0
Türk siyasetinde bir ilk yaşıyor. İktidar partisinin lideri, Ahmet Davutoğlu görevinden istifa etmeden veya herhangi bir seçimi kaybetmeden partisini olağanüstü kongreye götürme kararı aldı. Ve yeniden aday olmayacağını açıkladı. Kısacası, bir döneminin kapanışı…
Çarşamba günü yapılan Erdoğan-Davutoğlu görüşmesinin sonuçları oldukça önemliydi… Bu görüşme, Türk siyasal sisteminde yeni sonuçlar doğurmaya gebe…
Siyasette çift başlılık olmaz!
Öncelikle, siyasette çift başlılık olmaz; politika çift başlılığı kaldırmaz. Güç de paylaşılmak istemez. Çift başlılık, siyasal ve ekonomik istikrarı dinamitleyen bir gerçekliktir, istikrarsızlığa neden olur.
Siyasette çift problemi, özellikle bizim için oldukça kadimdir. Bazı dönemlerde başbakan ile cumhurbaşkanı arasında yaşanan gerilim, çift başlılığın sonucudur. Çift başlılığın olduğu yerde sorunun ortaya çıkması kaçınılmazdır. AK Parti'nin ve siyasetin içinde bulunduğu durumun karşılığı budur.
"Siyasette yirmi dört saat çok uzun bir süredir" diyen Süleyman Demirel ile Tansu Çiller'in, Turgut Özal ile Mesut Yılmaz'ın, Ecevit ile Sezer'in ve hatta Atatürk ile İnönü'nün arasında yaşanan gerilim, siyasal sistemimizin genetik yapısında var olan bu kusurdan dolayıdır.
"De facto" başkanlık sistemine geçtik!
İkincisi, Türkiye bugünden itibaren "de facto" başkanlık sistemine geçmiştir. Artık, başbakanın kim olacağı çok önemli değildir. Davutoğlu ve Erdoğan arasında yaşanan "çatlak" siyasal sistemin ya da yarı parlamenter sistemin iflas etmiş olduğunu göstermektedir. Bu çatlak, bana, cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi kararının çıkmasından sonra Tarhan Erdem'in söylemiş olduğu sözleri hatırlattı.
Hatta Erdem bir yerde şu meyanda konuşmuştu; "Başbakan Sümeyye Erdoğan bile olsa krizin çıkması kaçınılmazdır." Çünkü cumhurbaşkanının ve başbakanın halk tarafından seçilmesi yürütmede çift başlılık yaratmıştır. Bu siyasal gelişme, kriz üretmeye meyyaldi. Bundan sonra, yürütmenin başında bizzat Erdoğan'ın kendisi olacaktır.
Üçüncüsü; Erdoğan ve Davutoğlu arasında yaşanan çatlak, bundan sonraki başbakan için güvensizlik ortamı doğurabilir. Bundan sonra, Davutoğlu'nun yerine gelecek olan "teknokrat" veya "çalışkan başbakan", nasıl gideceğini de düşünerek gelmeli. AK Parti'ye düşen bu güvensizlik atmosferini yok etmek olmalı.
Sosyal medya, AK Parti'yi dizayn mı ediyor?
Dördüncüsü, medya üzerinden değil ama sosyal medya üzerinden AK Parti'ye ve millete istikamet çizilmiştir, ameliyat yapılmıştır. Boğazda, ofislerinde oturup ahkam kesen sonradan görme "klavye mücahitleri" Davutoğlu'nun ve AK Parti'nin başını yemiştir. AK Parti, sanal savaşçılar ve troller tarafından dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Yapılır mı çok emin değilim; bundan sonra yapılması gereken ilk iş şu olmalıdır; "klavye mücahitleri" ve pelikanlar tasfiye edilmelidir. Onların varlığı ve silahşorluğu, AK Parti için pespayeliktir. AK Parti, bu pespayelikten acilen kurtulmalıdır.