0

9 Mart 1966 tarihi, Cassius Marcellus Clay'in sadece bir boksör değil aynı zamanda Gladyo'ya karşı ayağa kalkan bir sivil toplum önderi olduğunu bütün dünyaya gösterdi.

ABD derin devletinin Vietnam'a karşı sürdürdüğü savaşta zorunlu askerlik kapsamında kendisini askerlik görevine çağırmasını şu sözlerle geri çevirdi; "My conscience won't let me go shoot my brother, or some darker people, or some poor hungry people in the mud for big powerful America," he said at the time. "And shoot them for what? They never called me nigger, they never lynched me, they didn't put no dogs on me, they didn't rob me of my nationality, rape and kill my mother and father. Shoot them for what? How can I shoot them poor people? Just take me to jail."

"Vicdanım, büyük Amerika için Vietnam'a gidip kardeşlerimi veya kara insanları yada yoksul ve aç insanları öldürmeme izin vermiyor. Neden öldüreyim? Onlar asla beni "nigger" diye aşağılamadılar, beni hiç linç etmediler, üzerime köpeklerini saldırtmadılar, beni köleleştirmediler, kimliğimi yok etmediler, annemi ve babamı öldürmediler. Bu insanları nasıl öldürebilirim? Atın beni hapse daha iyi."

Bu sözler onun boks hayatının sonu oldu. Ağırsiklet boks şampiyonu ünvanı elinden alındı, lisansı iptal edildi, medyada ağır eleştirilere maruz kaldı fakat geri adım atmadı. Bu kararlılık onu Dünya ağırsiklet boks şampiyonluğunun yanında, bir düşüncenin, vicdanın ölümsüz kahramanlarından biri yaptı. Çok az insan bu cesarete, bu duruşa sahip olabilir.

Valla, 28 Şubat'ın kudretli kaymakamlarından birinin tek lafıyla biz gittik askerliğimizi tıpış tıpış yaptık… Gladyo'nun Türkiye ve Kürdistan'daki temsilcilerinin dizayn ettiği bir savaşta, dağ başlarında elimizde silah, bir buçuk senemizi gömdük geldik.

Şimdi aynı anlayışın temsilcileri benden faşistlerle birleşip, seçilmiş cumhurbaşkanına, seçilmiş hükümete karşı savaşmamı istiyor.

Muhammed Ali Clay'in anısına şöyle bir cevap vereyim bari;

"Kürt kimliğimi, Kürtçemi, Kürt geleneğimi yok etmeye çalışan Tayyip değildi ki. Bunu yapan sizdiniz"

Just take me to jail!

Ebûl Henîfe yê Dînawerî

Toplumda Kürt halkının tarihte hiç devlet kurmadığı, hiç bilim adamı, edebiyatçı, tarihçi, filozof yetiştirmediği yönünde genel bir kanaat var. Bu öylesine yaygın ki piyasada kürtçü diye dolaşan kişiler bile böyle düşünüyor. Bunda en büyük etken cumhuriyet tarihçilerinin harıl harıl tarihi belgelerden Kürtlere ait ne varsa silmek, silemediğini kendi hanesine yazmak çabası geliyor elbette. Bakın anlı şanlı resmi tarihçilerimize, çok zorda kalmasalar Kürt kelimesini ağızlarına almazlar. Günümüzde 40 milyon mensubu olan bir halkın tarihte iz bırakmaması mümkün mü? Akıl melekelerini kaybetmemiş bir insan buna inanır mı?

"Aslanlar kendi tarihini yazmadıkça avcılık öyküleri avcıları övmeye devam edecektir elbet..."

Sağolsun yazar Mihemed Rohani Kürt filozoflar yazı dizisinde Kürt değerlerinden "Ebûl Henîfe yê Dînawerî"yi açığa çıkarıyor. Bir medrese alimi olan Dînawerî 820 yılında İran Kürdistan'ının Kermanşah bölgesinde dünyaya geliyor. Botanik, Zooloji, Filoloji, Tıp, Mantık, Tarih, Coğrafya, Astronomi, Meteoroloji, Matematik ve Mekanik gibi pek çok alanda eser yazıyor ve bu eserler kendisinden sonraki ilim adamları açısından da sürekli güvenilir kaynak olarak görülüyor. "Kitab el-nebat" isimli eserinde Kürdistan'daki bitkilerin isimlerini Kürtçe yazan Dînawerî birde rasathane açıyor. Avrupalı ilim çevrelerinde "dahi Kürt" olarak anılan ilim adamımız botaniğin babası olarak kabul ediliyor.”

Eski solcularımız Washington kapısında

Bunlar yıllarca "solcuyuz, sosyalistiz, sosyal demokratız" masalları ile insanları uyutanlar. Oysa ben bunları hayatımın hiç bir döneminde faşistler dışında bir kavramla açıklamadım. Biraz kazısan hepsinin altından İttihat ve Terakki çıkacak bir grubu nasıl sol, sosyalist yada sosyal demokrat olarak açıklayabilirsin ki?

Bu işin bir yöntemi, metodu yok mu?

Kendisine her solcu diyene solcu mu diyeceğiz? Doğu Perinçek bu iddiadan vazgeçeli çok oldu. Vazgeçmeyenlerin Perinçek'ten bir farkı olduğunu söyleyebilecek birileri var mı?

Bir ara liberal postunu denediler.

Olmadı. Çabuk caydılar.

Bir Kanada Liberal partisi örneği dururken nasıl "liberaliz biz" diye ortada dolaşabilirler ki? Dünya teknoloji ile küçüldükçe küçülmekte. Palavralar 3 gün içinde kendini açığa veriyor.

İşte solcu eskisi, bir ara liberal ayaklarına yatan, sonra düpedüz askeri darbe arayışlarına girenlerin önde gelenlerinden biri "ciğerini sökecekler" diyor.

Kim sökecekmiş?

Amerikalı savcı sökecekmiş.

Siz Amerikalı savcı dediğine bakmayın. Doğrusu şu; ABD derin devletinin savcısı...

Reza Zarrab'ı soruşturan ABD'li savcı, Erdoğan'ı da sorgulayacakmış, ciğerini sökecekmiş...

Buraya kadar düştüler bizim solcular... Yıllarca emperyalizmden, halk devriminden bahsedenler Washington'u yol ettiler kendilerine. Yeterki Erdoğan gitsin hezeyanları içinde şeytanla bile işbirliğine hazırlar.

Tamam bunu anlayabilirim. Yanlış bulsam da anlayabilirim. Kin, öfke, çaresizlik, histeri insana bunu yaptırabilir.

Fakat bütün iyi niyetimle sizden şunu rica ediyorum; bu kadar saçmalığın üzerine, "Erdoğan bir Amerikan projesidir" demeyin bari..."

Söylenmese eksik kalırdı

"Bêhemd xapandina hinkî insanê dine çıkas zor be ji (lewra xapandin bi zanebun çê dibê) xapandina gi meriv xwe bixapinê jî ewkes hesanê."

"Farkına varmadan başkalarını aldatmak ne kadar güçse, kendini aldatmak o kadar kolaydır."

- François de La Rochefoucauld-