0
Türkiye yeniden seçim sath-ı mailine girdi. Meydanlar yavaş yavaş ısınmaya başlıyor. "Evet" kampanyasını yürütecek siyasi partiler sahaya indi. AK Parti, hafta sonu Arena'da yaptığı tanıtım toplantısı ile kampanya sürecini resmen başlatmış oldu. Öte yandan MHP'nin de güçlü olduğu şehirlerde "Evet" için mitingler düzenlediğine şahit olacağız.
Bu kampanya döneminin ana aktörü Cumhurbaşkanı Erdoğan olacak kuşkusuz.
Sayın Erdoğan, şehir şehir dolaşıp Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'ye ne gibi avantajlar sağlayacağını anlatmaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mitinglerde kullandığı dilin son derece "kuşatıcı ve kucaklayıcı" olduğunu da not düşmek gerekiyor. Sayın Erdoğan, gittiği her şehirde tüm siyasi partilerin seçmenlerine sesleniyor ve "hep birlikte Türkiye" vurgusu yapıyor. Bu kuşatıcı üslup, bütün siyasi partilere de yansıyor. Sözgelimi CHP'nin ilk kez bu kampanya döneminde tarz değişikliğine girdiği, düşük tonlu ve sakin bir retoriğe yöneldiği görülüyor. CHP'nin bu tavra yönelmesinin temel nedeni Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kullandığı bütünleştirici dildir.
Diğer seçim dönemleri baz alındığında genel olarak 16 Nisan referandumunun daha sakin bir atmosferde yapılacağını söylemek mümkün.
Peki, fotoğrafın büyüğünde hal böyleyken Doğu ve Güneydoğu'da durum nasıl?
Kürtler referandumda ne yapacak?
Şu anki durum ne?
Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim.
HDP sahada hiç yok.
HDP teşkilatlarında hiç heyecan yok.
HDP'liler, referandum için herhangi bir kampanya yapmıyorlar.
23 Kürt aşiretin birleşerek kurduğu "Kadim Aşiretler Federasyonu"nun düzenlediği "Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne Evet" toplantısına konuşmacı olarak katılmak üzere Van'dayım. İş bu yazıyı da Van'dan yazıyorum. Burada, çevre illerden gelen bir çok kanaat önderi, aşiret reisi, akademisyen, gazeteci, sivil toplum kuruluşu başkanı ile görüştüm. Kürtlerin Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne bakış açısını, bölgedeki atmosferi sordum. Kürtlerin nabzını tutmaya çalıştım.
Aldığım bilgilerin bende oluşturduğu kanaat, AK Parti'ye büyük bir siyasi hareket alanı oluştuğu, ancak AK Parti'nin bu alanı henüz dolduramadığı yönünde. Konuştuğum hemen herkes AK Parti teşkilatlarının zayıf kaldığından dem vuruyor. Söz konusu hususu Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan ve yakından veya uzaktan AK Parti teşkilatlarını tanıyan bir çok kişi dile getiriyor. Bu köşenin okurları da bilir, AK Parti'nin bölgedeki teşkilatlarıyla ilgili bir çok yazı yazdım. Ne var ki, tüm bu sorunlara henüz bir çözüm bulunabilmiş değil.
HDP'nin eridiği bir yerde AK Parti'nin yükselememesi ya da siyasi boşluğu dolduramaması, teşkilatların ortaya koyduğu performans ve AK Parti Genel Merkezi'nin bölgeye yönelik özel bir çalışma yapmaması ile doğrudan ilgilidir.
Anlaşılan bu konuda da iş Cumhurbaşkanı Erdoğan'a düşecek!
Bugün itibariyle, Doğu ve Güneydoğu'da "evet" oyu verecek milyonlarca seçmenin olduğunu söylemek gerekir. Diğer taraftan Batı'da yaşayan Kürtlerde de "evet" yönünde bir eğilimin oluştuğu görülüyor. Fakat son tahlilde mesele eninde sonunda AK Parti'nin Kürtlerdeki bu yeni psikolojiyi görüp görememesine bağlanıyor. Eğer AK Parti, Kürtlerdeki siyasi boşluğu, beklentileri ve HDP'ye karşı oluşan kolektif tepkiyi fark eder ve sonra bunları karşılarsa çok olumlu geri dönüşler alabilir. Sadece referandum için değil, genel seçimler ve yerel seçimler için de olumlu neticeler alabilir.
Fakat eğer özel bir çalışma yapmazsa, sandığa katılım oranı düşebilir.
Sözün özü…
1-Kürtlerin tavrı AK Parti'nin ortaya koyacağı performansla, kullanacağı dille belli olacak.
2-Evet demeye yakın milyonlarca Kürt var. Özel çalışma yapılmalı!