İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, kamuoyunda "Manifest" olarak bilinen grubun kurucusu ve menajeri olan Tolga Akış hakkında "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" suçundan yürütülen soruşturma tamamlandı.

Hazırlanan iddianamede, Akış'ın müstehcen görüntüleri basın ve yayın yolu ile yayınladığı ve yayınlanmasına aracılık ettiğinin tespit edilmesi üzerine hakkında soruşturma işlemlerine başlandığı belirtildi.

İddianamede, ifadesinin özetine yer verilen Akış, Manifest isimli müzik grubunun kurucusu olduğunu, müzik grubundaki kadınları "BigFive Türkiye" isimli yarışmada seçtiğini söyledi.

Küçükçiftlikpark'ta 6 Eylül 2025'te gerçekleşen konser sonrası Manifest grubunun üyesi olan 7 kişinin yargılandığı dosyada şüpheli olarak yer almadığını ifade eden Akış, grubun dans figürlerinin kendi yönetiminde gerçekleşmediğini, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirtti.

Akış, Manifest grubunun iş ilişkisindeki gelir paylaşım oranının yüzde 60'ını üyelere eşit miktarda dağıtıldığını anlattı.

Gelirin yüzde 40'ının da şirketin menajerlik projesine ayrıldığını anlatan Akış, Netflix isimli sosyal medya platformuna dizi yapmak için başvuru yaptıklarını, dizinin değil belgeselin daha iyi ses getireceğinin söylenmesi üzerine bu konuda hemfikir olduklarını, amaçlarının manifest grubunu, Netflix'in küresel gücünden faydalanarak tüm dünyaya tanıtmak olduğunu öne sürdü.

"Gruba ait olan müstehcen görüntü ve performansların oluşumuna sebebiyet verdi"

İddianamede, Manifest adlı grubun 7 kadın üyesinin sergilediği eylemler nedeniyle "hayasızca hareketler" suçundan ceza almasının, yalnızca bu eylemlerin görünen kısmı olduğu belirtilerek, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Şüphelinin ilgili soruşturmada şüpheli sıfatıyla dosyada yer almamasının bugün bu kışkırtıcı tabloda asıl organizasyon sahibi olarak eyleminin 'müstehcenlik' suçunu da oluşturmayacağının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, aksine Türkiye'de milyonlarca çocuğun hayranlık duyarak izlediği ve adeta rol model aldığı bu grubun, toplumun edep ve haya duygularını açıkça yok sayan, en önemlisi ise toplumdaki 'aile' kavramını aşağılayan görüntüleri tasarlayan, finanse eden ve hiçbir yaş koruma filtresi gözetmeksizin kitlelere ulaşmasına sebebiyet gösteren şüphelinin aktif bir faaliyet üstlendiği anlaşılmıştır."

Grubun üyelerinin teşhircilik eylemlerinin ilgili kadınların bedeni üzerinden gerçekleştiği ve suçun kanuni tanımının oluştuğu vurgulanan iddianamede, dolayısıyla bir menajer olarak bu görüntülerin ve devam eden konser şovlarının da şüpheliye ait olduğu belirtildi.

İddianamede, bu kapsamda Türk Ceza Kanunu'nun 226/2 maddesinde yer alan "müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden" suçunun oluştuğunun kabulü gerektiği ifade edildi.

Bakan Fidan'dan Türkiye Libya anlaşmasına ilişkin net tavır
Bakan Fidan'dan Türkiye Libya anlaşmasına ilişkin net tavır
İçeriği Görüntüle

Şüpheli Akış'ın, Manifest grubunun menajeri olduğu, gruba ait olan müstehcen görüntü ve performansların oluşumuna sebebiyet verdiği ve bunların yayımlanmasına aracılık ettiğinin sabit olduğu vurgulanan iddianamede, söz konusu paylaşımlar ile Türk aile yapısının dinamiklerine uymayan, çocukların psikolojik-ruhsal olarak gelişimine açıkça zarar veren, toplumun genel ahlak yapısını zedeleyen edep ve haya duygularından uzak gösterileri ve şovları üstlenerek bunları finanse eden kişi olduğu aktarıldı.

İddianamede, bu kapsamda Akış'ın "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.

Kaynak: AA