Dürmüş, AA muhabirine, HTK'nin, kuruluşundan itibaren 4,5G'de yerli ürün oranlarını artırma ve 5G teknolojilerini geliştirme vizyonuyla 9 yıldır çalıştığını söyledi.
Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi (UUYM5G) Projesi'nin 2018'de 16 HTK üyesi firma ve 3 mobil operatörün ortak çalışmasıyla başlatıldığını ve Mart 2021'de sonuçlandırıldığını aktaran Dürmüş, 'Bu proje sonundaki prototiplerin geliştirilmesine devam eden firmaların bir bölümü ile yeni eklenen diğer firmalarla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığının (UDHAM) başlattığı 5G Yeni Nesil Haberleşme Şebekesi çağrısına da 14 firma başvurdu. Yine 3 mobil operatörümüzün de dahil olarak ürünlerin gelişim ve uygulanabilirliğini denetlediği bu projedeki 8 ürün tamamlanmış, 6 ürünün ise 2026 yılı içinde tamamlanması hedeflenmiştir.' diye konuştu.
Dürmüş, bu firmaların yanında 5G şebekesinin çok farklı bileşen ve altyapılarına hizmet edecek ürünlerin de HTK üyesi firmalarca hazırlandığını dile getirdi.
Dünyada hakim uluslararası 4 büyük ürün sağlayıcı firmayla rekabetin kolay olmadığını vurgulayan Dürmüş, şu değerlendirmede bulundu:
'HTK bünyesindeki birçok firmamız halihazırda 30 yıllık tecrübeleri ve dünyada milyarlarca GSM abonesine dokunan ürünleriyle çok iddialı konumdalar. Gerek Türkiye'de mobil operatörlerimiz gerekse yurt dışındaki operatörlerin şebekelerinde birçok yabancı ürünü kendi ürünleriyle değiştirme gücüne sahipler. Ancak firmaların sınırlı öz kaynakları ve desteklerin rekabetçilik için düşük düzeyde kalması bu gelişim hızını sekteye uğratıyor. Sınırımızda ve yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar, kendi teknolojimizi geliştirmenin gelecekte ne kadar kıymetli olacağı derslerini bize veriyor. Bunun için konunun bir devlet ve bağımsızlık stratejisi kapsamında yönetilmesi sadece haberleşme sektörümüz için değil, ülkemizin bağımsızlığı için de kritik önemdedir.'
Dürmüş, haberleşme şebekelerindeki ürünlerin, yazılım, donanım, altyapı ve hizmet olarak 4 grupta değerlendirilebileceğine dikkati çekerek, her başlığın kendi içinde yaşanan farklı zorlukları, devlet kurumları ve bakanlıkların gündemine getirdiklerini, yakın çalışma ve hızlı çözüm bulunmasını beklediklerini anlattı.
Operatörlerle milli ürün çalıştayları
Bunlarla birlikte 4,5G lisans yükümlülüğü kapsamında getirilen yüzde 45 yerlilik oranının 2017'de yaklaşık yüzde 2 civarındayken 2025'te operatörlerin açıkladığı rakamlarla yüzde 50'leri aştığını belirten Dürmüş, şöyle devam etti:
'Aynı başarının 5G'de de hem yerli malı hem de milli haberleşme ürünü yükümlülüğü kapsamında yerli ekosistemimizle yakalanacağına inancımız tamdır. Geliştirdiğimiz 5G ürünlerinin de mobil operatörlerimizin ticari şebekelerinde kullanılmasını bekliyoruz. 4,5G lisans sözleşmelerindeki yerlilik oranlarının yakalanmasında maalesef yabancı firmalar, mevzuata uygun olsa da ekosistemimize hiçbir katkısı olmayan yöntemlerle bu yükümlülüklerin gerçekleşmesine yol açtılar. Aynı yöntemlerin uygulanmaması adına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 5G ihale şartlarında 'yerli malı' yanında 'milli haberleşme ürünü' yükümlülüğünü de getirmiştir. Yerli malı oranı ilk yıl yüzde 50, ikinci yıl yüzde 55 ve üçüncü yıl yüzde 60, KOBİ'lerden ürün sağlama oranı önceki yükümlülükte yüzde 10 iken yüzde 15, 5G hizmet ve altyapılarına yönelik çekirdek şebeke, transmisyon şebekesi ve telsiz erişim şebekesine yapacağı yazılım ve donanım yatırımlarının birinci yıl en az yüzde 5'ini, ikinci yıl en az yüzde 10'unu, üçüncü ve takip eden yıllarda en az yüzde 15'ini 'milli haberleşme ürünü' tanımına uygun ürünlerden temin etmesine yönelik yükümlülük konulmuştur.'
