Bizim dünyaya örnek olan büyük ecdadımız, insanlığa ışık tutan bir tarihimiz var. Bunun, yeni yeni farkına vardık. Şükürler olsun ki bize ilham kaynağı olan mazimizle iftihar etmeye başladık. Son yıllarda çekilen tarihî diziler, konusunu tarihten alan kitaplar ve yapılan sohbetler, Türkiye’de bir tarih bilincinin uyanmasına vesile oldu. Yeni nesillerin isimlerine bakın, genelde zaferler kazanmış, destanlar yazmış kahramanların adlarını taşıyor; bir şuur uyanıyor.
Yazılan eserler ile çekilen film ve dizilerin bu uyanıştaki rolü inkâr edilemez ancak geçmişte yaşamış olan abide şahsiyetlerin, ilim, fikir ve sanat adamlarının, komutanlarımızın, şehitlerimizin, kudretli devlet adamlarımızın muhtelif anma programlarında, panellerde, sempozyumlarda rahmetle, hürmetle, muhabbetle ve şükranla yâd edilmesi de, bu bilincin uyanmasına ciddi katkılarda bulunmaktadır.
İstanbul’da Yeni Dünya Vakfı Genel Merkezi’nde 2,5 yıldan beri düzenlediğimiz “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” programları hamdolsun ilgi görüyor. 25 Mayıs 2024 tarihinde Necip Fazıl’la başlayıp devam eden bu toplantılarda büyüklerimizi kabirleri başında ziyaret ediyoruz. Kur’an-ı Kerim ve Fatihalar okunuyor, dua ediliyor. “Mihmandar-ı Nebi”nin türbesi ziyaret edilirken dostlar da buluşuyor.
Pazar günü Kıbrıs Fatihi, üstün komutan, Osmanlı Veziri Lala Mustafa Paşa’yı andık. Gazetemizin kıymetli yazarı, tarihçi yazar Nurettin Taşkesen, kabri Eyüpsultan Türbesi’nin bitişiğinde olan Mustafa Paşa’nın ibretli hayatını, unutulmaz hizmetlerini ve elde ettiği zaferleri resimler, minyatürler, gravürler eşliğinde anlattı. Pazar günkü yazısı da paşamıza dairdi. Merak ve heyecanla dinledik, istifade ettik, mazimizle iftihar edip Allah’ımıza şükrettik. Bu programlarımıza toplumun her kesiminden katılım oluyor. Arada bir sürpriz de oluyor. Bu toplantımıza Nurettin Bey’in ve benim kadim dostumuz Ali Erkan Kavaklı da iştirak etti. İsteğimi kırmayıp kısa bir konuşma da yaptı.
Ali Erkan Kavaklı camiamızın kıymetli muharrirlerinden, seçkin eğitimcilerinden, iyi hatiplerinden ve sağlam romancılarındandır. En az yarım asırdır kalemiyle Hakk’a, hakikate, ilim ve fikir dünyamıza, edebiyatımıza büyük hizmetlerde bulunmaktadır. Sohbetin ardından yeni çıkan bir eserini lütfedip imzaladı ve fakire hediye etti: Avrupa’ya Diz Çöktüren Sultan Muhteşem Süleyman. Gülhane Yayınları arasında çıkan romanın kapağında, dünyanın gelmiş geçmiş en kudretli ve âdil liderlerinden Sultan Süleyman’ın at üstünde çizilmiş harika bir resmi var. Kapak, Halil Yılmaz’a ait. Akıcı üslup, sürükleyici anlatım ve donatıcı bilgiler… Eser, bir çırpıda okunuyor.
Yazar, “Tarih Yazan Cesur Millet” başlıklı ön sözüne şu satırlarla başlıyor: “Kanunî Sultan Süleyman tarihimizin en muhteşem yıllarının hükümdarı, Osmanlı Devleti’ni kelimenin tam anlamıyla cihan devleti yapan sultan. Yükseliş fetihler, ilim, sanat ve adalet devri. Osmanlı dünyanın en güçlü devleti; çeşitli ırk ve dinden insanları huzur içinde yaşatır. Devlet gücünü ordusundan, ordu ölümden korkmayan yiğitlerinden alır. Dünyada benzeri olmayan maaşlı ve disiplinli bir orduya sahip, ileri teknolojiyle top ve tüfek üretir.” İlk 10 Osmanlı padişahının hem devlet başkanı hem ordu kumandanı olduğuna dikkat çeken yazarımız, “Bilgili, cesur, gaza bilincine sahip, yiğit insanlar. 100 senede Kayı aşiretini cihan devleti yaparlar. Bütün Avrupa’ya meydan okuma cesaretine sahipler; bilginlere ve bilgiye çok önem verirler, maneviyatları çok kuvvetlidir.” diyor.
Osmanlı’yı yücelten ve dünyaya hükümran kılan ruhtan bahseden Kavaklı, Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözünü naklediyor, “Osmanlı, insan merkezli bir merhamet medeniyeti kurdu.” cümlesini de kendisi ekliyor. Eser Kanuni merkezli olsa da bütünüyle Osmanlı’nın ihtişam ve zarafetini aksettiren edaya sahip. Tespitler mühimdir, kulak verelim: “Kanunî, devrin bilginleri Zembilli Ali Efendi, Kemalpaşazade ve Şeyhülislam Ebussuud Efendi’ye çok hürmet eder, yapacağı önemli işlerde onların görüşünü alır.”
Osmanlı’yı 634 yıl ayakta tutan temel esaslara temas eden Ali Erkan Kavaklı, “Osmanlı, bilgi ve teknoloji kadar adalete ve dürüstlüğüne önem verir.” hatırlatmasında bulunduktan sonra sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanunî döneminde Osmanlı dünyanın en büyük, en güçlü ve yenilmez devletidir; ilim, sanat, adalet, ticaret, ekonomide dünyanın en iyisidir.”
Sultan Süleyman’ın üstün vasıflarını sıralayan romancımızın çizdiği portre şöyle: “Kanunî; okumayı severdi. Boş zamanlarında imanını güçlendiren ve düşüncesini zenginleştiren kitaplar okurdu. Kur’an tefsiri ve hadis bilgisi çok zengindi. Din konusunda öylesine bilgili idi ki şeyhülislam ona öğretecek bir şey bulamıyordu. Yavuz Selim Han’dan devraldığı 5 milyon kilometre kare vatan toprağını 15 milyon kilometrekareye çıkardı. Devleti için rahatını feda ettik, 200-300 bin kişilik muhteşem ordulara kumanda etti, at sırtında yaşadı, ordu komutanı olarak hayata veda etti. Mekânı cennet olsun.”
Böyle büyük sultanları milletimize nasip eden Rabbimize şükürler olsun. Kanuni Sultan Süleyman’a rahmet, onu ve diğer değerlerimizi yazan, tanıtan, sevdiren Ali Erkan Kavaklı’ya sağlıklı, bereketli, huzurlu ve hayırlı ömür diliyorum. Nice eserlere inşallah.