İstanbul’un nemli bir kış gecesinde, eski bir MİT analisti kahvesini yudumlarken masasının üzerine yayılmış fotoğraflara bakıyordu. 2008 yılı. CHP’ye aynı anda iki genç isim üye oluyor: Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel. Tesadüf mü? Dosyalar, o tarihten itibaren her şeyin bir orkestrasyon gibi işlediğini fısıldıyordu.

MİT analistinin bu konudaki analizi kamuoyu ile paylaşılmadı. Ancak masanın üzerindeki resimleri ve olayları bir araya getirdiğimizde müthiş bir örümcek ağı ile karşı karşıya olduğumuzu görebiliyoruz. Şimdi Filmi geriye sarıp, örümcek ağının örülmeye başladığı yıllara gidelim:

İMAMOĞLU-ÖZEL BİRLİKTELİĞİNİ KİM KURGULADI

2009 yerel seçimleri. Her ikisi de belediye başkan adayı gösteriliyor. Aynı yıl, aynı parti, aynı strateji. FETÖ’nün o dönemki “sivil toplum” ve medya ağı çoktan harekete geçmişti. Hükümetin yavaş yavaş örgütün devlet içindeki varlığına karşı tavır almaya başladığı kritik dönemde, yeni bir güç odağına ihtiyaç vardı. O odak, CHP olacaktı. Ve FETÖ, yargı, emniyet ve medyadaki kadrolarını kaybederken siyasi alternatifi boş bırakmadı. CHP’nin içindeki ‘modern, karizmatik, genç’ profiller özenle seçildi ve yükseltildi.

İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nden başlayarak adım adım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na uzanan yolu, örgütün uzun vadeli planlamasının izlerini taşıyordu.

Özel’in parti içindeki hızlı tırmanışı da aynı senaryonun parçasıydı. 2008 üyelik, 2009 adaylık, sonra grup başkanvekilliği ve nihayet genel başkanlık…

Her basamak, sanki önceden çizilmiş bir rota gibiydi. FETÖ, iktidar odaklarını kaybetmemek için klasik yöntemini uygulamıştı: Ana muhalefeti içten fethetmek.

Medya ayağı ise apaçıktı. FETÖ’ye yakınlığı bilinen veya geçmişte onunla organik bağı olan kalemler ve kanallar, her iki ismi de “yeni umut” olarak parlatmaya başladı. Eleştiriler susturuluyor, başarılar abartılıyor, rakipler karalanıyordu. Klasik FETÖ medya mühendisliği, bu kez CHP üzerinden Türkiye’yi yeniden şekillendirmeye çalışıyordu.

Ve hiçbir şey tesadüf değildir: 2013 Gezi sürecinden sonra FETÖ’nün devletle yaşadığı gerilim artmıştı. 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi başarısız olunca örgüt, tüm yumurtalarını CHP sepetine koymaya karar verdi. İmamoğlu ve Özel, bu stratejinin en parlak ürünleriydi.

Parti içindeki eski isimler birer birer tasfiye edildi veya marjinalleştirildi. Yerlerine, FETÖ’nün“temiz” görünen, bağlantıları ustaca gizlenmiş yeni yüzler geçti. CHP’nin geleneksel yapısı, yavaş yavaş bu yeni kadrolar tarafından ele geçiriliyordu. Seçim stratejilerinden kadrolaştırmalara, her karar örgütün uzun vadeli çıkarlarına göre şekilleniyordu.

Pazar-2

FETÖ, İMAMOĞLU İLE İSTANBUL’U “YENİDEN” FETHETTİ(!)

“İstanbul’un fethi”, planın zirvesiydi. İmamoğlu’nun 2019 zaferi sadece bir belediye başkanlığı değildi; FETÖ için stratejik bir kale ele geçirmekti. Ardından gelen hukuki süreçler, medya kampanyaları ve uluslararası destek, örgütün hâlâ güçlü olduğunu gösteriyordu. Her protesto, her basın açıklaması, senaryonun bir sonraki perdesiydi.

Özgür Özel’in genel başkan seçilmesi ise planın tamamlayıcı parçası oldu. İki isim artık CHP’nin hem yerel hem ulusal yüzüydü. FETÖ, kaybettiği emniyet ve yargı gücünü, ana muhalefet üzerinden telafi ediyordu. Hükümetin terör örgütüyle mücadelesi ne kadar kararlı olursa olsun, örgüt siyasetin kalbine sızmayı başarmıştı.

Dosyadaki fotoğraflarda İmamoğlu ve Özel’in aynı dönemlerde aynı etkinliklerde görünmesi tesadüf değildi. FETÖ’nün“yeni nesil” kadroları aynı okullardan, aynı çevrelerden besleniyordu. Ortak danışmanlar, ortak medya patronları, ortak finansal destekçiler… Hepsi bir ağın parçasıydı.

Analist pencereyi açtı. Bu, klasik bir istihbarat operasyonu gibi. Uzun uyku, derin sızma, kritik anda kontrolü ele alma metodudur. CHP artık FETÖ’nün siyasi kılıfı haline gelmişti. Parti tüzüğü, ideolojisi bile yavaş yavaş bu yeni sahiplerine göre yeniden yazılıyordu. Medya parlatma operasyonu özellikle ustacaydı. FETÖ kalıntısı dijital platformlar ve köşe yazarları, iki ismi de “demokrasi kahramanı” ilan ediyordu. Eleştirenler ise “otoriter” damgası yiyordu. Klasik FETÖ yöntemi: Algı yönetimiyle gerçekleri gizlemek.

Planın en tehlikeli yanı, Türkiye’nin kutuplaşmasını derinleştirmesiydi. FETÖ, kaybettiği iktidarı CHP üzerinden yeniden kazanmak isterken ülkeyi iki kutba ayırıyordu. Bir yanda “yenilikçi” CHP, diğer yanda “eski Türkiye”. Oysa arka planda aynı karanlık ağ işliyordu.

15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün devlet içindeki belkemiği kırılmıştı ama siyasi omurgası CHP’de yeniden şekilleniyordu.

İMAMOĞLU-ÖZEL İKİLİSİ BİRBİRİNDEN HABERSİZ SENKRONİZE İLERLİYORLAR

İmamoğlu’nun İstanbul’daki hakimiyeti ve Özel’in parti içindeki mutlak kontrolü, örgütün sabırlı ve sinsi stratejisinin meyvesiydi.

Son paragrafı yazarken kalemim titredi resmen: Hiçbir şey tesadüf değildi. 2008’deki eş zamanlı üyelikler, 2009 adaylıkları, medya desteği, hızlı yükselişler… Hepsi, FETÖ terör örgütünün Türkiye’yi terk etmeme ve iktidar odaklarını elinde tutma planının parçalarıydı. CHP, artık örgütün en büyük siyasi yatırımı haline gelmişti. Ve oyun, hâlâ devam ediyordu.

Karanlık bir İstanbul gecesinde, gölgeler arasında yeni bir sayfa açılıyordu. Ama bu kez, Türkiye’nin derin devleti değil, FETÖ’nün derin gölgesi partiyi yönetiyordu.