0

Ramazan ayının ilk haftasını Suriye'de devam eden savaş, kan ve gözyaşlarıyla idrak ediyoruz. Savaşlar nedeniyle içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük göç dalgasıyla karşı karşıyayız. Milyonlarca insan evini, yurdunu terk ederek olumsuz insani koşullar altında çalışmaya ve yaşamaya devam ediyor.

Küreselleşmenin, insan tarafı yok!

Küreselleşme devrinin başlamasıyla birlikte sermaye, mal ve hizmetler çok daha rahat yer değiştiriyor. Toplumsal değişime paralel insanlarda tüketim eğilimi hızla artıyor. Kentleşme, üretim araçlarında değişim, kitle araçlarında hızla gelişme, insanlığı değiştirmeye toplumları dönüştürmeye tüm hızıyla devam ediyor. İnsanlar üretilen mal ve hizmetlerle hayatına yön veriyor. İnsan, adeta tüketim nesnesine dönüşüyor. Popüler kültürün ürettiği araçlar yaşamını kuşatıyor, hayat ile ilgili değerlerini oluşturuyor.

Vahşi kapitalizm yoksulluk sebebidir.

Liberal piyasa ekonomisinin fikir babaları küreselleşmenin bütün dünyaya refah artışı bahşedeceğini söylüyorlardı. Aradan yıllar geçti ama milyonlarca insan hala fakirlik çekiyor, içecek su bulamıyor, tıbbi bakımdan ve eğitimden yoksun yaşıyor.

Maddi kalkınma huzur ve mutluluk getirmiyor. Farklı toplum kesimleri arasında derin yaralar açıyor. Toplumsal yaşamda mutlu olamayan bireyler kendisine yön verecek, özdeşim kurabileceği model karmaşası içinde ruhsal sorunlara ve sıkıntılara doğru sürükleniyor.

Kalabalıklar içinde yalnız, ilke ve değerlerden yoksun yaşamını sürdürüyor.

Maddi varlıklara sahip olma yarışına giren modern birey duygularıyla hareket ederken akıl, ilke ve vicdanı dışlamış adalet duygusunu yitirmiştir. Kişilik, kimlik, duruş gibi kavramlar yerine statü ve para yer değiştirmiş insanlar sahip oldukları ile saygın olmak uğruna kendi benliğini dışlayıp maskelerle yaşamını sürdürüyor.

Gücü değil Hakkı üstün tutmak!

İnsan varoluşsal temelini akıl, vicdan ve inancından aldığı kaynaklarla oluştururken bu kaynakları algılama, anlama ve keşfedebilme seviyesine bağlı olarak hayatına olumlu yön verebilir. İnsan, güç merkezli modern dünya düzeni karşısında kendisini tüketen bir nesne olarak değil "hakkı üstün tutarak", değer üreterek sahip olma çabası yerine "var olmaya" çalışmalıdır.

Var olan, hakkı üstün tutan insan, içsel huzuru yakalayarak yaşadığı ortamda pozitif bir değer katar. İçinde yaşadığı topluma güvenli ve girişimci duruşuyla yön verir. İnsanlığın yeniden yapılanma sürecinde aksiyoner davranışlar ortaya koyar. "Aksiyoner insan" sadece kendinin değil insanlığın sorunlarıyla dertlenir. İnsanların sorunlarını çözüm için kendi kaynaklarını harekete geçirmelerinde uzatılan bir eldir ve dokunuştur, kurtarıcı değildir.

Ramazan ve kardeşlik iklimi

Ramazan, kardeşlik ikliminin gelişimine katkı sunar. Toplumsal hayat içinde tutumlarımızı, benlik ve kişiliklerimizle ortaya koyarız. Karakterimiz, bizi diğer kişilerden farklı kılan ve yaşamı anlamlı kılan özelliklerimizi oluşturur. Toplumsal ilişkilerimizde karşımızdaki kişiyi ötekileştirmeden, farklılıklarımıza saygı çerçevesinde kardeşlik iklimin gelişimiyle hayatı yaşanır kılabiliriz. Ramazanın rahmetiyle, yardımlaşma ve dayanışma ile müminler huzur içinde hayatın yaşanmasına öncülük eder.

Yardımlaşma ve dayanışma

Ramazan rahmet ve bereket ayıdır. Zenginle fakiri dengeleyen, eşitleyen, toplumsal adaleti sağlayan bir aydır. Cemiyet olarak sosyal sorunlar karşısında ilgisiz ve tepkisiz kalmak yerine ramazan ikliminin getirdiği manevi atmosferle ortak duyarlılık oluşturmalı birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhuyla sorunlarımıza çözüm üretebilmeliyiz.

Mübarek Ramazan ayına has rahmet, bereket ve mağfiret ile hemhal olmanız dileği ile hayırlı ramazanlar dilerim.