0

Dünyayı kimler yönetiyor? Sorusunu defalarca duymuş, kimin yönettiğini bildiğimizi ifade eden tavırlarla çoğu zaman burun büktüğümüz de olmuştur. Gerçekte dünyayı kimler yönetiyor sorusunun cevabı oldukça muğlak.

Özellikle bütün değerlerin küreselleşebildiği şu dünyada kimin yada kimlerin yönettiğinden çok, kimlerin kontrolünde değerlere büründüğünü, arka planda değerleri kontrol edenlerin kimler olduğu önemli.

Çoğu zaman baş aktrörün oyun sahasında hiç de rolü olmadığını, oyun bitmeye yakın yada bittikten, kenara bir posa gibi atıldıktan, sonra farkedilebiliyor. Kimi zaman da kenara atılmasından bile sadece piyon olduğunu görebilecek ferasetten bile yoksun küresel hengamenin içinde bütün oyunlar ve oyunun içindekiler küresel değerleri kontrol edenlerin ezici dişlileri arasında kaybolup gidebiliyor.

Sanayisi, ekonomisi, üretimi, parası hatta silah gücü devasa boyutlarda güçlü olan ülkeler bile farkında olmadan bu küresel değer zincirinin arasında basit bir piyon olduğunun farkında bile olamıyor, zincirin daha da güçlenip ayağında, elinde, gerçek bir ifade ile beyinlerinde, prangalaşabildiğinden habersiz, zincirlerin daha da güçlenmesi için habire paryalaşabilmekte.

En basit ifade ile yıllarca ülkemizin aydınlık talihini karartan "Derin Devlet" diye gizli korkulardan bahsedilir, fakat bir türlü bu Derin Devlet'in ne, yada kim olduğu, arkasında hangi güçlerin olduğu, yada olabileceğini farkedemez, bir türlü yakamızı kara talihlerten kurtaramazdık.

Neyse ki şimdilerde biraz başımızı doğrultup küresel arenada kimlerin at koşturup, kimlerin atlara koşumlar düzdüğünü görebilme ferasetine sahip erler yetişmeye başladı.

Bir bakıyoruz, huzur içinde yaşamını sürdürüp gelen bir ülkede beklenmedik bir anda ihtilal olabiliyor, savaşlar çıkartılabiliyor, iktisadi krizler birbiri ardına takibedebiliyor, suikastler düzenlenip, devasa şirketler el değiştirebiliyor. Yıllarca çok özel stratejilerle manevi değerlerimizin içine yerleştirilen hazır bombalar bir anda zamanı geldikçe birer birer patlatılabiliyor, uyanan uyanıyor, hipnotizması çok güçlü olanlarsa uyumaya devam edebiliyor.

Kim oldukları çok fazla belli olmayan birkaç ailenin kurduğu dünya hegemonyası altında, dünden razı çağdaş hizmetçilere her türlü işler yaptırılabiliyor, kendi varlıklarının devamı için her türlü yol meşrulaştırılıp bu yolda din, dil, ırk ayrımı yapmadan zaafı olan gönüllüleri kendilerine hizmetçiler yapabiliyorlar.

İnsan zaaflarından istifade eden bu aile, dünyada kendilerine hizmet ettiremeyecekleri hiçbir kişinin, toplumun yada devletin olmadığına inanıyor. Kimisini para, kimisini iktidar, kimisini dini, kimisini de zaafiyetinin farkında olmadığı zaafiyetlerle kendine himet ettirmekte, bunu da yaşamın vazgeçilmez değeri oksijenin sessiz sedasız tahakkümü gibi gizlice yapmaktadırlar.

Hesapları tutmayınca, yeni düzenekler kuruncaya, yeni gönüllüler buluncaya kadar savaşlar başlatabilmekte, dengeleri kendi lehlerine çevirebilmek için açtıkları savaşları durdurabilmekte, borsalara takla attırıp, faiz oranlarını altüst edebilmekte, ülke ekonomilerini rakamlarla kalbur gibi sallayıp elenmesi gerekenleri eleyebilmekteler.

Bunun için de hertürlü sınıf ayrımlarını bilinçli olarak desteklemekte, algı operasyonları ile geceyi gündüz, gündüzü geceye çevirebilecek medya gücünü ellerinde hazır bulundurmaktadırlar. Ayrıca kuracakları oyunları, entrikaları da servis edebilecek, gizli örgütleri her ülkeye yerleştirdikleri oyun kurucularla kontrol edebilmekte, bunun için de Birleşmiş Milletler gibi küresel kurumları başat olarak kullanmakta, başlarına getirttikleri beş daimi üye sayesinde de istedikleri her şeyi yeri geldi mi güç ile uygulattırmaktadırlar.

Şimdi, kim için çalışıyor, kim için yaşıyoruz yeniden düşünme vaktidir. Farkında olmadan kime hizmet ettiğimizi ellerimize ve ayaklarımıza geçirilmiş görünmez prangaları özel sensörlerle görme vaktidir. Bu da ancak beynimize ve kalbimize geçirilmiş hayali prangalardan, entellektüel bağlardan kurtulmakla başarılabilir.

Artık dengeler değişmek zorunda, sadece Müslümanlar değil, bütün insanlık için oynanan oyunlardan ve zulümlerden kurtulma zamanı gelmiştir.

Bu zulümleri daha fazla ne yeryüzü, ne de gökyüzü kaldırabilir. Özgürlük savaşçılarının kendi değerlerini kuşanıp, maddi ve manevi zincirlerden kurtulmalarının vakti gelmiştir. Vakit Musalar'ın Fravunlara, İbrahimler'in Nemrutlara başkadırma vaktidir.