0
Sahipler ve İtler Teorisinden aldığımız derse göre, öncelikle bir operasyon yapılacağı zaman sadık itler devreye sokulur.
İtler görevlerini yapıp avlarını avlama kabiliyetini gösterdiklerinde sahipleri devreye girer. Ya itleri başarısızlıklarından dolayı feda ederler, yada duruma göre önlerine kemik atıp sahaya inerler.
Daha itlerin vazifelerini bitirme dönemi gelmediği için, sahiplerinin sahaya boylu poslu inmelerine vakit var. Şimdilik itlerle mücadele etmeye devam edeceğiz, nasıl olsa onların sahiplerine de sıra gelecek. Gerçi şimdiden baş göstermeye, kollarını uzatmaya, seslerini çıkarmaya başladılar bile.
Bunu nerden anlıyoruz?
İtlerin kuyruğuna basıyoruz, ses başka yerden çıkıyor da ondan.
PYD yi vuruyoruz, ses Rusya'dan çıkıyor, çıldırıyor, naralar atıyor; YPG'yi vuruyoruz ABD krize giriyor, "yapmayın etmeyin" diye yalvarmaya, başlıyor; Fransa "bombardımanları durdurun" diye çağrıda bulunmaya, gelişmelerden kaygı duyduklarını belirtmeye başlıyor; İran hakeza, her türlü kirli işlere bulaşmışken kalkıp bombardımanların durdurulmasını, siyasi çözüm getirilmesini isteyebiliyor.
Anlaşılan o ki düşmanın anladığı dilin keşfedilmiş olması ve onların anlayacağı şekilde en fasih ve edebi bir yöntemle hitab edildiğinin göstergesi bütün bu naralar, yalvarmalar, kaygılar, çözüm önerileri sunmalar.
Ziya Paşa bu durumu negüzel özetlemişti "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir". Kimisi nasihatten anlar, güzel dil ile yola gelir, kimisi de köteklikten anlar, anladığı şekilde muamele edilir.
Hal böyle olunca da, asla ve asla terbiye yöntemlerinden vazgeçilmemeli, aksi takdirde terbiye tezgahından geçmediği için bu soysuzlar haydutlaşır, toplumların ve insanlığın başına bela olurlar.
Türkiye'nin şimdilik PKK, PYD yada YPG gibi haydutları, konumuza uygun düşecek şekilde, itleri, vurması bir başlangıçtır. Devamı gelecektir ve gelmelidir de. Bu ulvi bir görevdir. Sadece kendi vatanımızın huzur ve saadeti için değil, bütün İslam Alemi'nin, hatta insanlığın saadeti içindir. Dedik ya yakında sahipleri de ortalığa dökülecek. Kuyruğun sesinin nerelerden çıktığını şimdiden duyabiliyoruz.
Öncelikle itler birer birer temizlenmesi lazım, daha sonra sıra sahiplerine gelecek Allah'ın izni ile.
İt neyse sahibi de odur aslında. Sıra hepsine gelecek, gelmelidir de. Bu vakitten sonra geri dönülemez. Dönüldüğü an 30 yıl geriye dönülmüş demektir. 15 yıldır elde edilen bütün kazanımlar yok olacak, ümmetin tek umudu da sönecektir.
Dünya Müslümanlarının duaları bizimle, son umutlarının da yok olmaması için yürekleri soluk soluğa.
Ayrıca şimdiden Suudi Arabistan'ın, Katar'ın mazlumlara uygulanan zulmün kaldırılması için bizimle birlikte hareket etmeye başlamaları Ümmet Bilinci'nin doğmasında büyük etkisi olacaktır. Arkasından diğerleri teker teker birliğe katılacaktır Allah'ın izni ile.
Bütün bu mücadeleler büyük oluşuma giden yolda yön veren işaretlerdir. Davutoğlu'nun da dediği gibi "Bayırbucak bir gün özgür olacaktır, aynen Erzincan'ın bir buçuk yıllık esaretten sonra özgür olduğu gibi."
Bayırbucak'ın özgürlüğü ile nice özgürlükler doğacak, büyük oluşumun da başlangıcı olacak, tarih yeniden şekilenecek.
Bu defa tarihin şekillenmesi çok daha farklı olacak. Sadece Osmanlı tebaasının yaşadığı topraklar değil, aynı zamanda Kuzeyde, Rusya'nın, Moskova hariç, tamamı, Çin seddine kadar bütün Orta Asya; Batıda, Viyana önlerinde bıraktığımız hatıralar yeniden canlanıp Berlin sınırına kadar uzanacak; Güneyde, Cebelitarık boğazından başlayıp, Senegal, Kenya ve Somaliyi içine alan yüreği ve bağrı yanık hasret bekleyenleri de kucaklayacak; Doğuda ise Endonezya, Malezya, Filipinler'i kuşatarak II. Abdülhamid'in vizyonunu da kapsayarak ta Fiji adalarına kadar uzanacak.
İşte dünyanın merkezi ve kalbinde bu derece acıların, sızıların, sancıların had safhaya varmasının, ipsiz sapsız ama sahipli itlerin diş göstermelerinin asıl nedeni doğması beklenen bebeğin doğum sancılarındandır.
Sabredip sabırla o günleri çok yakında göreceğiz Allah'ın izni ile. Bu kaçınılmaz gerçeğin oluşması için bütün yukarıda saydığım coğrafyaların insanları elleri duaya kalkmış, yürekleri canla başla o günlerin özlemiyle yanmakta, diriliş ateşini yakacak erin muştusunu beklemekteler.
Korkmayacağız, üzülmeyeceğiz, ve ye'se de düşmeyeceğiz, eğer inanıyorsak zaten güç ve kudret sahibi olan Allah (cc) bizimledir.