Dürmüş, milli haberleşme ürünü oranlarının piyasaya arz durumuna göre BTK'nin iki katına kadar artırılabileceğini ve 3. yılın sonunda yüzde 30'lara ulaşabileceğini söyledi.
Bu amaçla mobil operatörlerle AR-GE çalışmaları yanında haberleşme envanterinin oluşturulması amacıyla 2025 yılı için ve 5G ihalesinden önce 25 Temmuz'da Vodafone, 14 Ağustos'ta Turkcell ve 6 Ekim'de Türk Telekom ile çok geniş katılımlı 'Milli Ürün Çalıştayları' düzenlendiğini hatırlatan Dürmüş, 'Bu çalıştaylarda üretici firmalarımızla mobil operatörlerimizin teknik ve satın alma ekipleri B2B toplantılarda bir araya getirilerek aksiyonlar belirlenmiştir. Tüm çalıştayların tamamlanmasıyla 'Mobil Haberleşme Ürün ve Hizmet Envanteri' oluşturuldu. Bu çalıştayın sonucunda görüşme yapılan firmaların yüzde 56'sında 5G ürünlerinin olduğu (en az 27 firma), yüzde 73'ten fazla firmayla ürün geliştirilebileceği (en az 37 firma) görülmüştür.' diye konuştu.
'Geliştirilen ürünlerin önemli bir kısmı farklı ülkelere ihraç ediliyor'
Dürmüş, HTK çatısı altındaki 160 üyenin mobil, sabit, uydu haberleşmesi gibi birçok alanda binlerce ürün ve hizmet ürettiğini ifade etti.
HTK bünyesindeki firmaların yalnızca nihai ürün geliştirmekle kalmadığını, aynı zamanda yazılım, donanım, çip tasarımı, test ve entegrasyon gibi birçok alanda değer zincirinin farklı halkalarında yer aldığını aktaran Dürmüş, 'Bu durum ülkemizde 5G teknolojilerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir haberleşme ekosisteminin oluşması açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Geliştirilen ürünlerin önemli bir kısmı yalnızca iç pazar için değil, aynı zamanda uluslararası pazarlara yönelik olarak da tasarlanmakta ve bazı firmalarımız tarafından farklı ülkelere ihracatı gerçekleştiriliyor.' dedi.
Dürmüş, mobil haberleşme altyapısında çok sayıda bileşen yer almasına rağmen bunların tamamının BTK tarafından 'yerli malı ürün' ya da 'milli haberleşme ürünü' kapsamında değerlendirilmediğine dikkati çekti.
Bir mobil şebekenin yalnızca çekirdek haberleşme ekipmanlarından oluşmadığına işaret eden Dürmüş, 'Altyapıya ait kuleler, konteynerler, iklimlendirme sistemleri, aküler, fiber optik kablolar ve konnektörleri, enerji kaynakları ve kablolama gibi birçok kalem şebekelerde önemli maliyetler oluşturuyor. Ancak bu unsurlar resmi yerli ürün yükümlülüğü kapsamında sayılmıyor.' ifadelerini kullandı.
Dürmüş, mobil operatörlerin satın aldığı ürün ve hizmetlerin yalnızca fiziksel altyapı bileşenleriyle sınırlı olmadığını belirterek, iş yönetim süreçlerini destekleyen yazılımlar ve dijital teknolojilerin de önemli bir pazar oluşturduğunu dile getirdi.
