0
Fransa'da gerçekleştirilen terör saldırısından beri, Paris'i, Suriye'yi ve IŞİD'i yeniden düşünmeye başladım. Paris, en sevdiğim şehirlerden biri… Benim için Fransa, çoğu insan gibi, Paris demektir. Zamanında Jön Türklerin sığınağı olan bu şehir, Kıta Avrupa'sının da kalbi gibidir. Maalesef, son dönemde Fransa, terör örgütlerinin laboratuarına dönüşmüş durumda.
Dikkatinizi son dönemde Paris'te yaşanan birkaç hadiseye çekmek istiyorum. 9 Ocak 2013 tarihinde 3 PKK'lı kadına suikast düzenlendi. Olayın ne olduğu net olarak ortaya koyulamadı. Ardından, 7 Ocak 2015 tarihinde Charlie Hebdo saldırısı meydana geldi. Şimdi de IŞİD saldırısı… Bu sefer, bilanço oldukça ağır… Ölü ve yaralıların sayısı oldukça fazla… Bunun yanı sıra, olağanüstü hal ilan edildi ve sınırlar kapatıldı. Bu saldırı, Fransa'nın 11 Eylül'ü diye tanımlanabilecek niteliklere sahip… Muhakkak, faturası da oldukça ağır olacak.
IŞİD'in Yaratıcısı Kim?
IŞİD'İ aslında konuşmaya gerek yok; soysuzlar çetesinin kendisi... Son dönemin en kullanışlı taşeron terör örgütü olan bu organizasyon, tam bir katiller sürüsü… Vahşetin ve barbarlığın mücessem hali… İslamofobinin en kıymetli(!) enstrümanı… Ancak şu soruları sormadan da geçemeyeceğim; katiller çetesi IŞİD'in gerçek yaratıcısı kim? Ortadoğu'nun kimyasını bozanlar, terörün bumerang gibi bir gün gelip kendilerini vuracağını nasıl düşünmez? Küresel köyde, insanlık Akdeniz kıyılarına vururken, yataklarımızda rahat uyumamız ne kadar mümkün?
Ancak asıl mesele, teröre veya IŞİD terörüne nasıl dur deneceğidir. Modern zamanların bir çeşit siyaset mühendisliği olan terör, ulusal çıkarlar için müracaat edilen bir dizaynırdır. Neyi amaçladığı da bellidir; korku ve kaos üzerinden akıl tutulması yaratarak siyaseti ipotek altına almak… Resmi yollarla verilemeyen mesajın gayri resmi yollarla topluma ve siyaset dayatılması hadisesidir.
Teröre Karşı Mücadele Etmek İçin…
IŞİD'in Paris'te gerçekleştirmiş olduğu saldırı, küresel toplumu yeniden terör gerçekliği üzerine düşünmeye zorlamalı. Küresel toplum, teröre karşı tam bir mutabakat oluşturmadığı müddetçe terör önlenemez. Devletler, terör örgütlerini ulusal çıkarları veya yüksek stratejileri için kullandığı müddetçe de bu sorun çözülemez. Hatırlayalım lütfen; birçok terör örgütü, yıllarca, Fransa'yı arka bahçesi gibi kullanmadı mı? Paris'i vuran terörün Moskova'yı veya Berlin'i vurmayacağının garantisi var mıdır?
Tüm bu gerçeklere rağmen Paris saldırısının faturası, Müslümanlara kesilecek. Maalesef, Müslümanları zor günler bekliyor; tıpkı ABD'nin 11 Eylül'ünden sonra yaşananlar gibi… Kıta Avrupa'sı ve Fransa, güvenlikçi bir söyleme hapsolacak gibi… Oysa yapılması gereken, İslam ile terör arasındaki farkın korunması olmalıdır. Her Müslüman'ı veya Ortadoğuluyu terörist olarak gören zihniyet, terörü üreten bataklığın bizatihi kendisidir. Umarım, Avrupa ve Fransa faşizme doğru savrulmaz. Eğer Fransa demokrasinin ve özgürlüklerini üzerine şal atarsa, işte o zaman, terör hedefine ulaşır. Asıl tehlike de budur.