0
Sanki kıyamet kopacakmış gibi birazdan, bildiğin Kıyamet, kopacak ve sebeb-i hilkati sual edip yağdıracaklar yüzüme gözüme alnıma…
Bir arşınlık yolu var mealine ermenin, yaratılış denkleminin mealine şu çetin yolda… Bütün korelasyon ve paradoksal sentezin fani değirmeninden uzaklaşıp, halvet makamıyla çare neşrederek bir çilingirin sanatına sığınmak… Tabii ki suflörün kurgusal aldatmacasıyla kıyaslanmayacak…
Aşk mı demiştin, yerin ağırlığından, havanın boşluğundan, zararın boyutundan, karın kararından bihaber gönle mi sual etmiştin… Geleneksel bedii sanatın hangi tümcesinin cüreti yetsin tanım üretmeye ve pek tabii ki Züleyha'nın hüsnü ahlakı ipucu zikredebilir bu kadim ve çetin yolculuğa…
Elbette hasret fukarası olacak ve can çekişeceksin okyanusta gıdıma muhtaç… Hudutsuz, sınırsız ve lüzumsuz hissedeceksin an olur kendini… An olur deryalar gönlüne mezhep diye sığınacak… Çareler seni divan bilecek, nedimler yolunun kaygısında, bir an gecikmenin günahında hissedecekler kendini meczuplar kapında… Ve söylüyorum işte ben sana sığınıyorum ey aşk… Mana medeniyetinin kutlu rengi ya aşk… Bütün meşalelere ruh dağıtarak aydınlatsın diye gönüllerin nurunu, sana sığınıyorum ey aşk… Kadim bekaretin seramik saydamlığı… Pırlanta suyuyla demlenen ruh, çare mektebinde aranan ölçü… Ey aşk… Ya aşk…
- Bilmiyorsun işte, ruh nasıl zatürree olur bilmiyorsun, doğrusunu istersen, isterim, ruh artık kanserde, bilimin çaresizliğinde ve insanın insafsızlığında aşk… Döne döne aşk, modellerin dantellerinde, afişlerin ayrıntısıyla, kızıl azabın esrarında, birer birer döküntü, mısra mısra yeniden tanımlanmaya, anlamlandırılmaya muhtaç, bir madde mahkûmiyeti artık, artık aşk kötü huyluların saklambaç fikri, aşk çılgın muamma, artık… -
Ve aşk… Masumiyete açlığın feryadı, selamı kalbin bütün kadrajıyla almanın sadeliği, örtmeyi günahları Kevser'in şarabı ile, gazalarda tebliğ ve huzur serinliği, mühürlü mesafelerin gönül anahtarı, teselli makamı, ateşli yüreklerin serin serabı, ışık yansıması matemlere, hüzünlü limanları uğura erdirmesi…
Aşk…
Namus cümlesi…
Vicdan ve ahlak teşebbüsü…
Emaneti tevekkül tadında bırakmanın lisanı…
Gönül coşkunluğunun yeniden tazelenme makamı…
Zehirle metruk edilmiş çorak hayallere nefes sunmanın namı…
Çocuksu özlemin dergahı alaya namı keder ile ermesi…
Platonik bir vakadan uzak, meşruiyet saltanatının ta kendisi…
Aşk… Koynunda gurur ve cihana yetecek kadar ümit…
Ağaçların, okyanusların, dağların durmadan haykırdığı, alabildiğine…
Gel gör havaya yazmışız… Aşk, varlığın yaratılış sanatı…
Aşk…
Aşk… Mucize…
…