0
AK Parti iktidarıyla beraber son 15 yılda Türkiye'de bir çok ilerleme kaydedildi. Ekonomiden sağlığa, ulaşımdan turizme kadar bir çok alanda rekorlar kırıldı, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan bütün icraatların toplamından daha fazlası son 15 yıllık süreç içerisinde icra edildi.
Eğer AK Parti nefretinden kendisine jilet atan aydıncıkların gözünden bakmıyorsanız, noter onaylı muhalif değilseniz ve eğer "obsesif kompulsif Erdoğan bozukluğu" tanısı ile tedavi görmüyorsanız, bugünü, 2001 ve öncesi ile kıyaslandığınızda Türkiye'nin Erdoğan ile büyük bir sıçrama yaptığını, büyüdüğünü ve geliştiğini çok net görürsünüz.
Demokrasi, hak ve özgürlükler ve insan hakları gibi alanlarda da dünden çok daha iyi bir noktadayız kuşkusuz. Öyle ki, savaş mağdurlarına kucak açma, insani yardım ve terörizmle mücadele gibi parametrelerde dünyaya sözde demokrasi ihraç eden AB üyesi ülkelerden, güya bacalarından demokrasi tüten, paçalarından özgürlükler akan ABD'den bile daha iyi bir noktadayız.
İşte tam da bu gelişmeleri gösterdiğimiz ve ülkemizi büyüttüğümüz için hedefteyiz. Erdoğan bu yüzden hedefte.
Dünya ile rekabet etme gücüne eriştiğimiz için, müesses nizamın ontolojisini sorguladığımız için, "dünya beşten büyüktür" dediğimiz için, terör örgütleri marifetiyle coğrafyaların kaderiyle oynayanların maskelerini düşürdüğümüz için, katillerin yüzüne karşı "one minute" dediğimiz için, zalimlere karşı mazlumların yanında saf tuttuğumuz için, kendi kaderimizi kendimiz belirlemeye başladığımız, dik durduğumuz ve insan hakları maskesi altında işgalcilik yapan kolonyalistleri deşifre ettiğimiz için hedefteyiz.
Ortadoğu halkları için "model ülke" olup Batı'nın Ortadoğu'da kurduğu sisteme çomak soktuğumuz için, "İslam ve demokrasi bağdaşmaş, birarada gitmez, Müslümandan demokrat olmaz" önyargısıyla bu medeniyete tepeden bakan jakoben oryantalistlerin bu tezini duruşumuz ve pratiklerimizle bir tokat gibi suratlarına çarptığımız için hedefteyiz.
İnsan ve medeniyet öğüten sömürgecilerin kurduğu yüzyıllık sofistike düzeni yerle yeksan ettiğimiz için, bütün planları, bütün denklemleri ve bütün mühendislik hesaplarını bozduğumuz için hedefteyiz.
Hedefte olmaya da devam edeceğiz.
Daha çok saldıracaklar bize.
Her defasında milletin "onurlu tokadını" yiyecekler. Püskürtülecekler, defedilecekler.
Sonra daha çok hırslanacaklar, daha çok intikam almak isteyecekler.
Peki nereye kadar, ne zamana kadar saldıracaklar?
Sistemimizi tam olarak kurana kadar!
Yeni Türkiye inşasını bitirene kadar!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar bir "paratoner" gibi bütün saldırıları, işgal girişimlerini üzerine çekti, püskürttü, tehlikenin halka yansımasına, halkın bedel ödemesine müsade etmedi. Tüm şimşekleri üzerine çekip halktan teyet geçirterek toprağın altına iletti. Hasar bıraktırmadan bertaraf etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü ve kararlı duruşu, cesareti, sezgileri, doğru ve hızlı hamleleri, fotoğrafın büyüğünü ve olayların arka planını görme kabiliyeti bizi ayakta tuttu, bu noktalara getirdi.
Ne var ki bunlar yeterli değil. Zira "Tayyip Erdoğan" da bir beşer, her nefis gibi o da ölümlü.
Bu nedenle, acilen, "Sistemimizi Erdoğanlaştırmamız" gerekiyor.
Erdoğan'ın şahsında toplanan kişisel refleksleri sistemin refleksleri haline getirmemiz gerekiyor.
