Habis bir ur gibi büyüyen kan emici sakırgalar devletimizin sırtına yapışmış ve büyüdükçe büyümüştü.
Sıra bu birikmiş safraları atmaya gelmiş olmalı ki operasyon üstüne operasyon ile her sabah yeni bir müjdeye uyanıyoruz.
Tutarlı ve kararlı bir şekilde ve sanırım planlıda yapılan bu operasyonlarla devlet sırtındaki bu habis urlara operasyonlar düzenlemeye ve safra boşaltmaya daha uzunca bir süre devam edecek gibi.
Bahis çetelerinden siber suçlara, beyaz et mafyasından sosyal medya haydutlarına kadar her gün yeni bir operasyonlar ile safra boşaltmalar hız kesmeden devam etsin ki vatandaşın devlete olan güven zaafı son bulsun.
Eski Türkiye günlerinde mahalle mafyalarına kadar sorun büyümüş ve içinden çıkılmaz hal almıştı. O yıllarda muayeneme dadanan mafya bozuntularını bugün var olsalar görürüm ama göremiyorum.
O karanlık yıllarda Ülkemiz faili meçhuller listesinde ön sıralara yükselmiş, can güvenliği ciddi tehdit altında anarşi ve terör, ekonomik sıkıntıların önünde ilk gündem maddesi olarak uzun yıllar böyle devam etmişti.
Geçmişte sümen altı olan birçok meseleye neşter vurma erkinde olan bir devlet iradesi var ve giderek güçlenerek kendini her alanda hissettiriyor.
Mafyanın tehdit gücü zayıflasa da uyuşturucuda, sanal kumarda sebze ve meyve hallerinde, beyaz ete hatta iş insanlarının devletle yaptığı işlerde varlığını sürdürmeye devam eden çantacılara kadar uzanmalı temennim gerçek olur inşallah.
Her seçim döneminde patates soğan mafyası arzı endam eder ve tarladaki fiyatının on katına vatandaşa bu temel gıdaları yedirerek algı pazarını da harlardı. Üç harfli marketler zinciri boş durmaz ve etiket değiştirme mesaisi yaparak geceleri de çalışırdı.
Devletimizin kurumları var ama koyduğu kuralları uygulamamakla övünen garip bir halkımız da var.
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak mottosuna kalben inanmak istiyorum. Adam sendeci yâda adam kayırıcı olmanın yerini liyakat alsın. Liyakat gömleği giyen de hakkaniyetli olup iki dünya olduğu inancı ile işini iyi yaparsa kurumlarımızın kuralları oturur.
Adalet bakanlığı ilgili diğer bakanlıklarla birlikte haksız kazanç heveslisi vicdan yoksunu kişi ve kuruluşlara dokunmaya başladı, vatandaşın canını yakanları tespit ederek canlarını yakmayı hız kesmeden sürdürecek gibi.
Hayırlı olsun devamı da gelsin. Kanaat fakiri açgözlü canavarlar bir bir temizlensin hatta teşhir edilsin ki tağşişte olduğu gibi caydırıcı olsun.
Vicdansızın hakkından devletimiz gelsin ki, vatandaş devletine daha bir güvensin ve sahip çıksın.
Ben yaptım oldu kolaycılığı yâda işine gelirse tehdidi ile bugünlere geldik ama mehter takımı gibi bir iler bir yana hatta bir geriye bundan sonra gitmeyelim.
Devletin sopası namuslu dürüst insanlara değil hak edenlere işlesin. Yaptığı kötülük yapanın yanına kar kalmasın.
Milli takımımızın dünya kupasına katılma hakkı elde etmesi nedeni ile Ak parti bir marş hazırlamış. İzledim. Son çeyrek yüzyılda ülkemiz ayağına takılan çelmelere rağmen nereden nereye gelmişliğimizi de içinde barındıran bu marşı elbette Erdoğan düşmanları ateş topuna tutmuşlar ha bire sallıyorlar. Sebep açık Erdoğan döneminde yapılan hizmetler görselleştirilmiş yerli ve milli sanayimizin ürünleri paylaşılmış. Birde Erdoğan’ın halkımızı kucaklaması ve devlet millet kaynaşmasının manifestosu var.
İşkembeden sallamak yerine bir marşta bir hazırlayalım deseler ve iki marş ile dünya kupasında sahaları inletsek olmaz mı.
Olur olmasına da kitlenin niyeti üzüm yemek değil. Bağcı dövmek olunca ipe un sermeler devam ediyor.
Okul yıllarından tanıdığım bir yurttaş Merhum Özal döneminde çantacılık olarak ifade ettiği ve benimde o yıllardan hafızamdan silinmeyen bir olaydan bahsetmişti.
RES sattığını söylediğinde ne olduğunu sormuş ve aldığım cevaba çok ama çok şaşmıştım.
Devlet o yıllarda da çok önemli olan enerji meselesinin çözümünde rüzgâr, su ve güneşi kullanmak için ruhsatlar ve teşvikler veriyormuş.
O yurttaşımız rüzgâr enerjisi ruhsatı almış ve elini ılıktan soğuğa vurmadan bu ruhsatı pazarlıyor hem de yüksek bir ücretle ve buradan para kazandığını övünerek anlatmıştı.
O günden bugüne çantacılık bir meslek olmuş ve halen devletimizin sırtından kan emmeye devam ediyorlar.
Son günlerde maalesef sık duymaya başladığım bu konuda da devletimiz ivedi bir çözüm bulmalı ve etrafta dolaşan doğru-yanlış algılara son vermeli.
Algı tüccarlarının köpürterek biri bin yapıp Erdoğan düşmanlığını körüklemelerine de müsaade etmemeli diyorum.
Sağlık ve mutluluk dileklerimle.