0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İzleme heyetine olumlu bakmıyorum" açıklaması yeni bir tartışmayı ateşledi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın "Ülkeyi yöneten hükümettir, sorumluluk da hükümettedir" yanıtı, AK Parti'de neler oluyor, sorusunu akıllara getirdi. Acaba AK Parti, Adalet Partisi'nin, Anavatan Partisi'nin ve Doğru Yol Partisi'nin yaşadığı travmayı mı yaşamaya başladı? Parti, parçalanıyor mu? Erdoğan, Başbakan Davutoğlu'na muhalefet mi etmeye başlıyor? Seçimlerin sathı mailinde, 12 yıllık bir siyasi iktidarın 17 yıla doğru giderken yaşamış olduğu bu yol kazasının anlamı ne? Ya da Erdoğan, "Tek Adam" mı olmaya hevesleniyor? Sakın, AK Parti, bir büyü bozumu yaşıyor olmasın? Soruları bir tarafa bırakıyorum; ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündem belirlemeye devam ediyor.

AK Parti'nin Anlamı

Yukarıdaki soruların cevabını vermeye niyetli değilim; bu soruların cevabı, AK Parti ruhunda saklı. Bu sancılı süreçte, AK Parti ruhunu ve AK Parti'yi siyasetin büyük satranç tahtasında oyun kurucu yapan gerçeklikleri hatırlamakta fayda var. Toplumsal değişimin ana motoru olan AK Parti, siyasal reformu ve dönüşümü sağlama başarısını göstermiş olan bir siyasi harekettir. Bu ülke, AK Parti şemsiyesi altında büyük dönüşümünü gerçekleştirme iradesini ortaya koymuştur. İbrahim Karagülle'nin ifadesiyle, "Cumhuriyet tarihinin en reformcu ve dönüştürücü gücüdür, AK Parti."

İşte bunun için, Türk siyasal hayatında 2002 yılı, tarihsel bir kırılma anlamına gelir. Milli Görüş çizgisinden gelen ve Müslüman dünya görüşüne bağlı olan politik aktörler, siyaseti dizayn etmeye başlamışlardır. Erdoğan'ın devrimci gücü, aktif ve oyun kurucu siyaseti, AK Parti'yi toplum nazarında meşrulaştırmış; AK Parti'nin ve Erdoğan'ın siyasi hinterlandını genişletmektedir. Gerçekçi bir zeminde ve sahici bir dille politika üreten AK Parti; siyasal sistemi restore etmenin yanı sıra, çatışmacı olmayan yeni bir siyasallık ve demokrasi kültürü inşa etmeye başlamıştır. Erdoğan'ın karizmatik gücünün rasyonel akılla kurmuş olduğu stratejik ittifak, toplumun nabzını yakalama başarısı göstermiştir. Siyasetin Erdoğan merkezli almış olduğu bu yeni renk, ekonomik istikrarı da sağlamlaştırmıştır. Toplumsal ve ekonomik istikrar, AK Parti'yi ve Erdoğan'ı cazibe merkezi haline getirmiştir. Bu istikrar, Erdoğan liderliğindeki Türkiye'yi, Ortadoğu coğrafyasında huzur adasına çevirmiştir. On iki yıllık AK Parti hikayesi, kısaca, böyledir.

Türkiye'nin Geleceği…

Peki, Erdoğan'ın merkezinde olduğu bu tartışmalar ne anlama geliyor? Erdoğan'ın derdinin Başbakan Davutoğlu'na muhalefet etmek olmadığı aşikar. Çünkü Davutoğlu, Erdoğan'ın aksiyoner ve devrimci ruhuna destek veren stratejik akıl gibidir. Erdoğan'ın öfkesi veya muhalefeti, silahların gölgesinde siyaset yapmaya çalışan HDP'ye ve farklı manevralarla daha çok kazanımlar elde etmeye çalışan PKK'ya olsa gerek. Bu ve benzeri tartışmalar, eğer iyi yönetilebilirse, parti içi demokrasiye katkıda bulunur. AK Parti'yi, olası krizlere karşı daha da güçlü hale getirir. AK Parti'nin ihtiyacı olan, müzakereci siyaseti her daim canlı tutmak olmalı. Çünkü Erdoğan'ı, Davutoğlu'nu veya AK Parti Hükümetini itibarsızlaştırmaya dönük söylemleri bertaraf edecek olan da diyalog merkezli, ortak aklı canlı tutan siyasettir. Böylesi bir siyaset biçimi, olası güç zehirlenmesine de engel olur. Engel olmalı da; çünkü Türkiye'nin kaderi ve geleceği, AK Parti'nin kaderi ve geleceği ile örtüşmektedir. Bu böyle biline…