Haber: Fatma Gülşen Koçak

Dijital Dönüşüm Uzmanı Emre Özcan kimdir?

1991 doğumlu Emre Özcan, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu ve Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamış bir Dijital Dönüşüm Uzmanıdır. Kariyerine 2012'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nda başlayan Özcan; Turkuvaz Medya gibi kurumlarda ve kamu sektöründe dijital pazarlama ile sosyal medya alanlarında uzmanlaşmıştır. Aktif bir eğitimci olarak sosyal medya okuryazarlığı ve kadın girişimcilere yönelik dersler vermektedir. Ödüllü "Şehir Engel Tanımaz" YouTube kanalının kurucusu olan Özcan, televizyon programları ve Dijital Karga platformunda içerik üretmektedir. Ayrıca, "Mesleklerin Geleceği" kitabının yazarıdır.

Emre Özcan

Son zamanlarda okullarda yaşanan acı olayalar çerçevesinde dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkilerini ailelere eğitimcilere ve devlet yetkililerine düşen sorumlulukları Dijital Dönüşüm Uzmanı Emre Özcan ile konuştuk.

DİJİTAL DÜNYADA TEMEL RİSKLER VE TEHDİTLER

Dijital dünyada çocuklar ve gençler için bugün en büyük tehlikeler nelerdir?

Bugün en büyük tehlike, kontrolsüz maruziyet ile rehbersiz kullanımın birleşmesidir. Çocuklar ve gençler dijital dünyaya çok erken yaşta dahil oluyor ancak bu alanı nasıl yöneteceklerine dair yeterli bilinç çoğu zaman oluşturulamıyor. Algoritmaların yönlendirdiği içerik akışı, farkında olmadan daha uç, daha dikkat çekici ve zaman zaman riskli içeriklerle karşılaşma ihtimalini artırıyor. Burada asıl mesele içeriklerin varlığı değil, bu içeriklerin zamanla normalleşmesi ve eleştirel süzgeçten geçirilmeden kabul edilmesidir. Ayrıca dijital dünya, sosyal hayattaki eksiklikleri telafi eden bir alan haline geldiğinde, bağımlılık ve gerçeklikten kopma riski de artmaktadır.

ŞİDDET İÇERİKLERİ VE PSİKOLOJİK ETKİLER

Sosyal medya, şiddet içerikleri ve nefret söylemi gençlerin psikolojisini nasıl etkiliyor?

Sürekli tekrar eden şiddet ve nefret dili, genç bireylerde duyarsızlaşmaya ve empati kaybına yol açabilir. Bu içerikler zamanla olağan bir durum gibi algılanmaya başlanabilir. Ancak burada kritik nokta şudur: Dijital içerik tek başına belirleyici değildir. Aile içi iletişim, sosyal çevre, ekonomik koşullar ve bireyin psikolojik durumu bu etkilerin nasıl şekilleneceğini belirler. Destekleyici bir ortamda büyüyen bir genç ile yalnızlık yaşayan, kendini ifade edemeyen bir genç aynı içerikten çok farklı etkilenir. Bu nedenle mesele sadece içerik değil, o içeriğin hangi zeminde karşılandığıdır.

ŞİDDET VE DİJİTAL PLATFORMLARIN ROLÜ

Son günlerde yaşanan okul cinayetleri açısından baktığınızda, dijital platformların etkisi nedir?

Bu tür trajik olayları tek bir nedene bağlamak hem eksik hem de yanıltıcıdır. Dijital platformlar bazı bireyler üzerinde etkili olabilir ancak bu olaylar genellikle çok katmanlı bir sürecin sonucudur. Sosyal izolasyon, ekonomik baskılar, aile içi iletişim eksikliği, akran zorbalığı ve psikolojik destek mekanizmalarının yetersizliği bir araya geldiğinde risk artar. Dijital ortam, bu sorunların üretildiği yerden ziyade, çoğu zaman bu sorunların görünür hale geldiği bir alan olarak karşımıza çıkar. Yani dijital platformlar tek başına sebep değil, bazı durumlarda hızlandırıcı veya görünürlük sağlayıcı bir rol oynar.