Bu kapsamda iş destek sistemleri yazılımları, dikey sektörlere yönelik IoT ve endüstriyel IoT çözümleri, VR/AR gözlükleri ve sistemleri, uydu internet bağlantıları, katma değerli servisler, dijital platformlar, bulut servisleri, sanallaştırma çözümleri, saha ölçüm hizmetleri ve siber güvenlik gibi pek çok alanda HTK firmalarının yetkinliğe sahip olduğunu vurgulayan Dürmüş, sözlerini şöyle tamamladı:
'Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz haberleşme envanteri çalışmasının sonuçlarına baktığımızda, bir mobil operatöre satılabilecek 1000'den fazla ürün ve hizmet olduğunu görüyoruz. Bunlarla birlikte 5G mobil haberleşme şebekesi temel bileşenleri BTK tarafından 3 kategoriye ayrılmıştır. Bunlar çekirdek şebeke, iletişim şebekesi ve radyo (telsiz) erişim şebekesidir. Yani halk arasında bilinen ismiyle baz istasyonları. Firmalarımızın bu 3 kategoride de ürünleri bulunmaktadır. Bu şebekelerin yönetilmesini sağlayan operasyonel destek sistemleri yazılımları da ülkemizin önde olduğu alanlardan biridir. 27'den fazla firmamızın 5G ürünleri olduğunu biliyoruz ve operatörlerimizle yapılan çalıştaylarda bunlar tanıtılmıştır. 5G altyapısında geliştirilen bu yerli/milli haberleşme ürünleri yalnızca operatör şebekelerinde değil, akıllı şehir uygulamaları, otonom araç haberleşmesi, Endüstri 4.0, uzaktan sağlık hizmetleri, akıllı tarım, kritik altyapı izleme sistemleri ve savunma sanayi gibi birçok alanda kullanılabilecek.'
5G sanayiden üniversitelere kadar birçok alanda etkili olacak
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Halil Nadir Teberci de 16 Ekim 2025'te yapılan 5G frekans ihalesinin sonuçlanmasıyla bu teknolojiye geçişin resmi olarak başladığını söyledi.
5G'nin yalnızca daha hızlı mobil internet değil, dijital sanayinin, akıllı üretimin ve veri odaklı ekonominin temel taşı olduğunun altını çizen Teberci, şu değerlendirmede bulundu:
'Bundan sonraki süreçte 5G'nin dar bir çerçevede değil, bir ekosistem içindeki önemini fark ederek hayata geçirmek büyük önem taşıyor. 5G sadece tüketici odaklı mobil hizmet perspektifiyle değerlendirilmemeli, endüstriyel kullanım senaryoları, yerel ihtiyaçlar ve özel ağ modelleri geri planda bırakılmamalıdır. Türkiye'de 5G tartışmaları ağırlıklı olarak daha yüksek mobil internet hızları, video yükleme, oyun ve bireysel kullanıcı deneyimi üzerinden yürütülüyor. Bu yaklaşım, 5G'yi bir üst seviye 4.5G gibi konumlandırıyor. Oysa 5G'nin küresel ölçekteki asıl farkı, kritik görev iletişimi, düşük gecikme, yüksek cihaz yoğunluğu gibi özellikleriyle tüketiciden çok endüstriye hitap etmesidir. 5G'nin ana değeri sadece cep telefonunda değil, fabrikada, limanda, OSB'de, hastanede ve kampüste üretilir. Bu alanlar dikkate alınmadan yapılan 5G planlaması, teknolojinin potansiyelini sınırlı tutar.'
Teberci, endüstriyel bakış açısının önemine vurgu yaparak, bu bakış açısına yeterli önem verilmezse ülke ekonomisine 5G'den verimlilik ve rekabet gücü artışının beklenen oranlarda gerçekleşmeyebileceğini söyledi.
Dünyada 5G'nin en hızlı değer ürettiği alanların başında 'Private' (özel) 5G uygulamaları geldiğini belirten Teberci, esnek ve çok paydaşlı bir model oluşturulması ve yerel, sektörel ve kampüs bazlı Private 5G uygulamalarının teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
Teberci, 5G'nin uçtan uca bir fiber altyapı gerektirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
'Türkiye'nin hedefinin belirli bir teknoloji ekosistemine bağımlı olmak değil, güvenli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir telekom altyapısı kurmak olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu hedef doğrultusunda, çok tedarikçili yapı, açık ağ mimarileri, yerli teknoloji geliştirme politikaları ve güçlü fiber altyapılar birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, Türkiye'nin dijital egemenliğini güçlendirecek ve küresel teknoloji rekabetinde daha güçlü bir konum elde etmesini sağlayacaktır.'





