0
Bu ülkede sahih bir dille ve belli bir vizyon ekseninde politika üreten tek parti, AK Parti… Toplumun nabzını iyi tutuyor. Değişim ve dönüşüm yasalarını yakından takip ediyor. Bundan dolayı 12 yıldan beri iktidarda. Muhalefet partilerinin durumu ise içler acısı. Ne elle tutulur bir iç politika üretebiliyorlar, ne de dış politika… Politik söylemleri, AK Parti'nin söylediklerini yanlışlamak üzerine kurulu… Soruyorum; CHP'nin Avrupa Birliği veya Afrika politikasını bilen var mı? Veya HDP'nin Kürt kimliği sorunu dışında hangi söyleminden haberdarız? Muhalefet partileri, maalesef, kuşatıcı bir politika üretemiyorlar. Kısır bir döngü hakim…
Kuşatıcı bir söylem ve aktif politika üretmenin yanı sıra, siyasal bir yorgunluk da yaşanmıyor değil. Bazı anlarda ortaya çıkan kriz, bu yorgunluğun neticesi olsa gerek. Evet, Kürt meselesinde bir hayli mesafe alındı. Ekonomik durumumuz, gittikçe iyileşiyor. 2002 Türkiye'si ile 2015 Türkiye'sini kıyaslamak pek mümkün değil; makas gittikçe açılıyor.
Değişim ve Dönüşümün Aktörü Hala AK Parti…
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ali Bayramoğlu'nun "AK Parti ve Gelecek" başlıklı yazısında AK Parti'ye bazı uyarılarda bulunmuş: "Kürt sorununda ciddi bir demokratik sıçrama, yumuşayan ve kuşatıcı bir söylem, yolsuzluk iddiaları karşısında şeffaflık, liyakate dayalı devlet dokusu için siyasi alanı yeniden yapılandırma AK Parti'ye de Türkiye'ye de çıta atlatır." Oldukça yerinde tespitler…
Peki, Toplumsal değişimin aktörü olan AK Parti üzerindeki metal yorgunluğunu atabilmesi için ne yapmalı? Haziran 2015 seçimlerinden itibaren yeni bir dönem başlıyor. Bu dönemin parametreleri neler olmalı? Siyaset, hangi ilkeler doğrultusunda yol almalı?
Davutoğlu, Hangi İlkeleri Öncelemeli?
Öncelikle, Türkiye'nin kendi demokratik sıçramasını gerçekleştirebilmesi için yeni bir anayasa yapmalı. Yeni bir anayasa… Zamanın ruhuna hitap eden, Türkiye'nin çoğulcu yapısına uygun, evrensel demokratik ilkeleri benimseyen ve bu ülkenin geleneğine ve ruhuna uygun bir anayasa olmalı, yapılmalı. Sıklıkla kullanılan "Yeni Türkiye" tasavvurunu da anlamlı kılacak olan, yeni anayasadır. Çünkü bu ülkenin yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyacı vardır. Türkiye yeni bir anayasa yapmadığı müddetçe, büyük satranç tahtasındaki küresel aktörler arasında yerini almayacaktır. Türkiye, Anadolu ruhu ile mayalanan kendi "Magna Carta'sını yapmalı. Artık, bu halkın yeni bir kafa kağıdına ihtiyacı vardır.
İkinci olarak; AK Parti, rüşvet ve yolsuzluğa pirim vermeyen bir Türkiye inşa etme iradesini ortaya koymalıdır. Unutulmamalıdır ki, devletleri çökerten yolsuzluktur, rüşvettir. Koca Osmanlı tarihi buna şahittir. Fuzuli'nin "Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar" ifadesi siyasal ve toplumsal çürümenin ifadesi değil midir? Özellikle Başbakan Ahmet Davutoğlu, siyasal yolsuzluğun üzerine giderek daha şeffaf ve adil bir yönetim modeli kurmalıdır. Yanı sıra, nepotizm veya akraba kayırmacılığının olmadığı; aksine liyakatin esas olduğu yeni bir siyasallık inşa edilmelidir.