0

Türkiye, 15 Temmuz gecesi tarihinin en kanlı darbe girişimlerinden birine şahitlik etti. Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından organize edilen bu darbe girişimi, milletin topyekûn direnişi ile engellenebildi. Ancak ortaya çıkan bilanço oldukça ağır; yüzlerce insanımız şehit oldu, binlercesi de yaralandı. Yine binlerce ordu mensubunun apoletleri söküldü. Yargı sistemimizde iyice itibarsızlaştı. Peki, 15 Temmuz'da "gerçekte" olan neydi?

15 Temmuz, Meclis'e yansıyan milli iradenin asker ve cunta vesayetine karşı, "Yeter söz Milletindir" diyerek ihtar çekişidir. Milletin demokrasiye sahip çıkmasıdır. Hiç şüphesiz, darbenin önlenmesinde Başkumandan Erdoğan'ın liderliğinin önemi yadsınamaz. Ancak henüz Erdoğan konuşmadan, milletin "Vatan elden gidiyor" nidalarıyla sokaklara inmesi, milletin siyasal bilincinin ne kadar olgunlaştığını gösterir. Halkı küçümseyenlere, halkı "kuru kalabalıklar" olarak görenlere, millet tokat atmıştır, Türkiye'nin en uzun gecesinde…

Demokratik Olgunluğun Barometresi…

Hatırlayacaksınız, "Ben profesör olacağıma keşke bir albay olsaymışım. Bu süreçte daha çok katkım olurdu" diyen FETÖ'cü sözde profesör hezeyan halinde şöyle bağırıyordu ekranlarda; "%50 desteği falan iplemeyin. Ben siyaset bilimi profesörüyüm ya. Altyazı geçin televizyon kanallarında 'yarın sokağa çıkma yasağı var' diye bakın sokağa çıkıyorlar mı? Bütün darbeler Cuma günü oluyor. Hocaların evleri cami avlusundadır, namaza bile geçmezler korkularından. Türkiye'de insanların demokrasiye sahip çıkmak gibi falan bir refleksi yok. Bunlar kuru kalabalıklar. Bir tane sağcı aydın bile çıkmayacaktır bak."

Bu ülke, her on sene de bir darbe ve türevlerine maruz kaldı. Halk tarafından seçilmiş olanlar, silahların gölgesinde siyaset yapmak zorunda kaldı. Ancak kimisi şapkasını alıp gitti, kimisi de istifa etmek zorunda bırakıldı. İşte, "kuru kalabalıklar" darbenin önüne set oldular.

15 Temmuz, yeni Türkiye'nin ilk işaret fişeğidir. Bundan sonra demokrasinin üzerine kolayca şal atılamayacağının da göstergesidir. Yeteri kadar emin olamasak da, artık bundan sonra bu ülkenin geleceğine tecavüz etmek isteyenler, yeniden bir kez daha düşünmek zorunda. Yıllarca bu halkı sömürenler, vesayet düzenini devam ettiremeye çalışanlar, halkın geleceğine ipotek koyanlar, darbecilerin üzerine Demokles'in kılıcı gibi inen "15 Temmuz iradesi"ni göz önünde bulundursunlar.

Türkiye'nin Yeniden Vatan Oluşu…

15 Temmuz, Türkiye'nin yeniden vatan olması hikayesinin dibacesidir. Türk'ün, Kürdün, Laz'ın ve Çerkes'in, bu ülke üzerinde yaşayan tüm etnik kimliklerin ve grupların vuslat gecesidir. Anadolu, bu gece yeniden vatan oldu. Ülkenin farklı yerlerinde süren demokrasi nöbetleri de bunun ispatıdır.

Başta siyasetçiler olmak üzerine herkes, 15 Temmuz'u iyi analiz etmek zorunda… 15 Temmuz yeni bir başlangıçtır. Bundan sonra yapılması gereken; toplumun, siyasetin, ekonominin, hukukun kısacası tüm toplum kurumlarının yeniden yapılandırılmasıdır.