0
Ülkemizde yaşadığımız pozitif ayrımcılığın geldiği noktadaki manzara bizlere sadece sol ve cumhuriyetçi görüşe haiz olanların insan hakları ve demokrasinin savunuculuğunu yaptığı bir zemini altını çizerek işaret ediyor. Peki bu gerçekten de böylemi ? Yani cumhuriyetçi ya da sol eğilimli olmayan – hadi açıkça söyleyelim – islami temayülleri olan halk ve halkın seçilmiş idarecileri ya da kanaat önderleri anti demokratik ve monarşik bir sosyal hayat mı istiyorlar ?
Anlatalım ….
Yıl 1950 başvekil ise malumunuz rahmetli Menderes..
Menderes meclis konuşmasında başvekil sıfatıyla diyor ki:
- Halka mal olmuş inkılaplar korunacak , halk tarafından kabul görmeyen inkılaplar ise değiştirilecek !
17 Haziran 1950 ezan – ı muhammedi ' nin tekrar asli dili olan Arapça olarak okunmasının serbest bırakılması.
İcraatı yapan kim ? Başvekil Menderes !
Menderes'in görüşü nedir ?
İslami temayüllere sahip , laiklik ilkesini anlatılmak istenilen manada değil ; yani özünde benimsemiş , din ve vicdan hürriyetini serbest bırakmayı referans alan düşüncelere sahip olması …
Yıl 1960 başvekil Menderes idam sehpasında ama sokakta ne bir kişi ne bir eylem … Ne bir cumhuriyetçi çıkıp ayıptır diyor ne bir insan haklarının savunucusu solcu yazıktır diyor … Öylece idam ediyorlar ülkemizin başvekilini sudan sebeplerle …
* * * *
Devam edelim insan hakları bahsinden …
Yıl 1974 koalisyon hükümetinin ortağı rahmetli Erbakan hoca yani herkesin bildiği İslamcı siyaset anlayışının ve milli görüş hareketinin önderi , geri kafalı , irticacı yaftalarına maruz kalan Necmettin Erbakan !
Kıbrıs'ta Müslüman Türkler Makarios öncülüğünde doğranıyor !
Önce İsmet İnönü Kıbrıs'a müdahale etmek istiyor ama Johnson'dan zılgıtı yiyince vazgeçiyor tabi ..
Sonra bir ara Demirel niyetlenecek gibi oluyor ama nafile …
Ecevit Kıbrıs'a müdahaleye pek yanaşmıyor , hatta bir orta yol bulmak amacıyla İngiltere'ye gidiyor. Erbakan onu uçağa bindiriyor ki bu sırada yanına dönemin genel kurmay başkanı rahmetli Semih Sancar paşa yanaşıyor ve – ''efendim konuşmamız lazım ''diyor ..
Havaalanında başbakan vekili rahmetli Erbakan hoca , genel kurmay başkanı ve kuvvet komutanlarımız ayaküstü bir toplantı yapıyorlar ve Erbakan hoca başbakan vekili sıfatıyla ada'ya müdahale emrini veriyor !
Ecevit yurda döndüğünde müdahale haberi alıyor ama nafile ! Hoca 'nın verdiği emirle genel kurmay başkanımız askerlerimizi İskenderun ve Mersin'den gemilere bindirmeye başlamış bile … Ecevit direnecek gibi oluyor ama bu kez deniz kuvvetleri komutanımız Amiral Kemal Kayacan paşa celalleniyor ;
- Sayın başbakanım ! Ben karadeniz çocuğuyum ! Siz müdahale olmayacak deseniz de ben tek başına kayığa biner o adaya çıkarım ! …
-
Genel kurmay başkanımız Semih Sancar Erbakan 'a şöyle diyor ;
- Allah sizden razı olsun ! Bu ana kadar haysiyetiyle Makarios tarafından oynanan bir ordunun komutanıydım şimdi siz bize bu fırsatı verdiniz !
Kıssadan hisse ;
Kıbrıs' taki dünya'nın gözleri önünde işlenen insanlık suçuna karşı gelen müdahale emrini veren ve bu kararı sonuna kadar uygulamaya çalışan gerici , şeriatçı , dinci yaftalarına yıllarca maruz kalan Necmettin Erbakan !
* * * *
Yıl 1980 Ülkede darbe oluyor sağcı ile solcusu ile onca ana kuzusu idam ediliyor … Kararı veren cumhuriyetin kadim bekçisi paşalarımız ! ...
* * * *
Tarihler 28 şubat'ı gösteriyor bu kez …
Erbakan hoca bu kez başbakan . Memura ve işçiye yüzde 150 zam veriyor. Tarımı destekliyor ve sıfır faizle çiftçilerimize kredi veriyor …
Sonuçta oda darbe ile devriliyor …
Bu kez insan hakları sümen altına yeniden giriyor . Bir çok subay eşlerinin başı kapalı olduğu için ordudan ihraç ediliyor , başı kapalı kızlarımız okula alınmıyor ve okul önlerinde coplanıyor , halkın yüzde 21,5 oyunu almış bir parti kapatılıyor.
Sebep ;
Yine sudan sebepler …
Ortada yine bir cumhuriyetçi yok , insan haklarının kadim savunucusu solcular ise tatilde …
Buna rağmen ne taşkınlık oluyor , ne isyan çıkıyor , ne devlet malına zarar veriliyor …
* * * *
Yıl 2013 …
Taksim'de birkaç ağaç kesilecekmiş (!) diye solcularımız ayağa kalkıyor , cumhuriyetçileri miz '' buradan bir darbe çıkar mı ? '' hayallerinin akıllarını başlarından almasıyla - aslında hiç içinden çıkamadıkları - bir '' akıl tutulması '' yaşıyorlar. Netice de devlet malları yakılıyor ,yıkılıyor … Netice de olaylara biber gazı ile müdahale eden polisler küfür ve hakaretlerle , üzerlerine atılan taşlarla hükümet yalakası olmakla suçlanıp günah keçisi ilan ediliyorlar …
Heyhat !
Çok geçmeden Mısır'daki olaylar patlak veriyor . Halkın oyları ile seçilmiş – ilk – sivil cumhurbaşkanı Mursi devriliyor . Mısır'da ordu sivil halka soykırım uyguluyor …
Peki kim protesto ediyor bunu ?
Gerici , yobaz , kültürsüz ama '' Müslüman inanca '' sıkı sıkıya bağlı gençler !
Solcular yine suskun , cumhuriyetçiler yine ortada yok …
* * * *
Ez cümle kimse kusura bakmasın ama bu ülkede cumhuriyetin de , demokrasi'nin de , insan haklarının da gerçek savunucusu – '' gerici '' , '' yobaz '' , '' irticacı '' ama – Müslüman inanca – sıkı sıkıya bağlı vatandaşlar ve ülke gençleri . Çünkü bir insan Allahtan korkuyorsa başka kimseden korkmasına bir sebep yoktur. Çünkü bir insan Allah'ın adaletine inanıyor ise , onun kullarına da adil davranmak zorundadır. Allahtan korkmayan içinse her yol zaten mübahtır !
Muhalif ve cumhuriyetçi kanattan şu saatten sonra çıkıp da hiç kimse '' demokrasi '' den , '' insan haklarından '' dem vurmasın . Onlara düşen şu saatten sonra sadece susmak ve nerede yanılıyoruz ? sorusuna cevap aramak olmalıdır . Yoksa yakında mecliste işgal ettikleri sandalye sayısının yarısını bile bulamayacaklar !