0

Türkiye, uzun yıllardan beri devam edegelen yargı problemini çözmeye çalışıyor. Adalet ve yargı arasındaki denklemi yeniden inşa etmeye çalışan bu ülke, demokratik yargı mekanizmasının oluşması kavgasını veriyor. Bir taraftan vesayet ve çıkar odaklarının baskısı, diğer taraftan da demokratik hukukun inşası süreci… Kavga her geçen gün biraz daha derinleşiyor ve yeni boyutlar kazanıyor. Bunun yanı sıra, mevcut iktidara karşı girişilen 17 ve 25 Aralık tarihli darbe girişimlerinin bir ayağında yargı mekanizmasının da bulunduğu hatırlanmalıdır.

Hukukun ve Adaletin Ölümü…

Hükümet ile HSYK arasında yaşanan kavga, adaletin ne hukukun içler acısı halini ifşa ediyor. Son dönemde yeni vesayet odağına dönüşen ve kendilerini Camia olarak tanımlayan Fethullah Gülen hareketi, HSYK'yı ele geçirmeye çalışıyor. Medya üzerinde yaşanan tartışmalar, Camia'nın yargı içindeki varlığının boyutlarını gösteriyor. Açıkçası, adalet dağıtması gereken kurumlar, vesayetin ve belli bir grubun çıkarına hizmet eden yapılara dönüşmüş durumda. Kısacası, HSYK, Camia'nın baskı aygıtına dönüşmüştür. Hukuku kendi tekeline alan böylesi çıkar odakları, toplumsal barışın ve bütünlüğün dinamitleridir. Böylesi bir hukuk, ne adalet dağıtır ne de toplumsal güvene kaynaklık eder.

Çiçero'yu Dinleyelim;

Hukuk, insanlığın en büyük keşiflerinden birisidir. Toplumsal istikrar, ilahi nüveler taşıyan adalet fikri ile dünyevi formlarla oluşturulan hukuk arasındaki ilişkinin sağlıklı olmasına bağlıdır. Romalı Cicero, içinde yaşadığı site rejimin istikrarı için şöyle bir denklem kurar: "Sitede; denge, haklar, görevler ve yükümlülükler yoksa hakimlerin yeteri kadar yetkisi, büyükler meclisinin yeterli otoritesi, halkın yeteri kadar özgürlüğü yoksa o zaman, rejim istikrarlı olamaz." Rejimin istikrarı ve toplumun barışı böylesi bir ilişkinin varlığına bağlı değil midir?

Cemaat, Elini Yargıdan Çekmeli

7 Şubat 2012, 17 ve 25 Aralık tarihinde yaşanan darbe girişimleri, Camia'nın yargı üzerindeki tekelini ortaya serdi. Her dönem farklı yapıların vesayetinde olan yargı, neredeyse Camia'nın sığınağına dönüşmüş durumda. Camia'nın kontrolündeki bir hukuk... Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile YARSAV Başkanı Murat Arslan arasında yaşanan tartışma, hukukun iflas ettiğini göstermiyor mu?

Adaletin inşası ve hukuk devleti olmanın yolu, demokratik bir hukuk mekanizmasının oluşmasından geçer. Hukuku iflas ettiren veya hukuku bir yapının vesayetine terk eden bir siyasal sistem, adalet dağıtma özelliğini kaybeder. Bundan dolayı hükümet, iç ve dış vesayet odaklarının üzerine giderek demokratik hukuk sistemini inşa etmeli ve adalet dağıtan bir siyasal sistemi kurmalıdır. Camia da yargıdan elini çekmelidir. Hukuk, kimsenin tekeline bırakılamaz.