yasaklayan CHP, bu yasağı kaldıran AKP.
Ermeni katliamını yapan, mallarına çöken CHP (İttihat ve Terakki). Ermeni vatandaşların mal varlıklarını iade eden AKP.
On senede bir darbe yapan, askeri yönetim peşinde olan CHP, askeri darbeleri yargılayan, mahkum eden AKP.
Tarih ortada. Hangi parti hangi geleneğin devamıdır, hangi partiler bu gelenekten kopup geldikleri halde zekamızı aşağılayacak şekilde "bul karoyu al parayı" uyanıklığı sergilemekte kolayca bilinebilir. İki kitap karıştırsanız apaçık hakikatler karşınızda duruyor.
Söylenmese eksik kalırdı
'' Xezebak ji mirovê çewt re hîs dikî, ji mirovên rast re venereşe.''
"Tanıdığın yanlış insanlara duyduğun öfkeyi, tanıdığın doğru insanlara kusma."
-Ts Eliot-