ONLINE OYUNLAR VE DİJİTAL TOPLULUKLAR

Online oyunlar ve dijital topluluklar gençleri nasıl etkiliyor?

Online oyunlar ve dijital topluluklar tek başına bir tehdit değildir. Doğru kullanıldığında oyunlar strateji geliştirme, problem çözme, hızlı karar alma ve sosyalleşme gibi birçok olumlu katkı sağlayabilir. Ancak denetimsiz kullanım, uzun süreli ekran maruziyeti ve özellikle yalnızlık hissi ile birleştiğinde riskli hale gelebilir. Burada kritik olan oyunun kendisi değil, kullanım süresi, içerik seçimi ve çocuğun içinde bulunduğu sosyal bağlamdır. Aile desteği zayıf olan, sosyal çevresi sınırlı olan gençler için dijital ortam bazen bir kaçış alanına dönüşebilir.

SİBER ZORBALIK VE GERÇEK HAYAT İLİŞKİSİ

Siber zorbalık ile gerçek hayattaki şiddet arasında nasıl bir bağ var?

Siber zorbalık, bireyin psikolojik dayanıklılığını doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Sürekli aşağılanma, dışlanma ve hedef gösterilme gibi durumlar genç bireylerde ciddi bir stres ve öfke birikimi yaratabilir. Bu durum bazı bireylerde içe kapanma, özgüven kaybı ve depresyon gibi sonuçlar doğururken, bazı bireylerde bu birikmiş öfkenin dışa vurulmasına neden olabilir. Bu nedenle dijital zorbalık, gerçek hayattaki davranışları etkileyen ve ciddiyetle ele alınması gereken bir risk alanıdır.

AİLELER İÇİN UYARI İŞARETLERİ

Aileler hangi işaretlere dikkat etmeli?

Aileler için en önemli sinyal, çocukta gözlemlenen ani davranış değişiklikleridir. İçe kapanma, aşırı öfke, uyku düzeninde bozulma, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, sürekli ekran başında olma ve gizlilik eğiliminin artması dikkat edilmesi gereken başlıca işaretlerdir. Ancak burada sadece kontrol etmek yeterli değildir. Çocukların kendilerini rahatça ifade edebileceği bir güven ortamı oluşturmak gerekir. Aksi halde çocuklar yaşadıkları sorunları gizlemeyi tercih edebilir. Ailelerin dijital dünyayı anlaması ve çocuklarıyla bu konuda açık iletişim kurması büyük önem taşır.

OKULLARIN SORUMLULUĞU VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Okullar hangi önlemleri almalı?

Okullar, sadece akademik bilgi aktaran kurumlar olmaktan çıkmalı ve öğrencilerin dijital dünyaya hazırlıklı bireyler olarak yetişmesini sağlamalıdır. Dijital okuryazarlık, medya bilinci ve güvenli internet kullanımı eğitim müfredatının bir parçası haline getirilmelidir. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, öğrencilerin psikososyal durumları düzenli olarak gözlemlenmelidir. Erken uyarı sistemleri sayesinde riskli davranışlar büyümeden fark edilebilir. Okulların bu süreçte ailelerle iş birliği içinde hareket etmesi de oldukça önemlidir.

ALGORİTMALAR VE GERÇEKLİK ALGISI

Algoritmaların etkisi nedir?

Algoritmalar, kullanıcıyı daha uzun süre platformda tutmayı hedefler ve bu doğrultuda dikkat çekici içerikleri öne çıkarır. Bu içerikler çoğu zaman uç, çarpıcı ve duygusal yoğunluğu yüksek içerikler olabilir. Genç bireyler bu içeriklere sürekli maruz kaldığında, gerçeklik algılarında kaymalar yaşanabilir. Dünya olduğundan daha tehlikeli ya da daha normal dışı bir yer gibi algılanabilir. Ancak burada yine belirleyici olan, bu içeriklerin nasıl yorumlandığı ve bireyin bu noktada ne kadar bilinçli olduğudur.

