0
Türkiye evreninde her şey birbirine bağımlı, tıpkı, "Kelebek Etkisi" gibi… Ankara'da bir kelebeğin kanat çırpması, Güneydoğu dağlarında kasırganın kopmasına neden oluyor. Bir taraftan çözüm süreç sürdürülmeye ve kardeşlik tesis edilmeye çalışılıyor, diğer taraftan da Meclis'ten İç Güvenlik Paketi'ne onay alınmaya çalışılıyor. Özgürlük ve kardeşlik ile beraber güvenlik yeniden inşa ediliyor. Kısacası, Türkiye hem iç güvenliğini sağlamaya hem de çözüm sürecini konuşmaya devam ediyor.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Pakistan ziyaretinin ilk gününde düzenlemiş olduğu basın toplantısında çözüm sürecinin kritik aşaması hakkında bilgiler verdi. Konuşmasında "Türkiye'de her şeyin amacı demokrasidir, fikir özgürlüğüdür. Eğer bir ülkede demokrasi varsa o zaman silahlara ne ihtiyaç var… Türkiye'yi Suriye, Irak şartlarında dönüştürmek varsa buna teslim olmak mümkün değil. Bu anlamda, biz de çözüm sürecinin kritik bir aşamada olduğunu söylüyoruz. Hükümetimiz çözüm süreci konusunda tereddütte değildir. 2013 Martı'nda verilen silahsızlanma ifadesini beklemek hepimizin hakkı."
PKK, Çözüm İstiyor mu?
Davutoğlu'nun açıklamalarından anladığımız üzere, hükümet haklı olarak, 2013 Mart'ında PKK'nın vermiş olduğu sözü yerine getirmesini bekliyor. Süreç, keskin bir hat üzerinde devam ediyor. Hükümet, gerekli özeni ve titizliği gösteriyor. Devlet, neredeyse, Güneydoğu'da yok. Kamu düzeninin bozulma ihtimaline rağmen, şiddet kullanımını kendi tekelinde bulunduran devlet aygıtı, suskunluğunu koruyor. Ya PKK'nın kurnazlığına ne demeli?
O dönemi hepimiz çok iyi hatırlıyoruz; usta gazeteci Hasan Cemal dağlara çıkmıştı. PKK'nın sınır dışına çekilmesini izlemek için… Ancak, anlaşılan, kazın ayağı pek öyle değilmiş. Çünkü kısa bir süre sonra, PKK'lı gençler yol kesmeye başladılar. Hatta bir kısmı PKK'lılar, BDP Milletvekilleri ile Şemdinli'de kucaklaşmıştı… Şaşırmıştık; PKK, sınır dışına çekilmişti.
Buna rağmen KCK yapmış olduğu açıklamada Hükümeti tehdit ediyor; KCK'ya göre AKP; "Oyalama politikasından vazgeçmelidir. Niçin hala müzakereye oturmadığını kamuoyuna açıklamalıdır. Zihniyetinde hiçbir değişiklik ve pratik uygulamada hiçbir adım atmayan, müzakereye dahi oturmayan AKP, Kürt Halk Önderi'nden ve hareketimizden hangi yüzle ve hangi politik ahlakla açıklama yapmamızı bekleyebilir. 15 Şubat'a kadar başlaması gereken müzakerede hayli yol alınmalıyken, AKP henüz müzakereye bile gelmiş değildir. Oysa 15 Şubat tarihi bizim için çok önemliydi. AKP'nin bu tutarsız ve müzakereye gelemeyen politikaları nedeniyle süreci ve AKP'nin yaklaşımlarını ciddi biçimde sorgulama hakkımız doğmuştur. Şimdi hareket olarak böyle ciddi ve kritik bir sorgulama ve yeni kararlar alma aşamasındayız" dedi. Kısacası, KCK'ya göre; müzakere yokmuş, herhangi bir adım atılmamış.
PKK, silahsızlanmalı!
KCK Eşbaşkanı Bese Hozat da Özgür Gündem'deki köşe yazısında; "İç güvenlik paketi, Kürtlerin, Alevilerin ve demokrasi güçlerinin Türkiye'yi demokratikleştirme çabalarına büyük bir darbedir" diyerek eleştiri oklarını hükümete yönlendiriyor.
Aslında hükümet ile KCK yöneticileri arasındaki söz düellosu, özgürlük ve güvenlik sorununu gün yüzüne taşıyor. Her iki gerçeklik de birbirine bağımlı; özgürlüğün olmadığı yerde güvenlik, güvenliğin olmadığı yerde özgürlük olmaz. Silahsızlanma sağlanmadığı müddetçe, devletin soğuk yüzü hissedilecektir. Hükümet de kamu düzenini sağlamak zorundadır.
Kıssadan hisse; PKK, oyalama taktiği izleyerek, güçlüyüm imajı vermeye çalışıyor. Bölgede itibarını ve gücünü korumaya ve artırmaya çalışıyor.