İbrahim Hoca, 1938 Rize doğumlu.
Hafızlığını, 15 yaşındayken Ahmet Efendi'nin yanında; Heybeliada'da tamamlamış.
Daha sonra eğitimine Dülgerzade Camii'nde devam etmiş.
Dülgerzade'deki hocası, Bacağıkesik İsmail Efendiymiş (İsmail Hakkı Bayrı).
İsmail Efendi, Serez Türklerinden. Çocukken tramvaydan düşmüş ve iki bacağını birden kaybetmiş. Lakabı oradan geliyor.
İbrahim Hoca, yıllarca İsmail Efendi'nin hem talebeliğini, hem de hizmetkarlığını yapmış. Ve kendisinden aşere, takrib (Kur'an-ı Kerim'i on değişik kıraatte okuma) ilmini öğrenmiş.
Dülgerzade'deki bir diğer dostu, yine büyük hocalardan Mustafa Demirkan (Emice) ile beraber yıllarca İsmail Efendi'yi, Ramazan aylarındaki hatimli teravih içinİskenderpaşa Camii'ne sırtlarında taşımışlar.
İsmail Efendi'nin vasiyeti üzerine İbrahim Hoca, Dülgerzade Camii'nde müezzinlik yapmaya ve talebe yetiştirmeye devam etmiş.
Bir yandan talebe yetiştirirken bir yandan Oflu Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hoca'dan Elfiye dersleri almış.
Rahmetli babam ve iki amcam, İbrahim Hoca'nın dizinin dibinde yetişmişler.
Anlattıklarına göre, İbrahim Hoca onları ailesinden ayrı tutmazmış.
Hafızlık için yaz aylarını geçirdikleri Dülgerzade'de her sabah kahvaltıyı İbrahim Hoca'nın evinde yaparlarmış.
İkindi vakti geldiğinde İbrahim Hoca elinde bir demlik ile Camii'ye gelir, onlara kendi elleriyle çay ikram edermiş. Akşam vakti olduğunda İbrahim Hoca'nın hanımı Müyesser Teyze'nin harika yemeklerinden yer ve fazla gecikmeden evlerinin yollarını tutarlarmış.
Eli sopalı Kur'an Kursu hocalarından çok farklı olarak İbrahim Hoca, amcamlar dersleri kaytardığı zamanlarda asla kendilerine kızmazmış.
Oldukça merhametliymiş.
Hatta bir gün Camii'nin içinde uyuma numarası yapıp dersini kaytaran amcamı hiç rahatsız etmemiş ve üstüne güzelce bir örtü örtüp uyanana kadar kendisini beklemiş.
İbrahim Hoca sadece bizimkilere değil, herkese karşı inanılmaz cömert ve ikram sever bir adammış.
Talebeleri, hayatlarında bir kez olsun İbrahim Hoca'nın birisi hakkında kötü konuştuğunu duymamışlar. Kendisine kötülük yapan insanlar hakkında bile yanında konuşulduğunda; etrafındakileri sustururmuş.
Müezzinler ve imamlar için Fatih Camii oldukça prestijli bir yerdir.
İbrahim Hoca, kendisine yapılan ısrarlı teklifler üzerine dostlarını kıramamış ve Fatih Camii'nde müezzinlik yapmayı kabul etmiş.
Ancak rahat edememiş ve birkaç ay sonra yeniden öğrencilerinin arasına; Dülgerzade Camii'ne geri dönmüş.
Biz kendisinin son yıllarına yetişebildik, ancak kısa sürede ne kadar değerli bir insan olduğuna gözlerimizle şahit olduk.
İbrahim Gündoğan Hoca yüzlerce talebe yetiştirmesine rağmen asla bunu bir kibirlenme vesilesi olarak görmedi.
Rahatça ilmini icra etmek istediği için şöhrete ve üne asla tevessül etmedi.
Biz O'ndan razıyız. Allah da O'ndan razı olsun.
"Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına katıl. Ve cennetime gir." (89: 27-30)





