0

15 Temmuz darbe kalkışması bu ülkede toplumun tüm kesimlerini bir araya getirdi şüphesiz. Milletin iradesine direkt olarak kastedilmesi, milletin topyekun savunması ile geri püskürtülmüştü. Yenikapı'da toplumun her kesiminin katılımı ile düzenlenen demokrasi mitingi Dünya'ya net bir mesaj vermişti:

"Türkiye'de cuntalar ve darbeler dönemi bir daha açılmamak üzere kapanmıştır."

Açıkçası Devlet Bahçeli'nin darbenin ilk anından itibaren takındığı darbe karşısındaki net tutumu ve Yenikapı'da düzenlenen mitingdeki net ve keskin mesajları siyasi fikir ayrılıkları ne olursa olsun, halkın devletine karşı gelecek herhangi bir tehlikede nasıl bir araya geldiğinin ve gelebileceğinin somut bir örneği olarak ülkemiz üzerinde plan yapanların gözünün içine sokuldu. Devlet Bahçeli'nin ne denli büyük bir devlet adamı olduğu ülkenin her kriz anında başka siyasilerin yaptığı gibi bu krizlerden nemalanarak siyasi rant devşirmenin peşinde koşmak yerine, devletinden yana olmasından zaten belliydi. Bu sebepten kendisini tebrik ederken kendine yakışanı yaptığını da belirtmekte yarar var.

Gelelim Kılıçdaroğlu'na ...

Darbelerin karşısında olduğunu söyledi. Darbeleri lanetledi. Millet herhangi bir ikinci kalkışma olması ihtimaline karşı demokrasi nöbetlerindeyken bir anda Kılıçdaroğlu'nun Taksim'de miting yapacağı haberleri ajanslara düşüverdi. Biz herhalde darbeleri lanetleyecek, bu ihanet hareketi içerisinde yer alan hainlerin en ağır cezayı almaları için devletin yanındayız diyecek diye bekliyorduk. Amiyane tabirle avuçlarımızı yaladık.

Bir tabir vardır Şark kurnazı diye. İşte bu tabir tam da Kılıçdaroğlu'nun Taksim mitingine cuk oturdu ! Millet can derdiyken Kılıçdaroğlu siyasi rant derdine düşmüştü! Millet birlik, beraberlik derken Kılıçdaroğlu kürsüde gezi parkına güzellemeler yapıyor, Fetöcülerin bir tuzağı olduğu ortaya çıkan Balyoz operasyonu üzerinde salvolar atıyor ve demokrasi havariliğine soyunuyordu! Herkes gibi Kılıçdaroğlu da kendine yakışanı yapmış, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz anda Cumhurbaşkanı kendisine yapılan hakaret suçlarını bir bir affettiği anda partililerini galeyana getirmişti.

Peki biz buna şaşırmışmıydık ? Evet, belki bir miktar. Çünkü bu kadarını yapacağını biz de tahmin edemiyorduk.

Sonrası hepimizin malumu. Önce Yenikapı'ya gitmeyeceğim dedi sonrasında Bahçeli ben katılacağım diyince yine alışık olduğumuz çarklarından birini daha gerçekleştirerek ben de katılıyorum dedi.

Bu yazı nereye gidiyor?

Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler genel kurulunda yaptığı konuşmaya gidiyor. Tüm Dünya'nın gözü önünde Birleşmiş Milletler görevini yerine getirmiyor, adil davranmıyor ve güvenlik konseyi daimi üye ülkelerin elleri kanlı diyerek kral çıplak diye haykırıyor!

Üstüne bir de Dünya beşten büyüktür diyor! Hem de kapalı kapılar ardında ya da Taksim'e topladığı on bin kişi önünde değil, Birleşmiş Milletler genel kurulunda!

E kötü mü etti yani, ne diyorsun sen? dediğinizi duyar gibiyim...

Cumhurbaşkanımızın bu konuşması yıllarca Amerika ve batılı devletlerin emir eri gibi hareket eden devlet adamlarından sonra göğsümüzü kabarttı! Yetmedi gözlerimizden yaşlar akıttı! Yetmedi Cenabı Allah'a hamd etmemizi sağladı. Çünkü zalime zalimsin ve yıkılacaksın diyen bir Cumhurbaşkanımız var hamd olsun!

İşte bu konuşmadan sonra zihin yapısı hakkında yukarıda örnekler sunduğumuz Sayın Kılıçdaroğlu ne dedi biliyor musunuz?

Bir vatandaş olarak utandım!

İnanın bana kanım dondu! Ülkenizin Cumhurbaşkanı Dünya'ya meydan okuyacak, bu düzen böyle gitmez değiştirelim diyecek ama siz utanacaksınız? Hem de sözde sol görüşlü bir partinin lideri olarak!

Hangi sebeple utandınız Sayın Kılıçdaroğlu ?

Cumhurbaşkanımız dünyadaki zulümler son bulsun diye çırpındığı için mi utandınız? Yıllarca beklenen an geldi, Türkiye yeniden büyük devlet olarak zalimlerden hesap soruyor diye mi utandınız? İnsan hakları ihlalleri son bulsun diye, sömürgeler bitsin diye, Dünya'nın kaderini tüm ülkeler ortak tayin etsin diye Cumhurbaşkanımız çırpındı diye mi utandınız?

Yoksa yıllardır demokrasi, insan hakları, adalet diye oy toplamaya çalışıp statükoya yaslanırken bu jelatini hoş fakat içi boş söylemleriniz artık siyasi olarak para etmeyecek diye kaygılandığınız için mi böyle davrandınız?

Her ne olursa olsun Türkiye binlerce yıllık devlet geleneği olan bir devlettir. Yüzyıllarca Dünya'yı yönetmiş, insanlığa barış ve adalet tesis eden devlet anlayışına sahip bir devlettir. İşte o devlet insanlığın ayaklar altına alınan onurunu yeniden yüceltecek bir anlayışı tüm Dünya'ya muştuluyor!

Bence sevinin sayın Kılıçdaroğlu!

Çünkü siz de işte böyle şanlı bir devletin ferdisiniz! Her ne kadar bozmaya çalışsanız da siz de bu kutlu devletin muhalefet partisi liderisiniz! Muhalefet yapın ama ne olur devlet ve siyaset meselelerini birbirine karıştırmayın. Nasıl yapılacağını bilemeyebilirsiniz. Olsun! Rahmetli Erbakan'ın siyasi hayatını inceleyin, o size rehberlik edecektir!