İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak, sokakları göle çevirdi. Ev ve iş yerlerini su bastı, çok sayıda araç kullanılamaz hale geldi. Can kayıplarının yaşandığı sel, kentte büyük hasara yol açtı.

Yaşananların ardından akıllardaki soru ise aynı: İstanbul’da benzer yağışlar yeniden görülebilir mi? Üstelik bu risk yalnızca İstanbul’la mı sınırlı? Türkiye’nin başka bölgelerinde de benzer felaketler yaşanabilir mi? Yağışların nedenini ve önümüzdeki dönemde Türkiye’yi nelerin beklediğini İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölüm Başkanı ve iklim bilimci Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’e sorduk.

Ortalama olarak bakarsak, kış döneminde yağışlar olağandan daha fazla olacak gibi bir görüntü var. Bu sadece İstanbul için değil, Türkiye genelinde, özellikle kıyı bölgeleri için olacakmış gibi gözüküyor.

Kısa sürede yüksek miktarda yağış yeni normal

İstanbul’da geçtiğimiz günlerde etkili olan yağışların kış mevsiminde görülebilecek doğal bir hadise olduğunu belirten Prof. Dr. Gönençgil, buna karşın kısa sürede yüksek miktarda yağış düşmesinin ise olağan dışı bir durum olduğuna dikkat çekiyor:

“Daha kısa zamanda daha yüksek yağış düşmesi ekstrem bir olaydı. Bazı yerlerde yağışlar azalabilir, bazı yerlerde yükselebilir. Bu, doğal bir süreç içerisinde gelişir. Ancak bu olay, yani kısa zamanda daha fazla yağış düşmesi ve bu tür hadiselerin tekrarlama sıklığının artmış olması bizim için yeni bir normal” dedi.

Benzer yağışlarla hem bu kış hem de gelecek yıllarda karşılaşmanın mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gönençgil, kıyı bölgelerdeki riske de işaret ediyor:

“Özellikle coğrafi faktörlere bağlı olarak da kıyı kesimlerinde bunları fazlasıyla görebileceğiz. Karadeniz kıyıları bu konuda son derece hassas. Aynı zamanda Akdeniz kıyıları da… Çünkü dağlık alanların varlığı aynı zamanda bu yağışların daha da fazla yükselmesine sebep oluyor.”

Bu kış Türkiye’yi nasıl bir hava bekliyor?

Peki Türkiye’yi nasıl bir kış bekliyor? Yanıtını Prof. Dr. Gönençgil’den öğreniyoruz:

“Ortalama olarak bakarsak, kış döneminde yağışlar olağandan daha fazla olacak gibi bir görüntü var. Bu sadece İstanbul için değil, Türkiye genelinde, özellikle kıyı bölgeleri için olacakmış gibi gözüküyor. Dolayısıyla özellikle Karadeniz başta olmak üzere belli kentlerde, belli yerlerde ve coğrafi olarak problem oluşturabilecek kısa mesafelerde akıntı hızının kuvvetlendiği yerler var.”

Sel riski özellikle kıyı bölgelerinde artıyor

El Nino ve iklim değişikliği de bu tür şiddetli meteorolojik olayların değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Gönençgil, bu etkenleri birlikte ele almak gerektiğini belirterek şöyle devam ediyor:

“El Nino'nun domino etkisiyle dünyanın farklı bölgelerine etkilerini olduğunu biliyoruz. Ve bu tarz El Nino'nun kuvvetli geliştiği zamanlarda, yıllarda ise Doğu Akdeniz, Akdeniz; daha doğrusu Avrupa'nın güneyi ve içinde bulunduğumuz coğrafi bölgede yağışların arttığını da söyleyebiliyoruz. Bu sene de kuvvetli bir El Nino yılı. Dolayısıyla bu şekilde bir ilişki kurmak mümkün.”

Isınan hava daha fazla nem tutuyor

Şiddetli yağışların nedeni yalnızca El Nino değil... Kış aylarında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması, buharlaşmayı artırarak atmosferdeki nem miktarını da yükseltebiliyor. Bu ise uygun koşullarda daha şiddetli yağışların oluşmasına zemin hazırlıyor.

Sosyal medyadan tetikçi ağı kuran suç örgütüne operasyon: 85 gözaltı
Sosyal medyadan tetikçi ağı kuran suç örgütüne operasyon: 85 gözaltı
İçeriği Görüntüle

Ani hava olaylarının önümüzdeki dönemde de görülmesi mümkün. Küresel ısınma, şiddetli yağış ihtimalini ve bu tür olayların tekrarlanma sıklığını artıran etkenlerden biri. Prof. Dr. Gönençgil, sıcaklık artışının yağışlar üzerindeki etkisini ise şöyle açıklıyor:

“Isınan hava daha fazla nem tutuyor. Sıcaklıkların yaklaşık 1 derece artması havanın yüzde 7 oranında daha fazla nem tutması anlamına geliyor. Özellikle Türkiye koşullarında ve Türkiye'nin coğrafi özellikleri dikkate alındığında artan her türlü sıcaklık daha fazla yağış ihtimalini beraberinde getiriyor.”

Kentler meteorolojik afetlere ne kadar hazır?

Meteorolojik afetlerin daha sık yaşanma ihtimali, kentlerin bu risklere karşı hazırlıklı olmasını da önemli hale getiriyor. Prof. Dr. Gönençgil, şehirlerin yalnızca depreme karşı değil, şiddetli hava olaylarına karşı da dayanıklı olması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Aslında orada şöyle bir şey yapmak lazım. 'Sinerjik dayanıklık' dediğimiz bir kavram var. İstanbul'da ve Türkiye'de depreme karşı kentsel dönüşümü konuşuyoruz. Bununla birlikte artan atmosfer afetlerine karşı da hazırlıklı olmak ve buna uygun yerleşimler oluşturmak durumundayız. Sadece depreme dayanıklı bir bina değil; o binanın aynı zamanda meteorolojik hadiseler karşısında da dayanıklılığı önemli.”

Kaynak: TRT Haber