0

Çoğu zaman hiçbirşey göründüğü gibi değildir.

Görünmeyenin hakikatine ermek için uzunca bir süre zihin ve gönül işbirliğine ihtiyaç vardır. Bunu yaparken de acele etmeden teenni ile hareket etmek gerekir.

Aklın önderliğinde feraset ile yapılacak bir teenni hareketi, önceden hazırlanmış olması muhtemel tuzaklardan bizi koruyabilir.

Iran ve Suudi Arabistan arasında zuhur eden gerilim kıvılcıma dönüştürülmeden teeni ile halledilmeli, provakasyon ihtimalleri hesaplanmalı, içine çekilmek istenen büyük tuzağın farkında olarak, bu kriz kimin işine yarar sorusu daima sorulmalıdır.

Bize görünen yüz, yada kulağımıza fısıldanan söz, çoğu zaman bizim görünmesinden hoşnut olabileceğimiz yüz, duymaktan mest olacağımız beklentiler olabilir. Böyle olmasaydı İblis nasıl olur da mükemmel yaratılışlı Adem'i kandırabilirdi. Zaaflarımız bizim sonumuzu hazırlayabilir.

Acele bir işe karar verilmemesi, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Bu anlayış yolumuza ışık olacak önümüzü aydınlatacaktır. Düşmanların kurbanı olmamak, onların hileleri ile başedebilmek için özellikle şimdi teenni ile hareket etmek durumundayız.

Hayat rehberimiz, özü sözü doğru ebediyet şerbeti sunan efendimiz diyor ki: "Teenni Allah'tan ve acelecilik Şeytandandır." (Beyhaki)

İnsan tabiatı gereği aceleci olarak yaratılmış olduğu için arzularına çabuk yoldan ulaşmayı ister. Hele bir de buna hırs eklenirse gözü kör, kulağı sağır, kalbi mühürlenmiş bir hale gelir ki, kaçınılmaz sonu kendi kendine hazırlar.

Görünen ve görünmeyen düşmanlar sürekli oyunlar ve tuzaklar kurmakla meşguller. Bir tuzağın üstesinden gelinir, onlarca tuzak yerini alır. Tuzaklarla başımız belada ise, yapılması gereken tek şey sükunetle hareket edip, bir kenara çekilip düşünmeye, içimizdeki nefesi yenilemeye olan ihtiyacımızdır.

"Bir dost, Hz. Peygamber'e "Ben alışverişte daima aldanıyorum. Bir şey satan, yahut alan kişinin hilesi sanki sihir… gelip benim yolumu kesiyor " dedi.

Hz. Peygamber (sav) o dosta dedi ki: "Alışverişte aldanmaktan korkuyorsan alacağın şeyi üç gün muhayyer olarak al. Çünkü şüphe yok, yavaş iş Rahman'dandır. Acele edişinse melûn Şeytan'dan."

Önüne bir lokma atsan köpek bile köpekliğiyle önce koklar da sonra yer, a ihtiyatlı adam! O burnuyla koklar, biz aklımızla koklarız. Hele bir bak, demek ki biz de her şeyi inceleyen aklımızla kokluyoruz.

Tanrı bile bu yerlerle gökleri yavaşlıkla ve tam altı günde yarattı. Yoksa "Kün" der demez yerler de olurdu, gökler de;

Tanrı, buna kadirdi. Hatta bir emreder etmez yüzlerce yer gök yaratabilirdi. Tanrı bütün kudretiyle beraber insanı, yavaş yavaş ve tam kırk yılda kemal sahibi eder. Bir anda yokluktan elli kişiyi uçurup bu aleme getirmeye kadirdi ama. İsa (as), bir dua ile hemencecik ölüyü diriltir de, İsa'yı yaratan, insanları bir anda yaratmaya kadir değil midir? İsa'ya nazaran kudreti, kat kat üstün mü değil mi?,

Dilediğin şeyi yavaş yavaş, fakat sağlam bir halde yapman lazım… İşte bu yavaşlık, sana bunu öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar.

Bu yavaşlıkla insan, ikbale, devlete erişir. Yavaşlık, yumurtadır, devlet de kuşlara benzer.

A inatçı adam, kuş hiç yumurtaya benzer mi?

Ama yumurtadan çıkar ya!

Sen de davran da cüz'ülerin, yumurtalarından kuşlar çıkarsın." (Mesnevi 3/3494-3510)

Her zaman olagelen ve olmaya da devamedecek olan ümmetin umudunu yoketmeye yönelik hile ve entrikalarla karşı karşıyayız.

Birilerinin ortaya serptiği yemlere hemen atlamamak lazım. Ortaya sebepsiz hiçbir yem atılmaz, eğer ki sebepsiz bir yem atılıyorsa bundan yeme tamahlı muhtemel kuşların avlanılması hedeflenilmiştir de ondan. Hele ki yemleri atanlar şaibeli kişilerse.

Yavaşlıkla, temenni ile hareket edilirse nice devletler kurulur, nice ölümsüz medeniyetler inşa edilebilir. Bin yılın şafağına uyanırken daha çok dikkatli olmaya, daha çok teenni ile hareket etmeye ihtiyacımız var.

Acele edilmesi gereken yerler de vardır hiç şüphesiz.... onları da akıl sahipleri ferasetle ayırt etmesini bilirler.