Venezuela’yı işgal (özgürleştirme) girişimiyle yeni bir haydutluk döneminin kapılarını açtı, Siyoemperyalizm.
Venezuela petrolünün ABD’ye akmasıyla beraber Venezuela’nın kalkınacağından, özgürleşeceğinden bahsediyor haydut ABD’nin Başkanı…
Özgürlük için ABD’ye boyun eğilmesi gerekiyormuş.
Yerli-küresel çomarlar da aynı hedefe dönüp ürümeye başladılar.
Yapılan, “Demokrasiyi rayına oturtmak için…”miş.
Venezuela Yüksek Mahkemesi de yüksekmiş ha!..
Hemen kararı alıverdi.
Devlet Başkanı’nın “İradesi dışında oluşan yokluğu” nedeniyle Başkan Yardımcısını atayıverdi.
“İrade dışında oluşan yokluk…”
Bir çeşit “367” ya da “Seni buraya tıkan güç böyle istiyor…”
Atanan Başkan Yardımcısı da bu “İradesi dışında oluşan yokluğu” öylesine “içselleştirmiş” ki kaçıranların isteklerini harfiyen yerine getirmekte canla başla çalışıyor. İç İşleri Bakanı ile Savunma Bakanı da aynı hassasiyeti gösteriyorlar.
Ülkede olağanüstü durumun olmadığını ifade ediyorlar.
Venezuela’nın ABD hukukuna tabii olduğu hususunda hemfikirler.
Uluslararası hukuk mu?
Ne ki?..
Uluslararası Ceza Mahkemesinin tutuklama kararı verdiği katil Netanyahu ve iş birlikçi bakanını kırmızı halılarla karşılayıp meclisinde hararetle alkışlayanlar Maduro ve eşini ‘yargı’lıyorlar.
Yargıç 93 yaşında Ortodoks Yahudi.
Yassıada Yüksek Adalet Divanı’ndaki kompozisyonu da ihmal etmemişler. İzleyiciler arasında bir Venezuelalı “İşlediğin suçlardan yargılanacaksın” bile demiş.
İhanetin; dili, dini, ırkı, mezhebi, ülkesi yoktur.
“Bizim çocuklar” her yerde…
Muhafız alayı, yaver, koruma...
Darbelerin değişmez kuralı bu.
*
ABD, günler öncesinden hazırlığını yapmış…
Açıkça söylemekten de çekinmiyorlardı.
“Yurtdışına kaçacaklar biz de getirip yargılayacağız.” diyorlardı. Marmaris’te ya da Dalaman’da Cumhurbaşkanı’nı rehin alıp kaçırıp sonra da kaçtı diyerek ölümlerden ölüm beğendireceklerdi.
İtibar ve iktidar dilencilerinin yaptıkları yapacaklarının teminatıydı.
1960’ta, 1980’de Muhafız Alayı Bizim Çocuk olmanın gereğini yapıyorlardı. Devlet erkanını rehin alıyorlardı.
Bunu 15 Temmuz’da bir kez daha yaşayayazdık.
*
Kiraz paketi…
FETÖCÜ alçaklar 12.2. 2016’da (15 Temmuz’dan yaklaşık beş ay önce) “kiraz mevsimi” paylaşımlarıyla darbenin işaretlerini veriyorlardı.
Aynı ağızla malum Siyokemalist çevrenin beyanları “uzlaşıyı” ifşa ediyordu.
Kiraz hediyesi…
Üst düzey bir bürokrata 15 Temmuz’dan kısa bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayından içinde kiraz olan bir hediye paketi gelir.
Bayram değil, seyran değil…
Bu neyin nesidir?
Derken 15 Temmuz sabahında hediye paketini getirenin bürokratı rehin alamaya gelecek hain olduğu anlaşılır.
Adres ve eşkal tesbiti için “Kirazlı Paket”…
Daha sonraları Kiraz söylemi itibar ve iktidar dilencilerinin sakızı olmaya devam edecektir.
*
Gezi Kalkışması günlerinde
Mursi gitti, sıra Tayyip’te sloganları atanlar şimdi de “Maduro gitti, sıra Tayyip’te” demeye devam ediyorlar.
İsrail’in ağzı kulaklarında.
Türkiye’nin karışması için bu devşirmelerini kullanıyor.
Uluslararası ilişkilerin bozulması için provokatif çıkışlar bunun göstergesidir.
Hem Venezuela’yı diktatörlükle itham ediyorlar hem de ABD’nin haydutluğunu alkışlıyorlar.
Venezuela’ya sahip çıkmayı “eksen kayması” sayıyorlar.
*
Hainlerle bir süre “idare” edebilirler ama insanlığı asla teslim alamazlar.
Kaybetmeye mahkumlar.
Venezuelayı da bölmeyi deneyeceklerinden zerre miskal şüphe edilmemeli.
Ancak kaybedecekler.
Çünkü zalimler kaybetmeye mahkumdurlar.
İnsan Haklarını ayaklar altına alan, soykırım dahil her türlü melaneti işleyen Siyoemperyalizmin “ağababalarının” Filistin, Irak, Suriye, Türkiye ve tüm mazlum coğrafyanın sokaklarında gezdirilmeleri mukadderdir.
Tasmalı özgürler istemeseler de…