Yerel basına göre, Bakan Suveylem, düzenlediği basın toplantısında Kahire'nin Hedasi (Rönesans) Barajı konusunda bir anlaşmaya varmak için tüm yolları denediğini ancak Etiyopya'nın ciddi bir yaklaşım sergilemediğini ifade etti.
Mısır'ın su ihtiyacının yüzde 98'ini Nil Nehri'nden karşıladığını ve ülkenin su kıtlığı yaşadığını aktaran Suveylem, Kahire yönetiminin "Mısırlılar için hayatın anahtarının kontrol altına alınmasına" izin vermeyeceğini kaydetti.
Etiyopya Sulama Bakanı’nın konuyla ilgili açıklamalarına atıfta bulunan Suveylem, "Etiyopyalı bakan, Mavi Nil üzerine inşa edilen barajların amacının Mısır ve Sudan'a ulaşan suyu kontrol etmek olduğunu kabul etti. Bu son derece tehlikeli bir itiraftır. Bu açıklamalar ilgili makamlar tarafından titizlikle inceleniyor." ifadelerini kullandı.
Mısır hükümetinin müzakerelerin çıkmaza girdiği durumda da uluslararası hukuka bağlılığını koruyacağını teyit eden Suveylem, ülkesinin kaynaklarına zarar gelmesi halinde nasıl hareket edeceğini uluslararası hukukun belirleyeceğini belirtti.
Suveylem, "Etiyopya’nın uluslararası hukuka uygun bir prosedür izlemediğini ve Rönesans Barajı’nı meşru kılmak için hiçbir girişimde bulunmadığı" değerlendirmesinde bulundu.
Kahire'nin Nil Havzası ülkeleriyle işbirliğine tamamen hazır olduğunu bildiren Suveylem, Mısır ile Nil Havzası ülkeleri arasında yaklaşık 25 mutabakat zaptı ve işbirliği anlaşması bulunduğunu kaydetti.
Mısır'ın baraj inşasına kesinlikle karşı olmadığını ancak "tek taraflılığa" karşı olduğunu dile getiren Suveylem, barajın devasa kapasitesinin hukuken bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasını zorlaştırdığını ifade etti.
Nil üzerindeki anlaşmazlık sürüyor
Etiyopya'nın 2011 yılında yapımına başladığı Hedasi Barajı'nın doldurulması ve işletilmesi konusunda Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında uzun süredir görüş ayrılıkları yaşanıyor.
Mısır ve Sudan, doldurma ve işletme kurallarına ilişkin hukuki açıdan bağlayıcı üçlü bir anlaşmaya varılmasını talep ederken, Etiyopya bağlayıcı bir anlaşmaya gerek olmadığını ve kimsenin çıkarına zarar verme niyeti taşımadığını savunuyor.
Üç ülke arasındaki müzakereler, 3 yıllık aranın ardından 2023'te yeniden başlamış ancak 2024 yılında tekrar askıya alınmıştı.