Saldırılarda, işgal girişimlerinde Erdoğan'ın "paratoner" olup ayakta kalması gibi sistemi de "paratonerleştirip" yıkılmayacak, dimdik ayakta duracak hale getirmemiz gerekiyor.
Devletin kendisinin, kurum ve kuruluşların, bürokrat ve yasaların, darbe ve işgal girişimlerini püskürtebilecek donanıma, kabiliyete, cesarete ve yetkinliğe sahip olması gerekiyor. Bunun için sistemin kökten değiştirilmesi, bünyenin güçlendirilmesi, temelin sağlamlaştırılması gerekiyor.
Aksi halde, Tayyip Erdoğan sonrası çok ciddi bir kriz bizi bekliyor.
Eğer sistemi değiştirip dönüştüremezsek, Erdoğan sonrasında bütün kazanımlarımızı kaybedebilir, 2001 koşullarına geri dönebiliriz.
Bu riskle iş işten geçmeden hemen şimdi yüzleşmek durumundayız. Cumhurbaşkanı Erdoğan henüz başımızdayken yüzleşmek zorundayız. Zira sistemi Erdoğanlaştırmayı yine Erdoğan varken başarabiliriz. Erdoğan'dan sonra sistemi Erdoğanlaştıramazsınız. Buna zamanınız ve fırsatınız kalmaz.
Başkanlık Sistemi bu açıdan çok önemli. Artık sistem değişikliğinin zamanı geldi, hatta geçiyor! "Parlamenter sistem krizini" derhal çözmeliyiz, treni rayına oturtmalıyız.
Enfektif bir sistemin enfeksiyona yakalanmama şansı yoktur.
Yarası açık bir sistemin kanamama ve mikrop kapmama şansı yoktur.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek, yarayı kapatmak, bünyeyi kuvvetlendirmek ve antikor geliştirmek zorundayız. Çünkü mevcut sistem, koalisyonlara gebe bir sistem. Koalisyon demek, enfeksiyon demek. Koalisyon demek, kirli pazarlıklar demek, zayıflık, güçsüzlük, iradesizlik ve kabiliyetsizlik demek.
Türkiye'ye saldırmak, diz çöktürmek, boyun eğdirmek isteyen, bu ülkeyi "müstemleke ülke" haline getirmek için işgal etmek isteyen her klik ve odağın ilk sızacağı, mikrop enjekte edeceği yahut kanatacağı yer, "Parlamenter Sistem"dir.
Parlamenter Sistem ile yaşadığımız her an, "hasta" olma potansiyeline sahip, cılız ve çelimsiz bir ülke olarak görüleceğiz, bilineceğiz, nam salacağız.
Parlamenter Sistem'le geçirdiğimiz her gün, darbe ve işgal girişimcilerine davetiye yollamış olacağız.
Türkiye'yi Erdoğan sonrasına hazırlamak ve sistemi, devleti, anayasayı ve bürokratik işleyişi kökünden degiştirmek hepimizin boynunun borcu olmalı.
Sistemin kendisini Erdoğanlaştırmak hepimizin ortak amacı olmalı.
Bunun için mevcut parlamento, Başkanlık Sistemi'ne geçme ve Yeni Anayasa yapma iradesini gösteremiyorsa eğer, yeniden seçime gidilmeli. Meclis yenilenmeli, iş yapmayan, halka aydınlık ve müreffeh bir Türkiye'yi miras bırakmak istemeyen veya bunun için çabalamayan, FETÖ/PKK gibi terör örgütlerine bulaşmış vekiller TBMM'den temizlenmeli. Bu temizlik, arınma ve güncellenme, erken seçim seçeneği ile gerçekleştirilmeli.
İs yapan ve sistemi halkın lehine değiştirmek isteyenlerin yer aldığı, halktan anayasa yapma yetkisi almış parlamenterlerin olduğu bir parlamentoyla yola devam edilmeli.
Şimdi, kaya gibi sağlam olması için sistemi Erdoğanlaştırma, Erdoğan'ı da "Devlet Başkanı" yapma zamanıdır.
Tali yollardan çıkın!
İstikametimiz de yolumuz da bellidir!