0
Türkiye, bir süredir istemediği bir gerilimin tam orasında, Suruç hadisesiyle başlayan süreç, Dağlıca, Cizre ve Iğdır'la devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri 2 fay hattı hep sıcak tutulmuştur. Birincisi Alevi-Sünni mezhep, Diğeri de Türk-Kürt kimlikleri üzerinden. Öyle ki iç savaş riski bile otoriteler ve karar alıcalar tarafından dillendirilir hale geldi. Açıkçası ben, bir iç savaş riski görmüyorum. Bunun nedenlerini uzun uzun anlatmak isterdim ama bugün değineceğim konu farklı olmakla birlikte, yine bu fay hatlarının bölgede, hemen yanı başımızdaki bir yerleşim yeriyle alakalı… O da Suriye'nin Lazkiye şehri.
Bugüne kadar birçok şehir ve köy Suriye Muhalefet ile rejim birlikleri arasında el değiştirdi. Özellikle İdlip'in Suriyeli Muhaliflerin eline geçmesiyle İran, Rusya, Hizbullah ve Rejim güçleri arasında ciddi bir sarsılmaya sebep oldu.
Muhaliflerin ilerleyişi, Lazkiye'ye doğru olduğunu daha önceki yazılarımda da dile getirdiğim gibi bölgede her geçen gün tansiyonun yükselebileceğinden de bahsettik.
Suriyeli Muhalifler, Lübnanlı Şii unsurların ve rejim askerlerinin bulunduğu Lazkiye kırsalını ele geçirmiş durumda. Muhalifler Lazkiye'ye doğru ilerledikçe büyük çatışmalar çıkacaktır.
Lazkiye, stratejik kritik bir öneme sahip. Öncelikle Lazkiye, Nusayrilerin tarihi başkenti. Esed'in ailesi Lazkiyeli ve Suriye istihbaratı ve ordusundaki birçok rütbeli Lazkiye kökenli.. Şehrin büyük bir bölümü Alevi Suriyeliler ve Hıristiyan Suriyelilerden oluşuyor.(Fransızların 1.Dünya Savaşı'ndan sonraki bir politikasıydı). Zira, Akdeniz kıyısında büyük bir limana sahip. Kuzeyden (20-25km) Türkiye'nin de sınır komşusu. Bu bağlamda Lazkiye stratejik bir konuma sahip
Bölgeden gelen haberlerde, İran'ın uzun zamandır Lazkiye'ye asker gönderdiği ve İranlı Komutan Kasım Süleymani'nin bölgedeki İran destekli grupları koordine ettiği yönünde.
Suriye'deki Muhalefeti, barış masasına oturtamayan Rusya ise, Esed'in varlığı üzerinden Suriye politikasını devam ettiriyor. Öyle ki Akdeniz'deki tek Limanı olan Lazkiye'ye şimdiden bir havaalanı yaptırmak üzere. Bunun dışında SA-22 uçaksavar füzeleri ve Rus deniz piyadelerin Lazkiye'ye yollanması da cabası.Ayrıca, Suriye'nin tüm hava savunma sistemini Ruslar kurmuştu.
ABD ise, İncirlik Üssü'nün kullanımını sağladığından beri Türkiye'ye istihbarat desteği veriyor. Bunun dışında başarısız olduğu eğit-donat projesine rağmen Türkiye'nin çalışmalarından oldukça memnun. Bu arada Türkiye, desteklediği Türkmen ordusuna, Cerablus'un güvenliğini verdiği gibi bir yandan da Türkmen grupları bir arada tutmaya çalışıyor. Çünkü bu Türkmen gruplara, İran'ın nüfuz etmesi gibi riski almak istemiyor.
Suriye'de çatışmalar 4. Yılında.. Kuzeyde İdlib'i, güneyde Dera ve Kuneytra'yı alan muhalifler, Esed'ın memleketi Lazkiye'yi kuşatıyor. Suriye rejimi ise hava saldırıları düzenleyerek muhalifleri durdurmaya çalışıyor. Rusya şimdiden yeni bir havaalanı yapmış ve Rus askerlerini bölgeye gönderdi. İran ve Hizbullah ise binlerce milisi harekete geçirmiş durumda. İsyancıların Lazkiye'ye saldırmaları durumunda Rusya, İran ve Hizbullah da çatışmalara dahil olabilir. Türkmenleri örgütleyen Türkiye, bu çatışmada sadece Suriye Muhalefetiyle yapayalnız. Böylelikle Suriye iç savaşında muhalifler ilk kez düzenli bir orduyla karşı karşıya gelebilir.
IŞİD ve PKK son yaptığı eylemlerle, Türkiye'nin Suriye Kürtleri ile bağlantı kurmasına engel oluyor. Dolayısıyla da güvenlik güçlerinin Suriye sınırından uzak durması isteniyor. PKK'ın yaptığı terör eylemlerine İran'ın maddi destek verdiği herkesin malumu. Türkiye, yaşanan son gelişmelerle, ya milli güvenlik kaygılarıyla içeride PKK ile mücadele edecek; veya Suriye'nin yeniden dizaynında başat aktör olmaya devam edecek. En kötüsü ise hiçbir şeyle uğraşmayacak. Kanaatimce, Türk ordusu ve İstihbaratı hem PKK ve DAEŞ ile hem de Suriye'deki aktörlerle bir arada mücadele edecek birikime sahip. Yeter ki cesur adımlar atmaktan imtina etmesinler.