YETKİLİLERE YÖNELİK POLİTİKA ÖNERİLERİ

Yetkililere önerileriniz nelerdir?

Dijital platformlar içerik politikalarını daha etkin hale getirmeli ve zararlı içeriklerin yayılımını sınırlandırmalıdır. Bununla birlikte ailelere yönelik dijital bilinçlendirme programları artırılmalı, okullarda bu konuda eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Özellikle sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklar için dijital okuryazarlık ve psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Çünkü dijital riskler çoğu zaman sosyal eşitsizliklerle birlikte daha derin hale gelir. Bu konu sadece teknoloji değil, aynı zamanda bir sosyal politika meselesidir.

TOPLUMSAL MÜCADELE VE ORTAK SORUMLULUK

Toplum olarak nasıl bir mücadele vermeliyiz?

Bu meseleye tek boyutlu yaklaşmak mümkün değildir. Aileler, okullar, kamu kurumları ve dijital platformlar birlikte hareket etmelidir. Yasaklayıcı ve korku odaklı yaklaşımlar yerine, bilinçlendirici ve yönlendirici bir yaklaşım benimsenmelidir. Çocukları dijital dünyadan tamamen uzak tutmak artık gerçekçi değildir. Önemli olan, onları bu dünyada doğru şekilde var olabilecek bilgi ve farkındalıkla donatmaktır. Güçlü aile yapısı, bilinçli eğitim sistemi ve dengeli dijital politikalar bir araya geldiğinde, riskleri azaltmak ve daha sağlıklı bir dijital toplum inşa etmek mümkündür.

YASAKLAMA MI, YÖNLENDİRME Mİ?

Dijital dünyayı riskli alan olarak görüp tamamen yasaklamak çözüm olabilir mi?

Dijital dünyayı tamamen riskli bir alan olarak görmek de doğru değildir. Çünkü aynı platformlar, doğru kullanıldığında eğitim, gelişim ve fırsat eşitliği açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Bugün bir çocuk dünyanın en iyi eğitim içeriklerine ulaşabilir, farklı kültürleri tanıyabilir ve kendini geliştirebilir. Ancak burada belirleyici olan erişim değil, bu erişimin nasıl yönetildiğidir. Bilinçsiz kullanım, fırsatı riske dönüştürürken; bilinçli kullanım, riski fırsata çevirebilir. Bu nedenle yapılması gereken şey yasaklamak değil, yönlendirmektir. Çocuklara ve gençlere “uzak dur” demek yerine “nasıl kullanacağını öğren” demek çok daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Dijital dünya artık hayatın dışında değil, tam merkezindedir. Bu yüzden çözüm, bu dünyayı reddetmek değil; onu doğru anlamak ve doğru şekilde yönetmektir.

Resim6-12

EKRAN SÜRESİ VE İÇERİK YÖNETİMİ

Ekran süresini azaltmak yerine doğru içeriklere yönlendirmek çözüm olabilir mi?

Sadece ekran süresini azaltmaya odaklanmak çoğu zaman yeterli değildir. Önemli olan, geçirilen zamanın nasıl değerlendirildiğidir. Üretken içerikler, eğitici videolar, araştırma ve öğrenme süreçleri çocukların gelişimine katkı sağlarken; kontrolsüz ve amaçsız tüketim tam tersine zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve motivasyon kaybı yaratabilir. Bu nedenle aileler ve eğitimciler, süreyi sınırlamak kadar içeriği yönlendirmeye de odaklanmalıdır. Çocuğun ne izlediğini, ne oynadığını ve kimlerle etkileşim kurduğunu anlamaya çalışmak, doğrudan yasak koymaktan çok daha etkili sonuçlar verir. Dijital dünyada sağlıklı bir denge kurabilmek, hem bireysel farkındalık hem de çevresel destekle mümkün hale gelir.

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

BİM - kamuoyu açıklaması
BİM - kamuoyu açıklaması
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Haber Merkezi