Alman medyasında geçtiğimiz gün şu haber yayımlandı:

“Almanya'nın kuzeyindeki bir gençlik ve sosyal hizmet merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda dört kadın ve iki erkek yaşamını yitirdi. Polis, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen iki kişiyi gözaltına aldı.

Saldırı, pazartesi öğleden sonra Hamburg yakınlarındaki Stade kentinde meydana geldi. Polis, hayatını kaybedenlerin tamamının merkezde çalışan kişiler olduğunu ve binanın içinde vurulduklarını açıkladı. Kurbanlardan beşi olay yerinde, biri ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Yetkililer, ağır yaralılar nedeniyle can kaybının artabileceğini belirtti. Polis, olayla ilgisi olabileceğini düşündüğü iki kişiyi gözaltına aldı.”

Bu, Almanya’nın 50 yılı aşkındır uyguladığı nazist politikasının vahşetini anlatıyor.

Bir Türk baba, üç aylık bebeğini elinden zorla alan Jugendamt’ın altı görevlisini öldürdü. Bu kanlı olay, yıllardır biriken acının patlama anıydı. O baba artık dayanamadı.

Jugendamt, çocuk koruma maskesi altında Türklere karşı sistematik savaş yürüten alçak bir kurumdur. Göçmen ailelerin yuvasına kasırga gibi dalıyor, bebekleri gaspediyor.

Uyduruk bahanelerle Türk çocuklarını annelerin kollarından koparıyor. En küçük bir şikayet bile bu canavar için yeterli oluyor. Aileler çaresiz kalıyor.

Zorla alınan masum yavrular kendi akrabalarına veya Türk ailelere teslim edilmiyor. Direkt Alman ailelere ve eşcinsel çiftlere veriliyor. Bu bilinçli bir kimlik katliamıdır.

Jugendamt, Türk çocuklarını Almanlaştırarak asimile etmek için çalışıyor. Onların ruhunu çalıyor, geleceğini yok ediyor. Bu açık bir kültürel soykırımdır.

O minik bebekler zorla dillerinden koparılıyor. Anadilleri unutturuluyor, Türkçe kelimeler hafızalarından siliniyor. Jugendamt bunu kasten yapıyor.

Kültürleri yok ediliyor. Türk adetleri, gelenekleri, aile bağları parçalanıyor. Çocuklar yabancı bir dünyada yalnız bırakılıyor.

Dinlerinden uzaklaştırılıyorlar. Ezan sesi, namaz, Kur’an sevgisi kalplerinden sökülüp atılıyor. Yerine Alman seküler hayatı zorla yerleştiriliyor.

Yetmişli yıllardan beri bu karanlık kurum yaklaşık yüz bin Türk çocuğunu gasp etti. Yüz bin Türk yavrusu Almanlaştırıldı. Bu rakam korkunçtur.

Almanya kendi demografik krizini Türk bebeklerini çalarak çözmeye çalışıyor. Göçmenleri tehlike görüyor ve onları içten fethetmek istiyor.

Jugendamt Türk aileler için tam bir kâbusa dönüştü. Her an kapıya dayanma korkusuyla yaşıyorlar. Hiçbir aile güvende değil.

Bir öğretmenin asık suratı bile tehlike çanı oluyor. Çocuğun ağzından tek bir cümle koparmak yetiyor. Sistem hazır tetikte bekliyor.

Jugendamt, öğretmen, polis ve savcıdan oluşan kirli bir çete gibi çalışıyor. Bu dörtlü masum aileleri avlıyor, yuvaları dağıtıyor.

Bu kurum vicdansızlığın, ırkçılığın ve insanlık dışı politikanın sembolü haline geldi. Bebekleri annelerden ayıran, babaları çıldırtan bir ölüm makinesidir.

O babanın feryadı binlerce Türk ailesinin ortak çığlığıdır! Jugendamt’ın bu alçak zulmü daha fazla kan ve gözyaşı doğuracak. Bu sistem er ya da geç çökecektir. Hiçbir zulüm sonsuza dek sürmez!